23 Nisan 2013 Salı

Yalnız Yaşamak


Değerli okurlarım; bir zamanlar fakir ama onurlu bir blog yazarı vardı Kendisi hala var çok şükür, şu anda da bloğuna yalnız yaşamaya dair bir yazı yazıyor. Fakirlik de söz gelişi bu arada, hayatımdan genel olarak memnunum ben, sağlam bir motoru olan bir arabam olsaydı da ister 1925 model olaydı iyiydi ama şimdilik bu konuda umutlu değilim. Neyse, şunu belirmek isterim ki Google'a 'yalnız yaşamak diye tıklayıp muhtelif görsellere baktım, pek beğenmedim onları.Bir kısmında yalnız yaşama hadisesi fazla dramatik bir şekilde gösterilmiş ki yaklaşık 2 yıldır yalnız yaşıyorum, ben o kadar dramatik bir tarafını görmedim. Bu noktada 48 yaşında olduğumu da vurgulamak isterim; basbayaa orta yaşlıyım yani, ufuktan da yaşlılık el sallıyor. Görsellerdeki fazlasıyla hüzünlü yaşlı kadın-erkek resimlerini veya başını elleri arasına almış berbat bir ruh hali içindeymiş gibi görünen genç kız-erkek resimlerini yazımda barındırmak istemedim. 

Yalnız yaşamak dehşet verici bir şey olup ben de bu gerçekten kaçmaya çalıştığımdan değil, hakkaten o kadar feci bi şey değil yahu. Bu evin içinde oturup ağladığım da, mırıl mırıl, yalvar yakar dua ettiğim de, kendi kendime konuştuğum da olmuştur yalnız yaşadığım süre boyunca; ama kendimi gayet iyi ve mutlu hissettiğim zamanlar da oldu, onlar n'olacak? Tam şu anda kesinlikle ne kadar da yalnız yaşıyorum, ah ne kadar bedbahtım' modunda değilim mesela, gayet iyiyim. Yalnız; yaşlılarınızı o görsellerde görüldüğü şekilde yalnız bırakmayın - bırakmayalım - bırakmasınlar, o hakikaten fena bir duruma benziyor. Bir sürü insan o zamanları görecek, yalnız bırakılmak istemiyorsanız yalnız bırakmayın  bence; bunun getireceği vicdan azabı zor taşınır sanırım hem. Vicdanı olanlar için konuşuyorum tabii, diğerleri dağılabilir. (: 

Bir sebeple yalnız yaşamak durumunda olan kişilere tavsiyem yaşadıkları ortamı mutlaka derli toplu, düzgün, temiz ve hoş bir görünümde tutmaya çalışmaları ve arada bir dekorasyon değişiklikleri yapmalarıdır. Ortalık bakımsız olunca insan kendini kötü hissediyor, ayrıca morali de bozuksa daha da kötü. İyi görünümlere, güzel ortamlara layık bir insan olduğunuzu düşünün ve mekanınızı da buna göre düzenleyin. Mümkün olduğu kadar yemek yapın-yemek yeyin; '1 kişi için yemek mi yapılır?' diye düşünmemeye çalışın. Bi de üstünüz başınız özensiz, çok bakımsız bir halde dolaşmamaya çalışın evin içinde. İnsanın morali bozuluyor kendini öyle görünce, kendiniz için bi damlacık süsleniverin, ölür müsünüz?


Sosyal ilişkilere ve bitakım hobilere, uğraşlara sahip olmak da önemli sanırım. Bana iyi geliyor en azından. Takı yapıyorum, hazır bir şeyler de alıyorum, yazın haftada 3-4 gün küçük pazar tezgahlarında bunları satmaya çalışıyorum, 5 ay falan oluyor bu makale yazarlığı işine giriştim falan filan. Bu noktada, muhabbetinden çok da hoşlanmadığım, kişiliğini pek de beğenip onaylamadığım insanlara bile buradan teşekkür etmek isterim. İnsan insana lazım, ilişkiler insanı oyalıyor, bazen sıksa bile bazen çok da güzel vakit geçirmesine sebep oluyor. İçinize fenalıklar veren insanlarla bile görüşmekten söz etmiyorum, insanları sizi sıkan veya size çok da hitap etmeyen yönleriyle de kabul etmekten ve şu veya bu oranda sosyal ilişkiler kurmaktan söz ediyorum. Neticede birileri de sizi çok da bayılmadıkları yönlerinizle beraber kabul ediyordur herhalde, de mi?

Bana öyle geliyor ki, bazı şeylere çok fena şartlanıyoruz. Bazı şeylerin kötü olduğuna koşullanmasak onlar bize o kadar da kötü gelmeyecek belki. Şöyle mesela; belli bir yaşa gelip de halen evlenmemiş insanların üstünde uyuz bir hava estiriyoruz. Boşanan insanları sorularımızla boğuyoruz. Çocuğu olmayan çiftlerin üstüne gidiyoruz. Yalnız yaşayanlar için üzülüyoruz, vs. Yalnız yaşayan insanların ekstra depresif olabileceği konusunda yazılar var mesela, kafan biraz bozuk olsa bunu okuduğun gibi depresyona girersin. Yahu, insanlarla görüşmeden yaşamıyorum ki ben; konuşmadan, gezmdeden, çay kaave içmeden. Arayıp soran var, kapımı çalan var, davet eden var; ne diye durduk yerde depresyona gireyim?Belki biz o durumun o denli üstüne varmasak etrafımızdaki insanlar da daha huzurlu olacak. 'Yalnızlık Allah'a mahsus, zor gelmiyor mu, çok zor bi şey - değil mi, vah vah, blablabla...' E, hakikaten öyle çok dehşet verici bi durum yok diyorum, sıkıntılarım var ama bir sürü mutlu zamanlarım da var diyorum, hakkaten var, yaşıyorum da söylüyorum, n'olacak şimdi?


Ha, ola ki bazı insanlar haklıdır, ola ki münasip birini bulup evlenmediğim için kafayı taşlara vurucam belki hepten yaşlanınca. Kaçınılmaz bir şekilde şimdi olduğum kadar enerjik olamıycam, zıplayıp atıveremiycem kendimi sokaklara, uğraşacak bu kadar şeyim olmayacak, çevrem küçülecek, arkadaşlarım azalacak belki. Belki değil; çok büyük ihtimalle...de, n'apiim, şimdiden karalar mı bağlayayım, mutlu anlarımı zehir mi edeyim? Mevcut dinamikliğimin, tanıdıklarımın, arkadaşlarımın, biricik sevgili yavrum majesteleri 1. Nehir Hanım'ın varlığından duyduğum keyfi yok etmeye mi çalışayım, tatlarını mı almayayım, ne yapayım? Gümbür gümbür bahar geliyor; yalnız yaşıyorum diye sevinmeyeyim mi?


Hem  kim verebilir bana bir eş bulmaya çalışıp, hatta bulmayı başardıktan sonra onunla birlikte mutlu mesut geçinip gideceğimin garantisini? Benim onu bırakmama veya onun beni bırakmasına kim engel olabilir? Dünya üzerinde kaç tane çift vardır aynı anda ölen, veya çok kısa bir arayla birbiri ardına ölen? Zaten yapımda yok erkeğe hizmet etmek, erkeği ihya etmek, bir dediğini iki etmemek, önünde saygıyla eğilmemek vs; belki su istese batacak bana, o zaman n'apıcaz? Kendi işini kendi görmeyen, kadından sürekli hizmet bekleyen adamı boğarım ben bu saatten sonra, veya o beni camdan atar, yazık değil mi? Ha, kısmette vardır da kendine göre, sana uyum sağlayabilecek, senin de idare edebileceğin birini bulursun...da, evlenip beraber oturmak mecburi mi, bazen beraber oturup bazen ayrı oturulsa sanki n'olur, çocuk da yapılmıycak / yapılamayacak nasılsa yaş itibariyle? Ne bileyim, bu da bir seçenek değil midir hayatta?

Hayır; niyet yalnız yaşama hadisesini allayıp pullamak, şiddetle tavsiye etmek, 'Hadi herkes yalnız yaşasın, çok şahane bi'şey' veya 'bekarlık sultanlıktır' sonucuna varmaya çalışmak değil. Bekarlık sultanlıkla eşdeğer değildir muhtemelen...de, evlilik de mutlulukla eşdeğer değildir bu arada. Ne çıkarsa bahtımıza; biraz da. Benim söylemek istediğim, yaa arkadaş, öyle bir görseller var ki, çaresizlik içinde başını ellerinin arasına almış perişan figürler vs...E ama bu kadarı olursa da nadiren oluyor yani.Evimde yalnızken öyle başım ellerimin arasında duvar diplerine çömelmiş halde vakit geçirmiyorum ki ben? Belki arada bir şeye çok üzülürsün de...veya yalnız yaşamak canına tak eder de, eyvallah, o da olabilir. Ama her saat öyle geçmiyor yani. Yalnız yaşama sürecim uzadıkça bi tuhaflaşırım belki, bilemiyorum, bazı telkinlere bakılırsa öyle olması lazım. Onu da görücez. Veya da görmüycez, insan kendindeki tuhaflıkların tuhaflık olduğunun farkına varmayabilir.




Yalnız yaşamayı ortada bir yerde görüyorum ben: Keyifli, mutlu, neşeli, huzurlu bir aile hayatı yalnız yaşamaktan daha güzel bir şey olabilir. Öte yandan yalnız yaşamak  da başkalarıyla beraber ama mutsuz mutsuz, keyifsiz keyifsiz yaşamaktan daha güzel bir şey. Bir yuva; gerçekten bir yuva ise güzel, değilse benden ırak olsun inşallah - kızımdan da. Şimdi, tam şu anda  eşinin geleceği zamanı korkuyla bekleyen, belki de hiç gelmemesini isteyen bir kadın vardır bir yerlerde. Ne münasebet; kim bilir kaç kadın vardır - kaç yerde. Beraber olmaktan hiç mutluluk duymayan, birbirlerinin varlığından hiç zevk almayan karı kocalar vardır. Cinsel açıdan zerre kadar istemediği bir insanlar koyun koyuna yatan, bir de üstelik hiç istemeden beraber olan bi sürü insan var yahu. (: Değişir miyim bu hayatı öyle bir hayata, değişilir mi? İnsansız olmak, arayanın soranın olmaması, arkadaşların dostların olmaması; bunlar güzel şeyler değil. Fakat yalnız yaşıyor olmak da ille de bu demek değil. İyice yaşlanınca o hali alıyodur belki. Görücez bakalım. Belki de göremiycez, kim bilir? (:




1 yorum:

  1. Öncelikle ne zaman yazılarınızı okusam,mutlaka sonuna kadar zevkle okuyorum.Bu:1,ikincisi,böyle güzel,samimi,sanki konuşur gibi anlatmanız,arada bir karşımda olsa da bu kardeşim,onu yanaklarından öpüp kutlasam diyorum.Benim kızım onbeş seneye yakın oldu,eşinden ayrıldı.Nedenlerden biri aldatılması,diğeri de eşine sabah kahvaltısı hazırlamaması idi.Aslında ben yaşanmışlıkları anlatacağım hep,kısmet olur da ,tekrar kitap yazarsam.Biz ;19 yaşındaki torunum,kızım ve ben beraber yaşıyoruz.Çok da mutluyuz.Kızım''Evlilik bana göre değil,sen beni erkek doğuracağım düşüncesiyle zaten sanırım içime bir erkek karakteri oturtmuşsun..''diyor ve çok gülüyoruz.Ama ben birbirimizden çeşitli nedenlerle uzak olsak da ,eşim vefat ettikten 14 sene sonra karşıma çıkan,17 yaşımızda bana aşık olan insanoğluyla bir aşk yaşıyorum.Aslında ne tam yaşıyabiliyorum,ne de bitiremiyorum.Yazınıza dönelim tekrar...Yanlız yaşamayı öyle güzel anlatmışsınız ki,yaşınız olgunluk yaşı.Ne yapıp,ne yapamıyacağınızı anlamış ve dış etkilere karşı(sözler,tavsiyeler vs)hepsini değerlendirip gayet güzel özetlemişsiniz.En çok da şurası hoşuma gitti:İyi bayramlar ve kızınıza ve size mutlu bir hayat dileklerimle.

    YanıtlaSil

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

255 Fotoğrafla Ev Dekorasyonu Fikirleri (Chango & Co)

Bloga bir süre için sıklıkla dekorasyon konulu yazılar yazmaya karar verdim. Dünya tasarımcılarla dolu ve çok hoş, çok etkileyici şeyl...