8 Mayıs 2016 Pazar

Büyükada Gezisi Fotoğrafları - 2016


Genç arkadaşlarımdan biri, Sevcan, ricam üzerine bu yıl, galiba Mart veya Nisan ayında yaptığı bir Büyükada gezisi sırasında bu konuda bir yazı yazayım diye fotoğraflar çekip göndermişti bana. Yarım saatlik bir yürüyüş yaparak başladığım bu güzel Pazar gününe o fotoğrafları değerlendirerek devam etmek istiyorum. Bir yandan da Büyükada hakkında bilgiler veririm ziyaretçilerimize, mis gibi bir yazı olur.


Büyükada tarihi hakkındaki bilgiler daha çok Bizans dönemi ve sonrasına ait, bundan önceki dönemler hakkında pek fazla bilgi yok. Bizans döneminde birçok asilzade ve din adamı muhtelif sebeplerle buraya sürgüne gönderilmiş.


5 ve 6 katlı bölümlerden oluşan ve büyüklük itibarıyla Avrupa'nın birinci, dünyanın ikinci ahşap binası olduğu iddia edilen bu yapı Büyükada Rum Yetimhanesi. Kendisi aynı zamanda dünyanın ilk çok katlı ahşap binası imiş. Manastır Tepesi'nde bulunan bina 1898 - 99 yıllarında Prinkipo Palas isimli bir otel olarak işletilmesi amacıyla bir Fransız şirketi tarafından tasarlanıp inşa ettirilmiş. Fakat devrin yönetimi binanın bu şekilde kullanılmasına izin vermemiş. Bunun üzerine bina bir Rum kadını tarafından satın alınmış. 1902 yılında da Rum Yetimhanesi buraya taşınmış. (Bundan önce Yedikule'de, Balıklı Rum Hastanesi'nde faaliyet gösteriyormuş.) Fakat bu durum böyle devam etmemiş. 1. Dünya Savaşı sırasında Kuleli Askeri Mektebi olarak kullanılan bina, daha sonra da, işgal kuvvetlerinin adaya yolladığı Rum göçmenlerine ev sahipliği yapmış. Yetimhanenin Heybeliada'ya nakledilmesiyle bina kapatılmış (1960'lar) ve o günden bugüne de kullanılmamış.




Bir yandan bir Büyükada gezilecek yerler listesi de yazayım, de mi? Bunlardan biri yukarıda gördüğünüz ve sanırım içine girmenin yasak olduğu harap yetimhane. Güç bela ayakta duran bina 2010'da Rum Patrikhanesi'nin himayesi altına alınmış fakat gördüğünüz gibi bir restorasyon çalışması yapılmamış. Adanın en yüksek noktalarından birinde yer alan 19. yüzyıl yapımı 3 çanlı Aya Yorgi Kilisesi de adanın görülmeye değer yapıları arasında yer alıyor. Kilise 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde çok kalabalık oluyor, çünkü bu 2 tarihin Hristiyan inancına göre özel anlamları var.







Başka nereler var; Adalar'ın hikayesini anlatan 6 bin fotoğraf, yüzlerce obje, 20 bin belge, filmler ve belgeleme çekimlerinden oluşan bir koleksiyonun sergilendiği Adalar Müzesi var mesela. Aya Nikola Mevkii'nde bulunan müzeye iskeleden yarım saatlik bir yürüyüş yaparak ulaşılabiliyor. Bisiklet veya faytonla gitmek ise 10 dakika sürüyor. Faytonla ada turu hakkında da birkaç söz etmek istiyorum bu arada. Faytoncuların atlara kötü davrandığı, eziyet ettiği ve müşterilerine de nezaket göstermediği yolunda şikayetler okudum, sayısı hiç de az değil bunların. Faytonlar çevre kirliliğine de neden oluyor ayrıca. 


Konuyu araştırırsanız İstanbul Adalar'da atlara eziyet (Ekşi) vb. başlıklar altında insana gayet doğru gelen cümleler sarf edildiğini görürsünüz. Birkaç kere faytonla Büyükada turu yapmışlığım vardır ama bir daha gitsem yapmam sanırım, bazı yazılar içimi sızlattı, yazık hayvanlara. Daha önce bunu düşünmemiştim, bugüne kısmetmiş demek ki. Bu sorunun çözümü için akülü fayton vb. çözümler önerenler de var, atlı faytonların devam etmesi fakat bu konuda yeni düzenlemeler yapılması, eğitimler verilmesi, atlara kötü davranan faytonculara yönelik cezai yaptırımlar getirilmesi gerektiğini düşünenler de. Adalılar 2012'de akülü faytonlara karşı çıkmışlar mesela, çünkü aralarında hayvanları ve çevreyi korumak gibi şık bir başlık altında Adalar'ın en ücra yerlerine kadar imara açılmasından, bölgenin doğal çevresinin bozulmak istendiğinden korkanlar var. Onların tezine göre sorun faytonları ve faytoncuları bilinçli olarak ihmal eden ve insanlarda böyle tepkiler oluşmasının önünü açan yöneticilerde. 


Büyükada'da 4 tane cami bulunuyor; bunların mimari açıdan en dikkat çekici olanı Ada Cami Sokağındaki Hamidiye Camii. Adada yaşayan Ortodoks cemaatin büyük ayinler için kullandığı Ayios Dimitrios Rum Kilisesi de adanın önemli yapıları arasında yer alıyor. 





Büyükada nüfusu 2000 yılı itibarıyla 7.320 kişi imiş. Bu sayı yaz sezonunda ciddi derecede artıyor ve ada bazen insanı bunaltacak kadar kalabalık olabiliyor. Sevcan'la arkadaşlarının Büyükada gezisi yaptığı gün mesela, daha ilkbahar bile tam olarak gelmemiş olduğu halde hava fena değilmiş ve vapur tıklım tıklım doluymuş. Yazın keyifli bir ada gezisi yapmak istiyorsanız hafta sonlarını tercih etmeyin, büyük ihtimalle zevk almazsınız. Adayı tenha olduğu mevsimlerde veya yazın nispeten daha az kalabalık olduğu iş günlerinde ziyaret ederseniz tarihi yapıların, ağaçlı sokakların tadına daha çok varır; kendinizi huzurlu ve dinlenmiş hissedersiniz.






Ada vapuru ile yolculuk yapmak bile başlı başına bir keyif aslında, tıklım tıklım olmadığı zamanlarda tabii ki. Ne zamandır gitmiyorum, yazarken canım çekti. Yazıyı bağlamak üzereyim ama aşağıda başka fotoğraflar da görebilirsiniz. Ziyaretiniz için teşekkürler.























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.