12 Ocak 2013 Cumartesi

Makale Yazarlığı Konusunda Kendine Güvenmenin Sınırları Hakkında



 Makale yazarlığı yaparken kendine güvenli olmak iyi bir şeydir. Kendine güvenmek genel olarak iyi bir şeydir zaten; ancak insanlar onun şeyini çıkarıp şımarıklık, ukalalık, kendini olduğundan çok daha yukarıda görmek gibi hallere getirdikleri zaman kötü bir şey haline geliyor.

Ben bu iş için başvurularda bulunmaya başladığım zaman şunları biliyordum: Temel yazım kurallarını biliyorum. Genel olarak ortalama düzeyde, ısındığım şeyleri yazarken ortalamanın biraz daha üstüne çıkabilen bir kompozisyon yeteneğim var. Artık eskisi kadar olmasa da, memleket ortalamasının üstünde sayılabilecek seviyede bir okuma alışkanlığım olduğundan ötürü, kelime hazinem geniş sayılır. Oldukça düzgün cümleler kurabilirim, yalnız; makale yazmaya çalışırken daha da iyi anladığım gibi, fazla uzun cümleler kurma eğilimime hakim olmam gerekiyor. İşte bunlara güvenerek atıldım bu işe. Ve; gerçekten de internette gördüğüm birçok metinden daha düzgün bir Türkçe'yle yazabildiğim ve bana iş verenler de bazen bunu ifade ettiği halde, tökezlediğim konular oldu.
Makale yazarlığı ne çok zor bir şey, ne de çok kolay; kendine göre bir raconu var. Birtakım teknikleri var. Kişilerin veya firmaların istedikleri yazıların kendine özgü özellikleri oluyor ve bunu kavramak belli bir zaman alıyor. Yazmakta özellikle zorlandığınız konular oluyor; hiç hoşlanmadığınız, hatta bu yüzden yazmayı reddettiğiniz konular oluyor bir süre sonra. Bu sebeple yazı yazdığım bir firmayla küstük mesela. Bana illet olduğum bir konuyu verdiler; 'yazamam, mümkünse başka konu verin' dedim. Bunun ikide bir yapılması şık bir davranış olmaz fakat bana göre bazen gayet de gerekli bir davranıştır. Yaptım, yine olsa yine yaparım. 'Havuzdan veriyoruz konuları, yok öyle keyfinize göre mevzu' buyurdular. İyi güzel de, ben sana o zamana kadar mesela 15 farklı konuyu tıkır tıkır yazmışım, sen de beğenmişsin. Buna karşı çıkıyorsam, vardır herhalde kendimce bir sebebim. Ayrıca, belki ben konuyu iyi yazamıycam ve bunun da gayet farkındayım? Ama firma da bunu böyle düşünmek zorunda değil tabii, bir sürü yazı siparişi alıyor, bir sürü yazar bulması da mümkün, seninle mi uğraşacak? Ayırdık yollarımızı böylece; sonuç 'sana sevdanın yolları, dırınımmm!... bana kurşunlar' değil tabii ki =), onlar başka yazarlar bulur, ben de başka yazı işleri ararım.


                                               

                                                    
 Bir keresinde de mesela, bir diyet kapsülü, hapı, unuttum hangisi olduğunu; öyle bir konuda yazı istenmişti benden. Yazdım, ama yazarken cidden rahatsız oldum. Çok balon vaatler var gibiydi, nerdeyse 48 saatte 2,5 kilo verdirecekler falan; rahatsız oluyorum ben öyle şeylerden, insanların umutlarını sömürüyorlar gibime geliyor. Yani, reklam yapılacak tabii de, böyle şeyleri o kadar abartıyorlar ki bana batıyor. Ben orta boylu ve 90 kilo ağırlığında bir kadın olsam, bu beni üzüyor ve rahatsız ediyor olsa, bu yüzden o şeyleri birbiri ardına yuvarlasam da söylediğin sonuçları alamasam ne olacak? Çünkü yazarken anladığım kadarıyla o vaat edilen durumlara ulaşmak o kadar kolay değil, bisürü şarta uyman gerekiyor, kendini neredeyse kampa alman gerekiyor vs. Ama reklamı yazarken bu zorluklar ya hiç ortada yok, veya son satıra minik harflerle eklenmiş falan oluyor.O kadar kısa sürede o kadar kilo verip de normal bir insanın bünyesinin hiç hırpalanmaması, hiç bir ayarının bozulmaması nasıl mümkün olacak ayrıca? Dediğim gibi, içimi rahatsız ediyor bu ve buna benzer şeyler. Koltuk kanepe reklamı, film tanıtımı gibi şeyler böyle batmıyor. Sinirlenirsin evet; paran, zamanın falan boşa gider evet; ama n'apalım, bir daha o markanın kanepesini almaz veya o siteden film seyretmezsin. Mesela...Ama bu diyet şeysi öyle değil, sadece insanın umduğunu bulamamasıyla sonuçlanmayabilir, yazıklandığın şey sadece haplara verdiğin para olmayabilir. Ya insanın vücuduna bir şey olursa, olabiliyor böyle şeyler? Bazı reklamların bu kadar şeyini çıkarmasalar keşke, gerçekten. =(


                                       

 Sonuç olarak makale yazarlığı yapmanın hem kendine has bir tarzı ve zorlukları var, hem de kişisel düzeyde yaşattığı bazı şeyler söz konusu. O yüzdendir ki, bu işi 10 sene de yapsam 'Çok güzel yazarım...Şahane yazarım...Ne iş olsa yazarım...Müthiş yazarım...Bi yazarım bi de yer yazar, blablabla...' şeklini almayı düşünmüyorum, almıycam da.Bu tarzdaki metinlere de beğeniyle bakmıyorum açıkçası. Hele 'günde şu kadarı yazarım, hem de en iyisinden yazarım' havaları tam evlere şenlik. =) Günde o kadar yazabilirsin belki hayatım; ama yazdığın şey makale yazarlığında istendiği gibi özgün ve düzgün bir şey olacaksa; hem günde o kadar, hem de en iyisinden yazamazsın. Uçmayalım bence o kadar; insanın söylediği şeyin arkasında durabilmesi, onu kanıtlayabilmesi sorunsalı var bir de. =)




 

       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Georges Hobeika Gelinlik Modelleri (2020 İlkbahar Yaz)

Georges Hobeika 2020 gelinlik koleksiyonu en lüks kumaşlardan dikilmiş, göz alıcı işlemeler ve dantel, değerli taş ve boncuk detaylarıy...