10 Ekim 2013 Perşembe

Dünyanın En Mutlu İnsanı

                                                     

 Sevgili Google; mektubuma başlarken şunu söylemek isterim ki yazının tepesine koyduğum bu pişmiş kelle gibi sırıtan sarı sıfat dünyanın en mutlu insanı değil, bu şekilde sırıtan herkesin mutluluktan çatlamadığını ikimiz de biliyoruz. Yani ben biliyorum, senin de bildiğini varsayıyorum. Mutlu olmak, Google'cığım şekerim; neredeyse anlık bir şey. İyi olmak, kendini iyi hissetmek sıklıkla olabiliyor da mutlu hissetmek öyle değil. O çok tuhaf bi şey, nasıl biliyor musun; bazen bir an için derin bir iç çekip o anda ne kadar mutlu olduğumu düşünüyorum ama bakacak olursan ortada bunun için dişe dokunur bi sebep yok. Dişe dokunur sebep derken; çarşaf çarşaf liste verirler ya şu mutluluk sebebidir, bu mutluluk vesilesidir, mutlu olmak arnavut kaldırımlı dar sokaklardaki az katlı sempatik evlere bakarken hayatın ne kadar şey bi şey olduğunun farkına varmaktır, bir bebeğin gülüşünde saklıdır, sevgilinin tek bir yan bakışıdır, nehtaplı bir gecede kayan bir yıldıza bakarak dilek tutmaktır, yavru kedini kucağına alarak film izlemektir, çekirdek çitleyerek uzak ufuklara bakmaktır, blablabla....klasiklerin hiç biri yok ortada ben bir an için mutluluktan 'şak!' diye düşüp bayılacağımı zannediyorum, dünyanın en mutlu insanı benmişim gibi...sonra geçiyor, hemen geçiyor, çok çabuk, ama o bir an için şahane bir şey, açıklaması yok. 'Niye mutlusun?' / 'Yaa ne bileyim, mutluyum işte'; öyle bir şey.

                                                                                           

 Bugün otobüste gidiyorum değerli Google; küçük bebekleriyle genç bir çift bindi. Kadının eşarbı ne güzeldi, cıvıl cıvıl; adam zayıftı biraz. Kadın bebekle beraber koltuğa oturdu, erkek kartı basıp öyle geçti yanlarına. Oturdu, bebek o anda kafayı çevirip bi baktı buna gülerek, adam o anda çocuğuna nasıl bir gülüşle baktı anlatamam. Saniyelik bir şey, fotoğrafını çekecek olsan, tam o saniyeyi yakaladın - yakaladın; yakalamadın - boşver. Nedense o adamın dünyada başka hiçbir şeye o gülüşle gülmeyeceğini düşünüyorum, o kadar şahane. Kafasından 'ulan ne kadar da mutluyum, bu kadar mutluluk bana fazla' düşüncesi geçmiş midir bilmiyorum ama o saniyede dünyanın en mutlu insanı gibiydi, çok güzeldi. Hayır Google yaa, adam öyle yakışıklı bir adam değildi, öyle güzellik değil. O gülüşle beraber şahane görünüyordu. Bebek onun yanına gelmesinden mutluydu, adam bebeğin mevcudiyetinden mutluydu, bi mutluluktur gidiyordu ama bunun görüntüsü o anlık karşılıklı gülüş şeysinin içindeydi.O anda dünyada bir tek ikisi var gibiydi; bunu aşıklar için söylerler ya, heh işte, ben onun babayla bebeği arasında olan versiyonundan söz ediyorum.Bunu nasıl anlatayım sana, adamın ne sıkıntısı varsa bir anlığına yok oldu sanki. 

 Bak ben şu anda dünyanın en mutlu insanı değilim mesela, ama defalarca olmuşluğum vardır; bu böyle bi şey. Mutsuz da değilim ama, iyiyim, nötr durumdayım, basbayağıyım, öylesineyim. Fazla yazı yazdım kambur kambur biraz sırtım ağrıyor, bi de mutlaka daha az sigara içmem lazım; başka bir sıkıntı gelmiyor aklıma şu anda. Durum fena değil yani, ama ben mutlu değilim.

 Ama geçen Cumartesi mesela...pazara çıkmışım, tezgah açmışım, donmuşum; nasıl soğuktu hava. Bir de ben ekstradan üşüyen bir insanım biliyorsun. Nerden bileceksen, yeni söylüyorum bunu sana. Neyse işte, öyle biriyim ben. Eziyet gibi üşüyorum yani, elim ayağım deyimin tam anlamıyla buz kesiyor. Soğuk bir kış günü çıkmış dışarıda dolaşıyorsam öyle olmuyor ama, pazarda hareketsiz dururken oluyor bu kadarı. Neyse işte...Döndüm, geldim, apartmana girdiğim anda hafif bir ılıklık; zaten mutlu oldum azcık. Bi damlacık ama. Eve girince azcık daha. Sonra işte, doğalgazı açtım, ev zaten dışarısı gibi değil tabii, hepten sıcacık oldu. Yemek ısıttım, gerilim romanımı da aldım oturdum masaya, radyatöre bitişik olan tabureye..Kitabımı okuyarak yemeye başladım, ısınmışım, aç karnım doymaya başlamış, o sıra dünyanın en mutlu insanı olmakla aramdaki mesafe bayaa bi kısaldı ama hala var yani. Ondan da sonra bir sigara içip duş yaptım. Duştan çıktığımda seninle karşılaşmış olsak sevgili Google; aramızda şöyle bir diyalog geçerdi sanıyorum: Ben Google; arama motoru devi. / Memnun oldum, ben de Hilal; dünyanın en mutlu kadını...

                                                                                      

 Böyle işte yaa...saniyelik...daha bile kısa...Bir an 'Allah'ım ne kadar mutluyum' diyorum; niye dediğimi de bilmiyorum, bilsem valla söylerim...sonra bakıyorum o kadar da mutlu değilim aslında, iyiyim fakat o şey yok, gitmiş. Ne ara geldin, nereye gittin, her duş yaptığımda geleceksen küvette yaşamaya başlayayım ama yok yani, öyle değil. Her üşüdükten sonra ısındığımda, her karnımı doyurduğumda da gelmiyor. Bunun gelmesinin bilimsel bi açıklaması yok, şu var yalnız: Gelmesiyle gitmesi bir oluyor.

Ama geldiği o saniye içinde var ya; dünyanın en mutlu insanı benim.

 Şunu şu yazıda anlatmaya kalkıştım ya, bu anlatımdan da mutlu değilim aslında bak. Yavan; o anda hissettiğim şeyin yanından bile geçmez bu laflar, o öyle bir şey. Literatürümde anlatacak laf yok, o derece. Her şeyim varmış gibi geliyor, arabam olmadığı için üzüldüğüm zamanları bile unutuyorum, o anda sanki arabam da var, bana ne lazımsa hepsi var. Böyle...garip...ama mutlu...yani mutluluk verici...bir an yahu, iki an bile değil. İyiyim bak; yok öyle belirgin bir sıkıntım. Ama iyi olmak o şeyin yanında çok sıradan, çok düz. İnsanı birdenbire, durduk yerde yakalayan o dünyanın en mutlu insanı olma duygusunun tarifi yok. Arkadaş; bi zil çalsa, bi vahiy inse, rüyama ak sakallı mübarek bir şahıs girip 'geliyor bak, hazır ol' falan dese de bir iki saniyecik daha tadını çıkarsam şunu...ama yok yani. 'Ay ne güzel bir şey hissettim ben böyle' cümlesi boyunca bile sürmüyor, tam üstünde düşünmeye başlıycam, yok. Gitmiş. ='(

Fakat daha önce geldiğine göre yine gelir o duygu herhalde. Buyursun gelsin. (:



           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

255 Fotoğrafla Ev Dekorasyonu Fikirleri (Chango & Co)

Bloga bir süre için sıklıkla dekorasyon konulu yazılar yazmaya karar verdim. Dünya tasarımcılarla dolu ve çok hoş, çok etkileyici şeyl...