30 Nisan 2018 Pazartesi

Ufak Tefek Cinayetler 26. Bölüm: Anne Olma Dürtüsü Felaket Mi Getirecek?


Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 25. bölümü bir Merve Aksak - Oya Toksöz kapışması ihtimaliyle bitmişti. Merve sakin ama tehlikeli bir edayla Oya'nın evine doğru yürümüş, kapısını çalmış ve karşı karşıya gelmişlerdi.  Ufak Tefek Cinayetler 26. bölüm bu finalin tersine barışçıl bir sahneyle başladı. Merve Oya'ya kendini iyi hissetmediğini, konuşmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. İçeri girince de yaşlı gözlerle derdini anlatmaya başladı. Düşünmek için çok zamanı olmuştu. Bir zamanlar birbirlerini sevip kollayan o masum kız çocuklarının şimdi düşman olması onu üzüyordu. İnkar edemeyecekleri bir geçmişleri, bir sürü ortak anıları vardı. Çok şey paylaşmışlardı.


Oya'nın Sarmaşık'a yerleşmesini en çok isteyen kendisiydi, oysa şimdi ne hale gelmişlerdi. Geçmişi telafi etmek, yeni bir hayat kurmak istiyordu. Bunun için de köklerine tutunması lazımdı. Oya kavga etmenin onun doğasında olduğunu söyleyince de önemli olanın hatanın fark etmek olduğunu söyledi. Aralarının düzelmesini istiyordu.


Bu konuşma sırasında lise yıllarında yaşadıkları bir olayı da izledik. Oya basket oynayan Taylan'ı seyrederken Merve onun yanına gelmiş, çocuğa nasıl baktığını fark ettiğini söylemişti. Oya Taylan'ın ona haber gönderdiğini, kendisinden hoşlandığını söyleyince de Merve onu Taylan'la görüşmeye teşvik etmişti.


Merve daha sonra Pelin'le de benzer bir konuşma yaptı. Yılları, sırları paylaşmışlardı, düştükleri bu durum çok saçmaydı. Geçmişi gömüp yeni bir hayata başlamak niyetindeydi ve arkadaşlarının bu süreçte yanında olmalarını istiyordu. Bundan sonra aralarında hiçbir sorun olmayacaktı. Pelin çok kötü şeyler yaşadıklarını söyleyince, geçmişte çok güzel anıları da olduğunu hatırlattı.

Bu noktada da geçmişe dönüldü. Merve yakın bir zamanda dünyaya getirdiği Mila'yı kucaklamış olarak, doğum yapmak için hastaneye gelmiş olan Pelin'in yanındaydı. Gergin bir halde olan Pelin'i yatıştırmış, ona moral ve güven vermişti.


Sonra sıra Arzu'ya geldi. Merve ona çok şey yaşadıklarını ama yine de Arzu'yu kardeşi gibi gördüğünü söyledi. Yaşları aynı idi ama Arzu hayata hepsinden önce atılmış, onlara ablalık yapmıştı.

Bu sohbetin geri dönüş sahnesinde Arzu Mehmet'ten evlenme teklifi almıştı ve kabul etmek niyetindeydi. Merve önce ona çok genç olduklarını, evlenmek için erken olduğunu söylemiş, sonra, Azu'nun ne kadar aşık ve kararlı olduğunu anlayınca ona ne isterse yaşamasını öğütlemişti. Bu konuda arkadaşının arkasında olacaktı.

Merve diğerlerine sordu; bir şansı daha hak etmiyorlar mıydı? Eskisi gibi Salı günleri beraber kahvaltı yaparak başlayabilirlerdi.

Merve Aksak bunları yaparken samimi, iyi niyetli falan değildi tabii. Yeniden güven kazanmaya çalışıyordu, çünkü büyük bir planı vardı.


Bu sohbetlerden sonra buluştukları ilk kahvaltıda Merve durumunu daha fazla saklamayacağını söyledi. Madem yine bir araya gelmişlerdi, arkadaşlarına içini dökebilirdi. Serhan onu  terk etmişti, yakında boşanacaklardı. Herkes durumun az çok farkında olsa da bu konu masada ağır bir hava esmesine yol açtı. Pelin Merve'nin Oya'ya patlayacağından korkarak tedirgin olmuştu ama öyle bir şey olmayacaktı, onun daha ince düşünülmüş bir planı vardı.


Merve, Oya'nın duyduklarına hiç şaşırmadığını söyledi, bunları hissetmiş miydi yoksa? Bazılarımızın altıncı hissi daha kuvvetliydi, değil mi? Pelin de şahane bir sırdaştı, olanları bildiği halde diğerlerine çıtlatmamıştı. Pelin evli olduğuna ve Arzu da Mehmet'e döneceğine göre, Merve artık Oya ile kanka olsundu bari, iki bekar kadın birbirlerine destek olurlardı. Oya'nın hayatında biri yoktu inşallah, varsa Merve direkt yalnız kalıyordu. Pelin lafı değiştirmek için ona ne gibi planları olduğunu sordu, rutin hayatına devam mı edecekti? Tabii ki, dedi Merve; meşhur "Yaza merhaba" partilerine bir tane daha eklemek niyetindeydi mesela.


Korkunç bir parti olacaktı bu, birisi pencereden düşüp ölecekti.


Arzu, Pelin ve Oya artık masadan kalkmak niyetindeydiler; hepsinin yapacak şeyleri vardı. Oya bir sempozyuma katılacaktı. Merve ona sempozyumun saatini sordu, kendisinin de avukatla görüşmesi vardı, Oya Mila'yı okuldan alabilir miydi acaba? Berk'in okuldan sonra kursu vardı, bu yüzden bu işi Pelin'e yüklemek istemiyordu. Oya ona olumlu cevap verdi.


Masada yalnız kalan Merve Serhan'ı aradı. Boşanma konusunda pedagogla görüşmüştü, Serhan'la bu konuda konuşmak istiyordu. Evde buluşmayı kararlaştırdılar.

Pelin'le Oya dışarıda biraz konuştular. Acayip bir durum olmuştu bu. Bir yanda Merve, bir yanda Serhan; Oya kendini kötü hissetmişti. O boşanıyorum diye dert yanarken kendisi sinsi gibi dinlemişti. Pelin yapacak bir şey olmadığını söyledi, Merve yardım istemişti, yanında olmaları gerekiyordu.

Oya, kısırlık ve üreme sağlığı hakkındaki sempozyuma biraz geç kalmıştı. Ondan sonra salona bir genç kadın geldi. Oya'nın yanındaki boş yere oturmak için izin istedi. Yerine gürültülü bir şekilde oturarak insanların dikkatini dağıttı. Oturunca da yerinde huzursuz huzursuz kıpırdanmaya başladı. Elini çantasına atıp kalem aradı, bulamayınca bu yüzden söylendi. Oya ona kendi çantasından bir kalem verdi. Fısır fısır konuşmaları ve hareketleri konuşmacının da dikkatini dağıtmıştı. Yeni gelen genç kadın hiç iyi görünmüyordu. Oya'ya yavaş sesle bir doğum günü partisinde içkiyi fazla kaçırdığını söyledi. Kusacak gibiydi. Salondan çıkması gerekiyordu. Oya da yardımcı olmak için ona eşlik etti.


Genç kadın tuvalette kusup rahatladı. Oya da dışarıda onu bekliyordu. Çıktığı zaman da pek iyi değildi, üstelik 2 saat sonra bir sunumu vardı. Aşk acısı çektiğini, bu yüzden ertesi gün sunum yapacağı halde haddinden fazla içtiğini anlattı. Sarhoş kafayla söz ettiği erkeği arayıp aramadığını anlamak için telefonuna baktığı zaman Oya, içkiliyken Serhan'ı aradığı bir geceyi hatırladı.

Oya görevlilerle konuşarak onun sunumunu ertesi güne aldırmaya çalıştı. Çok kolay olmadı ama  halletti de.


Daha sonra genç kadın ona bir yerden tanışıyor olabileceklerini söyledi. Oya da aynı fakülteye gittiklerini söyledi, listede onun ismini görünce bundan emin olmuştu. Hatta onun yüzünden okulu ikincilikle bitirdiğini de hatırlıyordu, Elif birinci olmuştu.

Elif'in çorba falan içmesi için bir yere gitmeye karar verdiler. Oya, arkadaşının kızını okuldan alacağı için az bir zamanı olduğunu söyledi.

Merve ile Serhan evde konuşuyorlardı. Merve pedagogun, üçünün arada rutin olarak bir şeyler yapmalarını öğütlediğini söyledi. Bu Mila için iyi olacaktı. Konuşma bitince Serhan'a sordu; Mila'yı okuldan kim alacaktı? Serhan kendisinin alabileceğini söyledi.

Merve bunu Oya'dan istemişti oysa. Yine de Serhan'a da söylemişti. Bu, özenle hazırladığı planın bir parçasıydı.

Okuldan çıkış zili çaldığında Oya oradaydı. Serhan da gelmişti tabii. Oya ile Mila'yı beraber görmek tuhafına gitti. Çünkü Oya, bir akşam Serhan'a gittiğinde, içeride uyuyan Mila kendisini görürse kafası karışır diye içeriye girmemişti.

Serhan onların yanına gitti. Oya Merve'nin ondan Mila'yı almasını istediğini sorunca şaşırdı. Bunu niye yapsındı ki, çocuğu Serhan'ın alacağını biliyordu. Oya, yanlış anlamış olabileceğini söyledi. Ertesi gün buluşmak üzerine de konuştular. Oya'nın sempozyumda yapacağı sunum için çalışması gerekiyordu. Akşamüstü görüşebilirler miydi? Serhan o saatlerde Merve ile beraber Mila'yı at binmeye götüreceklerini söyledi.

Oya Toksöz bundan sonra çok kötü günler yaşayacaktı. Merve Aksak bir sanatçı titizliğiyle çalışmış, Serhan'ın ondan şüphelenmesini sağlayacak müthiş bir plan yapmıştı.


Serhan, Merve ve Mila çiftliğe gittiler. Mila ata binerken Merve Serhan'a gayet iyi olduğunu söyledi. Kızlarla buluşmuştu, onu yalnız bırakmamışlardı. Onlarla beraber olmak çok iyi gelmişti. Oya kendisine çok destek olmuştu. Boşanma konusunu açmış, Merve'ye yeni bir hayata başlamaktan korkmaması gerektiğini söylemişti.


Serhan, kendisi ona boşanamadıklarını ve bu yüzden üzülebileceğini söyleyince Oya'nın buna üzülmekten rahatsız olduğunu anlattığını hatırladı. Ona kendini bir ailenin dağılmasını istiyor gibi hissettiğini söylemişti. Onun bu tavırlarıyla Merve'nin şimdi anlattıkları çelişiyordu.


Merve sözlerine devam etti. Oya ona çok moral vermiş, yeni hayatının sürprizlerle dolu olacağını söylemişti. O iyi bir kızdı, zamanında Merve yanlış yapmıştı, şimdi bu yüzden çok pişmandı. Oya bir yuva kurmak istiyordu. Çocuklu bir adamla tanışmayı umuyordu, böylece her şeyi aradan çıkarmış olacaktı.

Serhan Aksak kuruldukça kuruluyor, kafasındaki Oya imajı değişmeye başlıyordu; tam da Merve'nin istediği gibi.


O sırada Oya da Elif'le konuşuyordu. Elif onu beraber bir şeyler içmek için evine davet etti. Oya da kendi evine gitmelerini önerdi. Elif bunu kabul etmek istemedi, Oya'nın evinde çoluk çocuğu vardı herhalde, rahatsız etmesindi. Oya yalnız yaşadığını açıkladı.

Arzu kendisini arayıp eve, akşam yemeğine çağırınca Mehmet çok mutlu oldu. Arzu çocukların onu özlediğini söyledi. Bir şey alması gerekmezdi, kendisi gelsin yeterdi.


Mehmet Taylan'ı arayıp mutluluğunu onunla paylaştı. Taylan büro baskınının işe yaradığını söyledi. Mehmet de aynı fikirdeydi. Sünepe Enver'e çaktığı yumruk Arzu'yu etkilemişti.


Taylan onunla konuşurken evin içinde çekici bir genç kızın dolandığını görünce şaşırdı. Kız yardımcılarının kuzeniydi, onun bir işi olduğundan, bir süre için evde çalışacaktı. Taylan kıza boş boş bir şeyler söyledi. Kız mutfağa gidince arkasından gitmek için bahaneler düşündü. O sırada Pelin eve geldi. Taylan tatlı yemeye gitmeyi düşünüyordu ama Pelin'in sözlerinden sonra bundan vazgeçti. Bu havada şerbetli tatlı yenmezdi. Hem yaz geliyordu, formuna biraz dikkat etmesi lazımdı. Pelin ona hak verdi, çok göbeklenmişti. Ama sonra Taylan'ı böyle sevdiğini söyledi, o Pelin'in ayıcığı idi. Kocası tepki gösterince Pelin şaşırdı, eskiden böyle söylediği zaman sevinirdi. Taylan yardımcı kızın bu konuşmaları duymasından rahatsız olmuştu, karizmasının çizildiğini düşünüyordu.


Elif'le Oya Oya'nın evine geldiler. Elif evi beğenmişti. Tam bir çocuklu aile evi olduğunu söyledi. İçki içerek sohbet etmeye başladılar. Elif Oya'ya bir sırrını vereceğini söyledikten sonra yeni bir doğurganlık yönteminden söz etti. Bu henüz test aşamasında olan bir yöntemdi ama kendisi bir hastasının üstünde denemiş ve kadın sağlıklı bir kız çocuğu doğurmuştu. Oya ona yaptığının tehlikeli olduğunu söyledi. Elif bunu kabul ediyordu, ama değmişti, 5 yıldır çocuk sahibi olmaya çalışan karı koca çok mutlu olmuşlardı.


Elif mutfağa gidince Oya hayallere daldı. Kendini Serhan'la evlenmiş ve dünyaya bir bebek getirmiş olarak düşündü. Elif'in söylediklerinden etkilenmişti. Sonra silkelendi, aklını toparlamaya çalıştı.


Mehmet eve geldiğinde şahane bir sofrayla karşılaştı. Masada en sevdiği yemekler vardı. Beraberce yemek yediler. Ayaz erken yattı. Nilay tatsız görünüyordu, babasının evin otorite figürü olarak sahalara dönmüş olmasından hiç de memnun olmadığını söyledi. Sonra masadan kalktı. İkisi masada yalnız kalınca Mehmet Arzu'ya ofiste Enver'e saldırmasından dolayı kendisine kızgın olup olmadığını sordu. Hayır, dedi Arzu, hatta etkilenmişti bile. Mehmet bunca yıllık hayat arkadaşının, çocuklarının annesinin başka bir erkekle beraberlik yaşamasına izin veremeyeceğini söyleyince de güldü. Alaylı bir gülüştü bu.


Serhan sabahleyin elinde simitlerle beraber kahvaltı yapmak için Oya'ya geldi. Oya geceden kalma bir haldeydi ve gıcık tutmuş gibi öksürüp duruyordu. Arada bir de saçlarını kaşıyordu. Serhan Merve ile görüştüklerini söyleyince sadece onunla değil, diğerleriyle de görüştüğünü söyledi. Çarpık kız gurubu yine bir araya gelmişti. İlginçti, değil mi? Serhan bunun ilginç bir şey olduğu konusunda aynı fikirdeydi, hatta kendisinin hiç anlayamayacağı bir şeydi. Oya artık işi akışa bıraktığını söyledi, kavga gürültü olmasın yeterdi.


Serhan Aksak bu sohbet sırasında biraz tuhaf görünüyordu. Oya'ya anne olmayı hala isteyip istemediğini sordu. Oya, belki de hayatının bunu en çok istediği dönemini yaşamakta olduğunu söyledi. Ve bu konuda bazı girişimlerde bulunmayı düşünüyordu. Bunun üzerine Serhan Merve'nin Oya'nın çocuklu bir adama denk gelmek istediğini söylediğini hatırladı.


Serhan mutfağa geçtiği zaman orada bir fotoğraf makinesi gördü. Tanıdık bir makineydi bu, kendisinin çocukluk dönemindeki makinesiydi. Merve Serhan'ın evi terk ettiği zaman neler yapması gerektiğini danışmak için onun annesine gittiğinde annesi makineyi Merve'ye vermişti. Ama şimdi Oya'nın mutfağındaydı. Serhan Oya'ya seslenip makinenin burada ne işi olduğunu sordu. Oya makineyi ilk defa görüyordu. Serhan bunun kendisine ait olduğunu söyledi, adada annesinin evinde duruyordu, işte altında ismiyle soyadının baş harfleri de vardı. Oya'nın makineden haberi olmadığına inanmamıştı. Oya da sinirlenmişti, makineyi tanımıyordu ve kendi evinde olduğundan da gerçekten haberi yoktu.


Aksak ailesi rutin çiftlik ziyaretlerinden birini daha yapıyorlardı. Merve bu kez Serhan'a Burcu'dan söz etti. Burcu önce hiçbir şey istemeyen maceracı, özgür bir kız gibi davranmış, sonra hedefe yürümüştü. Bir ilişki değil bir hayat tarzı istemiş, Mehmet'e ait olan her şeye göz koymuştu. Kurnazca bir plan yapmış, Mehmet'i bir proje olarak görmüştü. Serhan bu sözlerden sıkıldığını belli edince hemen tavır değiştirdi. Ona Mila ile birlikte Serhan için yaptıkları leylaklı yaka süsünü gösterdi. Oya çok iyi bir kızdı, Ada'ya gitmiş, gelirken onlara leylak getirmişti. Serhan bunu duyunca irkildi. Annesinin evi de adadaydı ve o evde duran fotoğraf makinesini Oya'nın mutfağında görmüştü.

Oya klinikte idi, öksürüğü devam ediyordu. İlhan ona hastanede çalışmak için kliniği kapatmayı düşünüp düşünmediğini sordu. Oya, teklifi kabul ederse onu da yanında götüreceğini söyledi. İlhan daha sonra internetten klinik hakkındaki yorumlara baktı. Hep olumsuz şeyler vardı, insanlar Oya'nın hastalarına ilgisiz davrandığını, hep aynı ilaçları verdiğini yazmışlardı ve buraya gidilmemesini tavsiye etmişlerdi.


Pelin evden çıkmaya hazırlanırken Taylan'ın mutfakta gazete okuduğunu görüp şaşırdı, bu pek alışık olduğu bir sahne değildi. Taylan yüzmeye ve boks antrenmanına gitmek niyetinde olduğunu söyledi. Bu Pelin'in daha da şaşırmasına yol açtı, onun spor yapmaya hevesli olduğunu ilk defa görüyordu. Yogaya pek ısınamadığını hatırlatınca Taylan daha erkeksi sporları tercih ettiğini söyledi. Pelin gittikten biraz sonra Mehmet Taylan'ı aradı. Çok keyifliydi, onu çay içmeye davet etti. Ama Taylan onun kendi evine gelmesini istiyordu, nefis bir TV almıştı, onu göstermek istiyordu. Kastettiği şey evdeki genç yardımcı kızdı.

Mehmet gelince kızdan o da etkilendi. İki erkek evde oturmaya karar verdiler. Sohbet edip hayran hayran kızı izleyerek zaman geçirdiler.


Arzu Mehmet'in dükkanına sürpriz bir ziyaret yaptı. Oralardaki bir müşterisini ziyarete gelmiş, Mehmet'e de uğramak istemişti. Çok şirin görünüyordu. Kahve içerlerken Mehmet'i hafta sonu için eve davet etti. Bavullarını toplayıp gelmesini istedi üstelik. Mehmet şaşkın ve mutluydu, Arzu'nun ciddi olduğuna hemen inanamadı. Arzu'ya çocukları bahane etmemesini istedi, Mehmet'i o da özlemiş olmalıydı. Zamanında onun kıymetini anlamamıştı. Mehmet'in müdahalesi sayesinde saçmasapan şeylerin kıyısından dönmüştü. Onun çocuklarının annesi olarak, durması gereken yerde durmuştu.

Arzu bunları alaycı bir ifadeyle dinledi.

Oya klinikte internete bakıyor, Elif'in sözünü ettiği doğurganlık yöntemini araştırıyordu. Umudunu bu kadar yitirmişken bu mümkün olabilir miydi acaba, bir çocuk doğurabilir miydi? O sırada İlhan gelip yeni bir hastayla, Betül Hanım'la randevusu olduğunu hatırlattı.

Serhan'ın annesi Betül Hanım'dı bu. Randevuyu Aksak soyadını değil, kızlık soyadını kullanarak almıştı. Muayene için odasına girince Oya'ya yaşını, evli olup olmadığını sordu. Çoluk çocuğu var mıydı acaba? Oya olmadığını söyledi.

Oya, muayenenin sonucunda kadında bir sıkıntı olmadığını görmüştü. Ona yaşı gereği kemik taraması yaptırmasının iyi olacağını söyledi. Konuşurken yine öksürüyordu.

Pelin, Oya ve Arzu Merve'nin evine gittiler. Merve onları gördüğüne sevinmişti. İyi olduğunu, artık geceleri ağlamadığını, daha da iyi olacağını söyledi. Oya bu sırada da öksürüp duruyordu. Merve Arzu'yu yukarıya çağırdı, ona haftasonu planıyla ilgili bir şeyler gösterecekti. Oya'dan da mutfağa gitmesini istedi. Serhan sevdiği için ayvalı kereviz yapmışlardı ama yemek onunki gibi olmamıştı, Raşel'e öğretir miydi? Ayrıca mutfakta ders çalışan Mila ile ilgilenmesini de rica etti.

Serhan eve geldiğinde Oya'nın Raşel'e yemek tarifi verdiğini ve Mila'yı kontrol ettiğini görünce şaşırdı. Aklına Merve'nin Burcu hakkındaki sözleri geldi. Oya Burcu gibi davranıyordu sanki, bir erkeğin sadece ilgisini ve aşkını değil, hayatını da isteyen biri gibi.

Serhan bir bahaneyle Raşel'in mutfaktan çıkmasını sağladı ve Oya'ya yakın zamanda adaya gidip gitmediğini sordu. Oya gitmediğini söyledi.

Taylan evde telefonuyla ilgileniyor gibi yaparak yardımcı kızı seyrederken Pelin geldi. Taylan ona kızın devamlı yardımcılarından daha iyi çalıştığını söyledi. Kızı övmeyi abartması Pelin'in ilgisini çekti.  Mutfakta kıza bakarken Taylan'daki değişikliklerin nedenini sezmeye başladı. Bu tongaya nasıl düşmüştü? Eline aldığı bıçakla hırslı bir şekilde oynarken kendisine bakması için kıza seslendi.


Arzu çocuklarına babalarının geleceğini, 2 gün evde kalacağını söyledi. Nilay önce tepki gösterecek gibi oldu ama annesinin anlamlı bir bakışından sonra sakinleşti. Belli ki ortada bir plan vardı. Mehmet keyifli bir şekilde eve geldi, bir sürü et almıştı, mangal yapmak niyetindeydi. Girişte bir seyahat çantası görünce Nilay'ın bir yere mi gideceğini sordu. Ama bir yere gidecek olan Arzu idi. Mehmet çocuklarla zaman geçirirken o da kısa bir tatil yapacaktı.  Enver'le beraber hiking yapacaklardı. Hayır, bunu Mehmet'i delirtmek için yapmıyordu, kendi için istiyordu. Dünya Mehmet'in etrafında dönmüyordu, her şey onunla ilgili değildi. Mehmet kavga etmeye hazırlandı ama o sırada Ayaz yanlarına gelip futbol oynamak isteyince bunu yapamadı.


Otelde ayrı odalarda kalacaklardı ama Nilay babasının bunu, annesinin bu ilişkide çekingen davrandığını  bilmesini istemiyordu. Onlar için annelerinin hayatın tadını çıkarmasında bir sorun yoktu. Ezik davranmaması, ihtiyaç duydukları zaman yanlarında olması yeterliydi.

Enver Arzu'yu almaya geldiği zaman Mehmet öylece bakakaldı. Çocuklar annelerini neşeyle uğurladılar.


Elif Oya'nın çağrısı üzerine evine geldi. Oya onunla verdiği bir karar hakkında konuşmak istiyordu. Elif'e çocuk sahibi olamadığını söyledi. O da günlerdir çocuk doğurmaktan, anne olmaktan söz edip pot kırdığı için özür diledi. Oya özür dilemesine gerek olmadığını söyledi, Elif onun için bir umut ışığı olmuştu, onu evine çağırmasının sebebi de buydu. Elif'in müşterisine uyguladığı doğurganlık tedavisini kendisine de uygulamasını istiyordu.



Elif bu sorumluluğu alamayacağını söyleyip reddedince ısrar etti. İlk defa bu konuda umutlanmıştı. Bunu Elif'in yapmasını istiyordu çünkü o daha önce denediği için tedaviye hakimdi. Muvafakatnameyi hemen yapardı ve isterse gizlilik sözleşmesi de imzalarlardı. Hatta her şeyi Oya kendisi yapmış gibi davranırlardı. Böylece Elif herhangi bir sorun yaşamazdı. Oya sevdiği adamdan çocuk sahibi olmak istiyordu, hayatında ilk defa buna heveslenmişti. Bütün sorumluluğu almaya hazırdı.

İkisi konuşurlarken Betül Hanım Oya'yı arayıp kendisini uyardığı için teşekkür etti. Testlerde kemik erimesi sorunu olduğu ortaya çıkmıştı. Oya sayesinde sorun erken teşhis edilmişti. Pazartesi günü bir öğlen yemeği yerler miydi acaba? Pazartesi Oya'nın Pazartesileri yoğun geçiyordu. Ama Betül Hanım ısrar edince teklifi kabul etti.

Elif giderken tedavi konusunu düşüneceğini söyledi.


Oya'nın öksürüğü hala kesilmemişti. Bir yandan da kaşınıyordu. Bir gece uyuyamayıp yataktan kalktı. Kulağına şıp şıp bir ses geliyordu. Banyoya gittiğinde musluğun akıttığını görüp sıktı. Mutfağa geçip su içti, sonra da eve gelen evraklara baktı. Bunlardan biri, 96'daki olaydan sonra intihar girişiminde bulunduğu zaman yattığı hastanede çıkarılan rapordu. Birden o yıllara döndü. Gece bir süre balkondan aşağıya bakıp sonra da atladığını hatırladı. Evrakta raporu kendisinin talep ettiğinin belirtildiğini görünce şaşırdı. İlhan'ı arayıp bu talepten haberi olup olmadığını sordu, olumsuz cevap aldı. Yine balkondan atladığı günü hatırladı. Bu arada durmadan kaşınıyordu. Şaşırmış, üzülmüş, rahatsız olmuştu.


O sırada elektrikler kesildi. Karanlık korkusunun etkisiyle paniğe kapıldı. Evdeki şarjlı lambayı bulup yaktı. Çok kötü olmuştu. Kaşınıyor, ara ara intihar ettiği günü düşünüyordu. Ağlamaya, yeter diye söylenmeye başladı. Kaşıntısı artık ıstırap verecek düzeydeydi.


Aynı anda Merve yatağında, Serhan'ın yattığı yere bakarak bir şeyler düşünüyordu.

Başkomiser Kemal, Sarmaşık vakasının savcının talebiyle kendisinden alındığını öğrendi. Adli Tıp'ta çalışan bir görevliyle konuştu, bu konuda bir şey bilmediğini öğrendi. Müdürüne gidip davanın çok uzadığının farkında olduğunu söyledi. Şüphelilerden hiçbiriyle görüşemiyordu. Müdürü kendisine de baskı yapıldığını söyledi. Sonra yardımcısı Derya ile konuştu. Birinin davayı kararttığını söyledi. Sarmaşık'ta, olanların fazla kurcalanmasını istemeyen nüfuzlu insanlar vardı. Derya da onunla aynı fikirdeydi.

Kemal Sarmaşık Mahallesine gidip ölüm olayının olduğu yere, Aksak'ların evine gitti. Serhan'ın işyerindeki yolsuzluktan dolayı tutuklandığı akşamı düşündü. İçeriye girdi. Bu evde çok şey yaşanmıştı. Merve ile Pelin Serhan'ı aralarının bozuk olduğuna inandırmak için sahte bir kavga yapmışlardı. Mila'nın olaylı doğum günü partisine Edip de gelmişti. Mutfakta Merve kim bilir kaç kere meşhur cheesecake'lerinden yapmıştı. Son olarak üst kattaki yatak odasının penceresinden biri düşmüş ve ölmüştü. Bundan önce odada bir ayna kırılmış, eşyalar etrafa saçılmıştı. Pelin telaşla yukarıya çıkmış, bir kadın çığlığı duyulmuştu. Serhan'ın, bir gün Oya'nın mutfağında gördüğü fotoğraf makinesi de oradaydı.

Oya mutluydu, çünkü Elif üstünde konuştukları doğurganlık yöntemini onun üstünde uygulamayı kabul etmişti. Klinikte de bu konuyu araştırmaya devam etti. Kaşıntısı giderek artıyor gibiydi. Aklından bazı eski anıları geçti. Serhan'ın onun evinde kaldığı gecenin sabahını, Edip'in diğerlerine "Oya yalnız, aile kuramıyor, balkondan atladığı için çocuğu olamıyor" dediğini, buzhaneye kilitlendiği günü, Arzu'nun ona Merve'den çok da farklı olmadığını söylediğini hatırladı. Bir yandan da durmadan kollarını kaşıyordu.


Taylan evde giyindi, aynada bakışlarının etkisini test etti, güneş gözlüğünü taktı ve aşağıya indi. Yardımcıları Çiçi'nin kuzenine etkileyici görünmek istiyordu. Ama mutfağa girince Çiçi ile karşılaştı. Kuzeni ise ortada yoktu. Pelin'e diğer kızı sorduğunda Pelin onu öldürüp bahçeye gömdüğünü söyledi. Kocasını aklını başına toplaması için uyardı. Taylan onu paranoyakça davranmakla itham etti. Ama Pelin diyeceğini demiş, konu kapanmıştı. Mehmet'i aradı, onun yanına uğramak istiyordu. Mehmet "Sana geleyim mi?" diye sorunca dışarıda gezmenin daha eğlenceli olacağını söyledi, artık evde bir şey yoktu.


Oya Betül Hanım'la buluşacağı restorana geldi. Yine öksürüyordu, hep öksürüyordu. Kadının test sonuçlarına bakmak istedi. Betül Hanım etrafına bakınıp duruyordu, birini bekliyor gibiydi.


O sırada Serhan da aynı restorana geldi. Oya testi yorumlarken Betül Hanım ona Serhan'ın annesi olduğunu söyledi. Daha Oya'nın şaşkınlığı dağılmadan, onları görmüş olan Serhan yanlarına geldi ve neler olduğunu sordu. Annesi sinirlenmemesini söyledi, birbirlerini tanımak istemişlerdi. Oya ise Serhan'a onun annesi olduğunu bilmediğini söyledi. Serhan inanmaz bir ifadeyle bunu yeni mi öğrendiğini sorunca ona "Beni neyle suçluyorsun?" dedi. Betül Hanım bir yanlış anlaşılma olduğunu anlatmaya çalışıyordu ama bunu artistlik olsun diye yapıyordu. Oya kendisinin tuzağa düşmüş durumda olduğunu söyledi. Serhan ona bütün yaşadıklarının yalan mı olduğunu sordu. Oya neyin peşindeydi? Kendisini bir proje olarak mı görüyordu? Tanık olduğu şeyler onda Merve'nin söylediklerinin doğru olabileceği hissini uyandırmıştı.



Betül Aksak o sırada masaya çıkıp göbek atmaya başlamadıysa şık bir restoranda böyle bir şey yapmayı kendine yakıştıramadığı içindi. Merve'nin planında kendine düşen rolü gayet güzel oynamış, her şey istedikleri gibi olmuştu.

Oya sinirli bir halde masadan kalktı. Betül Hanım oğluna yanlış anlamaması gerektiğini, ayıp ettiğini söyledi. Kalkıp Oya'nın arkasından gitti. Oya da ondan neler olup bittiğini öğrenmek istiyordu. Fakat Serhan'ın söylediklerinden sonra bunun önemi kalmamıştı aslında.

Serhan müşterileriyle buluşacağı masaya oturduğu zaman şaşkın ve dalgındı. Onlar gelince tuvalete gitmek için izin istedi.


O yüzünü yıkar, kendini toplamaya çalışırken Oya da ağlayarak arabasını sürüyordu.

Serhan masaya gidip müşterilerinden beklettiği için özür diledi. Oya da evine vardı. Serhan'ın "Ben senin projen miyim?" sorusu aklından çıkmıyordu. Ceketini, çantasını fırlattı. Bağırarak ağlamaya başladı.

Elif Oya'ya geldi. Oya ona restoranda yaşadıklarını anlatmak istemiyordu, sadece sinirlerinin bozulmuş olduğunu söyledi. Şimdi işlerine bakmalıydılar. Oya iğne olmaya hazırdı.

Ufak Tefek Cinayetler 26. bölüm finali yaklaşırken geri dönüşlerle Merve'nin bazı planlarını nasıl hazırladığını öğrendik.



Oya'nın fakülteden arkadaşı olan Elif'e ulaşmış ve onunla karşılaşmasını ve çocuk doğurma ümidine kapılmasını sağlamasını ayarlamıştı. Elif'in sempozyumdaki hali, yaptığı her şey numara idi. Oya'yı telefonuna kaydettiği fotoğrafına bakarak bulmuş, tuvalete girip kusuyor gibi sesler çıkarmıştı.


Oya'nın evinde onunla beraber içerken içki getirmek için mutfağa gitmiş ve Serhan'ın eski fotoğraf makinesini bırakmıştı. Tuvalete girip Oya'nın şampuanına bir ilaç karıştırmış, musluklarla oynamıştı.

Oya'nın lisedeyken intihara teşebbüs etmesiyle ilgili hastane raporuna ulaşan da Elif'ti. Bunun için tanıdığı birinden yardım istemişti. Merve'ye de rapor işinin halledildiğini, Oya'nın giderek delirdiğini söylemişti. Betül Hanım da Merve'yi arayıp Oya ile görüştüğünü, yemeği ayarladığını, planın düşündükleri gibi gittiğini iletip aferin almıştı.

Elif, restoranda yaşananlardan sonra evinde hüngür hüngür ağlayan Oya'nın yanına giderken Merve de dışarıda onu izliyordu.


Bölüm finalinde Oya Toksöz verdiği kararın uygulanmasını bekliyordu. Onu mahvedebilecek, korkunç bir karardı bu. Elif ona bir kere daha emin olup olmadığını sordu. Bu işin geri dönüşü olmazdı. Oya emin olduğunu söyledi. Ne olursa olsun anne olmak istiyordu. Elif korkmasındı, her şey aralarında kalacaktı.

Merve evinin bahçesindeydi. Gayet keyifliydi. Planı mükemmel bir şekilde işliyordu.

Elif şırıngaya ilacı çekince Oya da karnını açtı. Hazırdı. Elif iğneyi vururken umut ve keyifle gülümsüyordu.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Ufak Tefek Cinayetler 30. Bölüm: Almayayım Ben, Hamileyim De Biraz

Ufak Tefek Cinayetler dizisinin sonunda Serhan Oya'nın kapısına gelmiş ve korkunç biri olsa da, kendisine hiç iyi gelmeyecek olsa da...