17 Mart 2013 Pazar

Sevgili Günlük; Bi Dikiş Dikmeyi Öğrenmek Eksikti Hakkaten. =(

                                                                 
 Değerli günlük; check up konusunda 300 kelimelik bir yazı, bir oyun sitesi için3 tane 200 kelimelik yazı, bir haber sitesi için de 200 kelimelik bir yazı hazırladıktan sonra ayrıca başka bi müşteri için de bir haberi re-write yaptım. Bunları yaptıktan sonra beni bi 'millete tıkır tıkır yazıyorsun da kendi bloğunu boş bırakıyorsun' duygusu sardı yine. Ki canım bloğumu bugünlerde boş bırakmadım aslında, kızım da yazdı 2 tane. Neyse, fazla içerik göz çıkarmaz.


Sevgili günlük; sen bilmiyorsun tabii, dikiş öğrenmek fikri yıllardır beni ara ara yoklayan bir konudur. En çok da şu yüzden; moda olan hazır kıyafetleri pek beğenemiyorum ben. Çeşit çeşit pantolon bulunuyor mesela da, özellikle yazlık güzel uzun elbise ve etekler bulunmuyor pek. Veya da benim sevdiğim türden olanları bulunmuyor; şöyle küçük çiçek desenleriyle, batik desenler falan süslenmiş klasik etekler-elbiseler bulamıyorum. 1-2 yazdır bir şeyler diktiriyorum, giydiğim zaman herkes iltifat ediyor. Bu yüzden dikiş dikmeyi öğrenmek mümkün olabilir mi diye düşündüm; kızıma, kendime değişik değişik bir şeyler dikerim.Ama çok da kolay bir şey değilmiş. ='(



  Şimdik şöyle, günlüksü; aslında 1-2 model etek kalıbı çıkarmayı biraz öğrendim ben birkaç ay önce. Songül'den öğrendim, arka odaya da getirdik ondaki fazla bir dikiş makinesini koyduk, hesapta ara ara çalışıcaz. Çalıştık da aslında, fakat ben haftada 1 kere birkaç saatliğine bir araya geldiğimiz zamanlar dışında çalışamıyorum. Bir sürü yazı siparişi, evin temiz tutulması, iyi-kötü yemek yapmak, dışarıdaki işler, kışın pek sık olmasa da pazarda tezgah açmak derken; dikiş öğrenmek konusuna pek şeyttiremiyorum. Yakında pazarda tezgah açma durumu sıklaşacak, takı yapmaya başlamak gerekecek-ki gerekiyor bile aslında-, falan filan; hepten ilgilenemiycem sanki. ='(


Ayrıca bu dikiş makinesi denen alet de bi tuhaf. Bööle çok zarif, yavaş bir şekilde başlamaya çalışıyorum, alıp başını gidiyor. Kolumu, bacağımı, her yerimi makineden çekiyorum, bir adım öteye gidiyorum kendi kendine çalışmaya devam ediyor bazen, korku filmi şeyleri gibi; içinde yaratık mı vardır nedir? Demin Songül'ün verdiği ev ödevini yapayım dedim, bir yapıyorum üç söküyorum, beğenmez ki bunu böyle. Kıyısından kıyısından dikmeye başlıyorum kumaşın, makine kendi kendine ortalıyor kuımaşı, veya da bana öyle geliyor. Songül Hanım'a da 'makinen bozuk' denmiyor ki, hemen bozukluğun bende olduğunu ima eden alaylı bir bakışla karşılık veriyor. Belki ben dikiş öğrenmek konusunda çok yetenekli biriyim, keşfedilmemiş bir cevherim de senin makinen bozuk hakkaten, ne var, olamaz mı yani! =((



 Makinenin başına itinayla oturuyorum değerli günlük, valla bak. Fişini takıyorum, elektrikli bu şey bu arada; dikmeye çalışacağım kumaşı iğneli yerin altına yerleştiriyorum ve 1 saat kadar bi vakit böylece geçiyor herhalde. Niye; çünkü 'yavaş başlıycam' diye ayağımı milim milim indiriyorum pedalın üstüne. Bazen tesadüfen becerebiliyorumyavaş başlamayı, ama çoğunlukla olmuyor. Daha çok çalışmak lazım. Uzunca bir mesafeyi dikecek olsam, hızlı başlasam bile yavaşlayabiliyorum sonra. Fakat kısa bir kumaş parçasını dikeceksem, ben hızlı girişimi yavaşlatana kadar kumaş bitiyor,  makine boşluğu dikmeye başlıyor, ben de oturup bu heyecan dolu sahneleri seyrediyorum. Nasılsa bana ihtiyaç yok, makine dikiyor kendi kendine, neyi dikiyosa artık. Acaba cerrahi dikiş piyasasına mı girsem, belki o konuda daha yetenekliyimdir. Homur. Homurhomurhomur. =((




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Ufak Tefek Cinayetler Final (45. Bölüm): Mutluyum, Mutlusun, Mutlu, Mutluyuz, Mutlusunuz, Mutlular!

Ufak Tefek Cinayetler final bölümü başlarken Merve'nin kapısı bir kere daha çaldı.