7 Aralık 2013 Cumartesi

Sevgili Google; Seninle Yalnız Yaşamak Hakkında

   

 Sevgili Google; seninle yalnız yaşamak konusunda konuşmak istiyorum, bir yandan beni dinlerken bir yandan da bir kahve içmek ister misin? İstiyorsan bana da bir kahve yapıver lütfen, ben de içerim. Sağ ol, gerçekten. Bir arama motoru devi olarak bilinmene karşın bu kadar mütevazı olabilmen beni çok etkiliyor. Şimdik değerli Google; bu yalnız yaşama şeysi bana çok kötü gelmedi. Eğer iyice yaşlanınca bu vesileyle kafamı o taştan bu taşa vuracağımı düşünenler haklıysa bittim; değilse ben bu hayat şeklinin altından kalkarım, üstelik de zevkle. Sana şunu anlatabilmek istiyorum ama anlayabilir misin bilemiyorum: Bağımsızlığın bağımlılık yapan bir tarafı var, tek yaşadıkça tek yaşayası geliyor insanın. Çok rahat tarafları var yahu, bildiğin gibi değil. Ama fakat lakin...insanın mutlaka ve mutlaka kendisini meşgul edecek bir uğraşı olacak; makale yazarlığı gibi işte mesela. Havanın soğuk olduğu aylar dışında haftada üç gün pazar tezgahı, bunun yanında sürekli olarak özgün makale yazarlığı; bunlar beni şahane bir şekilde oyalıyor. Gelirim de artıyor ayrıca. Ben sıkıntım yok demiyorum Google'cığım; vardır mutlaka ama ben sıkıntılarımı düşünmeye zaman bulamıyorum. Bu, var ya; şahane bir şey. Bunun için teşekkürler Tanrı'm, gerçekten, bütün samimiyetimle.


Bu şartlar altında sevgili Google; yalnız yaşamak dramatik bir şey olmuyor. Başka şartlar altında olabilir tabii ama. Ve insanın sosyal ilişkileri de olacak tabii, görüşecek birkaç arkadaş; mutlaka. Dön dolaş aynı yere varıyorum; kimsesizlik çok zor bir şey olabilir ama yalnızlığı ondan ayırmak lazım, ikisi aynı şey değil. 'Yalnız yaşayanlar depresyona daha yatkın' şeylerini okuyunca halen sırıtasım geliyor; hayatımın en anti depresif dönemlerinden birindeyim; üstelik de yaş kırk dokuz. Gerçi bu normal bir şey galiba; orta yaş grubundaki insanların hayatı daha bir şeyttirmiş ve pozitif tipler olduklarına dair bir şeyler okuduğumu hatırlıyorum.Herkes için geçerli değildir gerçi; hiçbir şey herkes için geçerli değil. Makale yazarlığının bu konudaki fonksiyonunu tekrar tekrar vurgulamak istiyorum; insanın kafasını işlek tutuyor, aklını meşgul ediyor, internet üzerinden yeni ve verimli bağlantılar kurmasını sağlıyor, aklına yeni fikirler ve hayaller getiriyor ve de ek gelir sağlıyor. Orta yaşlı bir insanın karşısına çıkabilecek bir iş fırsatı olarak ballı börek yani.

 Kafam ve ellerim ve gözlerim çalıştığı; ve de bu işi yapan insanlar rağbet gördüğü sürece devam etmek niyetindeyim. Ama altmış yaşıma geldiğimde halen bunu yapıyor olursam olursam yaş söylemek gerektiği zaman kırk sekiz-elli deme ihtimalim var. Bu da hayatımda yaşımı olduğundan küçük söylediğim tek durum olacak muhtemelen. Çünkü insanların enteresan ön yargıları var; bu iş aslında kafası ve vücudu işlek durumda olan orta yaşlı ve yaşlı insanlar için gayet ideal bir işken; yaşından ötürü bunu yapamayacağını düşünenler olabilir. Tam tersi halbuki, vitrin işi değil bu, insanı yoruyor ama şahane bir şekilde oyalıyor ve geliştiriyor, sağlık yerinde olduktan sonra her yaşta yapılabilir. Bir yıl sonra elli yaşımda olacağım; kime yazı yazsam memnun kalıyor, yazılarımı alan insanların büyük kısmı makaleye ihtiyacı olduğunda tekrar bana dönüyor. eee...? Eee...si şu ki bu iş bu yaşta olan biri tarafından hem de gayet düzgün bir şekilde yapılabiliyor demek ki. Bütün ön yargılara buradan selam ederim, kendiminkiler dahil.


 Sevgili Google; çok rahatım yaa, valla. Bu saatten sonra kimsenin ütüsünü falan yapasım yok. Bütün hayalim birkaç sene olsun kullanabileceğim ufak bir araba...iyice yaşlanmadan, refleksler hala sağlamken...bir de olabildiğince seyahat etmek; ufak tefek şehir gezileri, turlar falan. Görebileceğim kadar yer görmek istiyorum. Bakalım, kısmet. Selam eder gözlerinden öperim, yine görüşürüz.




 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.