21 Mayıs 2018 Pazartesi

Ufak Tefek Cinayetler 29. Bölüm: Katil Ruhluyum Ama Olsun, Çok Da Zekiyim


Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 28. bölümü Oya ile Merve'nin yaşadıkları araba kazasıyla sona ermişti. Merve, kemeri sıkıştığı için arabadan çıkamayan Oya'yı yavaş yavaş yanmakta olan arabada,o halde bırakmaya karar vermişti. Ufak Tefek Cinayetler 29. bölüm başlarken arabadan uzaklaşmaya başladı. Oya ona sesleniyor, yardım istiyor, yalvarıyordu. Merve durakladı ama geri dönmedi.


Yola çıktığı zaman Raşel'i arayıp kendisini almasını istedi. O sırada Oya sakin kalmaya çalışıyordu. Mutlaka bir çözüm yolu bulacaktı. Kemerden kurtulması lazımdı. Arabanın torpido gözünde bulduğu bir aletle kemeri kesmeye başladı.

Merve, kendisini almaya gelen Raşel'e, takside iken küçük bir kaza geçirdiğini söyledi. Ve bu olaydan kimseye söz etmemesini tembih etti.


Eve geldiğinde duşa girdi. Duş yaparken kulaklarında Oya'nın yardım isteyen sesi çınlıyordu.


Oya arabadan çıkmayı başardı. İlhan'a konum atıp kendisini almaya gelmesini söyledi. Bebeğine bir şey olmasından çok korkuyordu.

Merve düşünüyordu; olanları kimsenin bilmemeliydi. Yaralı kolunu kendisi sardı. Hastaneye veya polise hesap vermek istemiyordu.

İlhan'la Oya hastaneye gittiler. Oya gebelik tespiti için de gittiği doktor arkadaşı Melih'i aradı. . Ultrasona bağlandığı zaman çok gergindi, yerinde duramıyordu. Neyse ki bebeğe bir şey olmamıştı. Sevinçten havalara uçtu. Muayeneden sonra Melih ona bir kere daha bebeğin babasının nerede olduğunu sordu.


Oya'nın kliniğine gelen Serhan, kliniğin bu saatte kapalı olmasına şaşırmıştı. Karşılaştığı bir adam ona doktor hanımın kliniği kapatıp gittiğini söyledi. Sağlık Bakanlığı'ndan birileri gelip kapıya mühür vurmuşlardı.

Oya Melih'e"Baba yok, ben varım" dedi. Arkadaşı babaya haber verip vermediğini sordu. Hayır, haber vermemek gibi bir kararı yoktu ama bunu müjdeli bir haber verir gibi koşa koşa gidip bildirecek de değildi. Bu büyük bir sorumluluk olabilirdi ama bebeği kendisi büyütecekti. İkisi birbirlerine yeterdi. Oya çok iyi bir anne olacaktı.

Hastaneden çıkınca İlhan'a bebeğin iyi olduğunu söyledi. İlhan Edip'i sordu, böyle durumlarda hep Oya'nın etrafında olurdu. Oya arkadaşlıklarının sona erdiğini söylerken Edip'e Merve'ye karşı bir şeyler hissedip hissetmediğini sorduğu günü hatırladı.

Sonra ikisi Oya'nın arabasına bindiler. Oya, yaşadığı için mutluydu. İlhan olanlardan sonra Sarmaşık'tan taşınıp taşınmayacağını sorunca buna niyeti olmadığını söyledi. Burası güzel bir yerdi, bebeğini burada büyütmek istiyordu. Ve kısa süre içinde Sarmaşık'ı daha güzel bir yer haline getirecekti.


Oya evinde, bilgisayarın başına oturduğunda Serhan aradı. Bir süre kararsız kaldıktan sonra açmamaya karar verdi. Merve ile arabadaki konuşmalarını kaydetmişti, onu dinledi. Bahçeye çıkıp keyifli bir şekilde oradan oraya sekti. Kapısı çalınca gelenin Serhan olduğunu düşündü. Sessizce gidip bakınca gelenin Pelin olduğunu gördü ve kapıyı açtı. Pelin onu yaralı bereli görünce şaşırmıştı. Ne olduğunu sordu. Oya  araba sürerken direksiyon hakimiyetini kaybettiğini söyledi. Araba yoldan çıkıp takla atmıştı. O sırada tek başınaydı.


Pelin'e bir şey söylemek için mi geldiğini sordu. Öyleydi, Pelin'in ona verecek önemli bir haberi vardı. Merve Oya ile Serhan'ın ilişkisini öğrenmişti. Oya artık bunun bir önemi olmadığını söyledi, Serhan'la ayrılmışlardı. Pelin'e bu konuda fazla açıklama yapmadı. O Merve'nin kendisine saldıracağını söyleyince de ona ikisinden söz etmemesinin yeterli olduğunu söyledi. Kalanı Oya'nın sorunuydu.

Pelin onun evinden çıkınca düşünmeye başladı. Oya, kendisinin bu ilişkiden haberi olduğunu Merve'ye söyler miydi acaba? Bu konuda bir şeyler yapması lazımdı.


Oradan Merve'nin evine gitti. Ona Oya ile Serhan'ın bir dönem birlikte olduğunu söyledi. Bunu az önce Oya'dan öğrenmişti. Çok üzülmüştü, Merve'nin bunu kendisinden duymasını istemezdi. Oya ona ağlayıp sızlayarak her şeyi itiraf etmişti. Kaç yıllık arkadaşına yapılacak şey miydi bu? Onun saçını başını yolmak istemiş, ama kendini tutmuştu. Artık Oya'nın yüzüne bile bakmazdı, yaptığı affedilecek şey değildi.

Merve'nin aklı daha çok Oya'nın evde olmasında idi. Demek ki arabadan çıkmayı başarmıştı. Pelin sakin olmasını telkin edince gayet sakin olduğunu söyledi. Bu ilişkiden zaten haberi vardı. Olayı bu kadar abartmaya gerek yoktu, Serhan'la ayrılıyorlardı. Fakat Pelin Serhan'a asla Merve'nin bu beraberliği bildiğini söylememeliydi. Kulağına bir şey gelirse bunu Pelin'den bilirdi ve bu da onun için kötü olurdu.


Pelin Merve'ye Oya'nın yara bere içinde olduğunu da söyledi. Bir trafik kazası geçirmişti, galiba birinin arabasını almıştı. Merve kaza yüzünden yaralanan kolunu tutunca ne olduğunu sordu. Merve bir şeyi olmadığını söyledi.


İnci Oya'yı görmeye geldi. Kaza yaptığını İlhan'dan öğrenmişti. Oya'nın fazla sakin durmasını tuhaf bulmuştu. Daha sonra onun gebe olduğunu öğrenince çok şaşırdı, çok sevindi. Çocuk Serhan'dandı tabii, değil mi? O bu konuda ne diyordu? Oya Serhan'ın durumu bilmediğini söyledi. İkisi ayrılmışlardı. Oya onun kendisini sevmediğini düşünüyordu. Serhan Aksak doğruluğa, dürüstlüğe çok önem veren biriydi ve Oya'yı da doğru bulduğu için beğenmişti.  Aşk değildi onunki.

Serhan Oya ile annesini beraber gördüğü restoranın müdürünü aradı ve o gün rezervasyonu annesinin yaptırmış olduğunu öğrendi. Demek ki davet annesinden gelmişti. Oya ile yaptığı konuşmayı, onun fotoğraf makinesini ve Betül Hanım'la buluşmasını açıklayamadığını hatırladı. Oya'ya güvenmemekle, fevri çıkışlar yapmakla hata mı etmişti acaba? Onunla bu konuları konuşmak istiyordu ama kapısına gitmeye cesareti yoktu.

Oya İnci'ye Merve'yi Sarmaşık'tan göndereceğini söyledi. Ona burada nefes alacak alan bırakmayacaktı.


Oya Toksöz daha sonra gerginlik içinde kendisini bekleyen Merve'ye gitti. Ona kendisini yanmak üzere olan arabada bırakıp gittiğini hatırlatınca Merve öyle gerektiğini söyledi. Sonra Oya'ya neden geldiğini sordu. Oya bir karar vermişti, kazayı polise anlatacaktı. Yalnız olmadığını, onun da yanında olduğunu ve kendisini ölüme terk ettiğini söyleyecekti.


Merve bunu ciddiye almadı. Ona kim inanırdı ki? Kaza kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde olmuştu, kimse görmemişti, hiçbir şeyi ispat edemezdi. Ama Oya ona kaydettiği konuşma kaydını dinletince yüz ifadesi değişti. Oya'yı dürüst davranmamakla itham etti. Bu komikti ama, Merve Aksak gibi bir kadın böyle bir şey söylememeliydi. Oya ona kendisinden ilham aldığını söyledi. Zaman içinde boynuz kulağı geçmiş olabilirdi.

Merve ne istediğini sorunca Oya bahçeye çıkıp eve çeşitli açılardan bakmaya başladı. Merve onun evi istediğini anlamıştı. Oya evini seviyordu ama buradan ayrılmanın Merve'nin canını çok acıtacağını düşünüyordu. Belki zaman içinde burada büyük bir aile de kurabilirdi. Merve evini ona vermek niyetinde değildi. Olanları Serhan'a anlatıp anlatmayacağını sordu. Oya bunu yapacağını söyledi. Konuşmanın sonunu bir kere daha dinletti. Merve onu ölüme terk edip gitmişti. Bu yüzden en az 8 - 10 yıl ceza yiyebilirdi. Merve ona bir kızı olduğundan söz edince ona göre davranmış olması gerektiğini söyledi. Kızını düşünüyorsa insanları öldürmeye kalkışmamalıydı.


Merve bu kez evini Oya'ya satmasını insanlara nasıl açıklayacaklarını sordu. Oya Merve Aksak'ın bunun bir yolunu bulabilecek biri olduğunu söyledi. Ona bir kerede bütün parayı ödeyemezdi ama yavaş yavaş tamamlardı, borçlu kalacak değildi ya.

Merve bu koskoca evle başa çıkamayacağını söyleyince Oya Raşel'e doğru baktı.
Madem öyle, o da yardım alırdı. Merve onun canına kastetmiş, mesleğini icra etmesine engel olmaya çalışmıştı. Büyük bir cezayı hak ediyordu. Merve kimin ne ceza ödeyeceğine Oya'nın mı karar vereceğini sorunca bugüne kadar buna Merve'nin karar verdiğini söyledi. Sorun da buydu zaten. Merve onun hiç utanmadan başkasının kocasını alabileceğini düşündüğünü söyledi. Bir de iyi bir şeymiş gibi bunu Pelin'e anlatmıştı. Oya bunu duyunca irkildi ama açık vermedi. Pelin kendisi, Serhan'ın kaldığı otele girip gizlice onları gözetleyerek öğrenmişti bunu. Ve Oya'ya Merve'nin konuyu öğrendiğini söylerken bunu kendisinin anlattığını belirtmemişti tabii.

Oya giderken ona karar vermesi için 24 saat süre verdiğini söyledi. Sonra konuşma kaydını her tarafa yayacaktı.


Merve onun arkasından bakarken gözleri dolu doluydu. Sonra danışmak için Avukat Hanımı aradı.

Kemal'le Derya, şüphelilerle görüşmek için hastaneye geldiler. Fakat Avukat Hanım karşılarına çıktı ve içeriye girmemelerini tavsiye etti. Savcılıktan haber gelmiş, dava düşmüştü. Müvekkili artık şüpheli konumunda değildi. Savcı olayın kaza olduğuna kanaat getirmişti. O anda Derya'ya da aynı haberi veren bir telefon geldi. Diğer şüpheliler de taburcu edilmişlerdi.

Avukat Hanım bu işe karıştırılmış olmaktan memnun değildi. Arkasındaki odaya girip müvekkiline, gece gece kendisini buraya sürüklediği için söylendi. Ama müvekkilin kim olduğunu görmedik.


Ufak Tefek Cinayetler 29. bölüm devam ederken Kemal'le Derya şaşkın ve düşünceli bir halde karakola geldiler. Olayla ilgili kişilerin fotoğraflarını iğneledikleri pano boşaltılmıştı. Davayla ilgili her şeyin dosyalanıp kaldırılması talimatı gelmişti ama kimse Kemal'e bu konuda bir şey söylememişti. Başkomiser daha da sinirlendi. Müdürüne gidip bu noktaya gelinmişken davanın nasıl kapatılabildiğini sordu. Ortada bir kaza değil, bir cinayet vardı. Müdür savcının bunu yapmaya yetkisi olduğunu söyledi. Kemal gidip biraz dinlensindi. Başka bir sürü dava dosyası vardı, bir olaya bu kadar takılamazlardı.

Derya, Kemal gitmesini söylemesine rağmen, gitmemişti. O Emniyet Müdürünün yanından çıkınca konuştular. Belli ki biri bu işten çekilmelerini istiyordu. Kemal pes etmeyi düşünmüyordu, aklında bir fikir vardı. Ama bunu şu anda konuşmayacaktı.


Kemal bir yere telefon etti. Birinin yerinin bulunup bulunmadığını öğrenmek istiyordu. Konuştuktan sonra bir yere gidip etrafı gözden geçirmeye başladı. Sonra kimi aradığı ortaya çıktı; Taylan'dı bu. Onu görünce arkasından gidip kolundan tuttu ve kendini tanıttı. Taylan onun kendisini biriyle karıştırdığını söyleyip yoluna devam etti. Kemal onun peşini bırakacak değildi ama kendisini tanıdığını söyleyen biri araya girince bırakmak zorunda kaldı. Taylan koşarak kaçmaya başladı. Kemal de peşindeydi. Az sonra bir taksiye atladı.

Kemal, polis kimliğini göstererek bir motoru aldı ve Taylan'ı takip etmeye devam etti. Taylan taksiden birini aradı ama ulaşamadı, acilen kendisini araması için not bıraktı. Kemal neredeyse yetişmişti. Şoföre arabayı durdurması için işaret verdi. Adam bu takip olayından tedirgin olmuştu. Durmadan şoföre talimat veren Taylan bir ara komiseri atlatabildiklerini düşündü. Ama yanılıyordu. Sonunda Kemal motoru taksinin önüne kırdı ve Taylan'a inmesini söyledi.


Bir yerde oturup konuşmaya başladılar. Taylan dağılmış görünüyordu. Onlar düzgün insanlardılar, çoluk çocukları vardı, böyle bir felakete nasıl maruz kalmışlardı? Hayatları kararmıştı. Kemal ona olayın kaza değil cinayet olduğunu düşündüğünü söyledi. Bir yanlışlık olmuştu ama düzeltilecekti. Taylan'ı sakinleştirmeye çalıştı. Onu suçlamıyordu, sadece bilgisine başvuruyordu. Olay gününde tanık olduğu şeyleri anlatmasını istiyordu.

Taylan, o gün Oya ile Merve'nin aralarında düşmanlık olan 2 kişi gibi değil de 2 ortak gibi davrandıklarını söyledi. Beraber bir şey yapacak gibiydiler. Partiyi hatırladı. Oya ortalarda ev sahibi gibi dolaşıyor, Merve de mutfakta ikramlıkları gözden geçiriyordu. Oya mutfağa gidip Merve'ye her şeyin yolunda olup olmadığını sordu. Yolunda idi. O gelmiş miydi peki? Hayır, dedi Oya; ama birazdan gelirdi.


Taylan'ın telefonu çaldı. Arayan avukatı idi. Onunla konuştuktan sonra Kemal'e hukuken kendisiyle konuşmak zorunda olmadığını öğrendiğini söyledi. Daha fazla konuşmak istemiyordu. Kemal davanın yeniden açılacağını söyledi ama onun ağzından başka laf alamadı. Bildiklerini anlatmıştı. Olay, olsa olsa kaza olabilirdi. Polis deyince birden korktuğu için kaçmıştı.

Taylan bunları söyledikten sonra kalkıp gitti. Kemal Derya'nın yanına gittiği zaman Esra'nın da orada olduğunu gördü. Esra davanın kapatıldığını biliyordu ama anlatacakları henüz bitmemişti. Birer kahve içerken Kemal'e hikayesinin kalanını da anlatabilirdi. Derya ona sinir olmaya başlamıştı. Esra Kemal'e yazıyor gibiydi.


Esra önce Arzu'nun yaşadıklarından söz etmek istiyordu. Mehmet'i yerde baygın bulunca çok korkmuş ve ambulans çağırmıştı. O sırada arabasıyla evi gözleyen Burcu ambulansın çok erken geldiğini düşündü. Çocuklardan biri mi içerideydi yoksa, ya da Mehmet? Arzu'nun Mehmet'le beraber ambulansa bindiğini görünce çok şaşırdı. Ambulansı takip etmeye başladı. Bunların hep Arzu'nun yüzünden olduğunu düşünüyordu.

Arzu ambulansta ağlıyor, Mehmet'e kendine gelmesi için yalvarıyordu. O sırada Burcu da arabasında Mehmet'i elleriyle zehirlediğini düşünerek ağlıyordu.


Hastanede Arzu yoğun bakımın kapısında Mehmet'ten haber beklerken Burcu da görünmeden onu seyrediyordu. Haberi alan Enver de oraya geldi. Arzu ona Mehmet'in durumunu bilmediğini söyledi, içeriye almışlardı. Enver eve, çocukların yanına gitmeyi teklif edince ona çok iyi bir arkadaş olduğunu söyledi. Enver buna bozuldu, bir arkadaştan daha fazlası olmak istiyordu.

Doktor Arzu'ya Mehmet'in durumunun stabil, bilincinin açık olduğunu söyledi. Durumunu biraz daha izleyip taburcu edeceklerdi.

Enver kendini tuhaf hissediyordu. Buraya Arzu'nun erkek arkadaşı sıfatıyla gelmişti ama gördüğüne göre o Mehmet'i seviyordu. Arzu onun için endişelenmesinin normal olduğunu söyledi, çocuklarının babasıydı, değil mi? Enver onun daha derin duyguları olduğunu düşünüyordu. Kendini kandırmamasını söyledi, Mehmet'e aşıktı. Bunları söyledikten sonra kalktı. Arzu'nun bir ihtiyacı olursa oralarda olacaktı.


Merve Avukat Hanıma Oya ile arabada olmadığını söyledi. Oya onun başına bela açmaya çalışıyordu. Avukat cevap verdi; sorun yoktu o zaman, Oya olanları polise anlatırdı, Merve de ifadesini verirdi ve konu halledilirdi. Merve bu konuyla uğraşmak istemediğini söyledi, hem bu yüzden itibarları da zedelenebilirdi. Belki beraberce ortak bir saldırı noktası, Oya'yı suçlayacak bir şey bulabilir; onun polise gitmesini önleyebilirlerdi.

Mehmet'le Arzu hastanenin bahçesinde idiler. Arzu çok ilgili, çok yakın davranıyordu. Mehmet o anda hayatından çok memnundu. Arzu olanların kendisini çok korkuttuğunu söyleyince onu kaybetmekten mi korktuğunu sordu. Arzu onun evde ne aradığını, neler olduğunu öğrenmek istiyordu. Mehmet Burcu'nun kötü şeyler yapacağından korktuğunu söylemedi. Eve bir takım elbisesini aramak için gelmişti, çay yapmak isterken başı dönünce ocağın düğmelerine çarpmış olabilirdi. Biraz uzanmak için yukarıya çıkmış, Ayaz'ın odasında uyuyup kalmıştı.


Arzu bu sohbet sırasında Mehmet'in Pelin'den  ilişki taktikleri aldığını anladı. Buna kızmadı, Mehmet'in büyük bir çaba gösterdiğini düşünüyordu. Mehmet onu çok sevdiğini söyledi, geri kazanmak için her şeyi yapardı. Yine onunla birlikte olmak istiyordu. Arzu aralarında olup bitenlerin taktiklerle kapanacak şeyler olmadığını söyledi. Mehmet 2 yıl boyunca ona yalan söylemişti, bir sürü olumsuzluk yaşanmıştı; bunları unutsun muydu? Bir kere daha böyle bir olayı kaldıramazdı. Mehmet ondan kendisine güvenmesini istedi. Değişmişti, bir daha asla böyle bir şey olmayacaktı. Bu tarzda uzun uzun konuştular. Mehmet barıştık mı diye sorunca Arzu olumsuz cevap verdi. Ama görüşmeler için masaya oturmuş sayılabilirlerdi.


Burcu Mehmet'i kapısında görünce çok heyecanlandı, boynuna atladı. Ama Mehmet sevgi dolu bir muhabbet için falan gelmemişti tabii. Kızın üstüne yürüdü. Burcu neredeyse onu öldürüyordu. Ya evde çocuklar olsaydı? Burcu bundan sonra uzak duracaktı. Arzu duymasın diye sesini çıkarmıyordu ama ailesinden birinin saçının bir teline zarar gelirse onu öldürürdü.

Mehmet'le Serhan bir araya gelip sohbet ettiler. Serhan kötü görünüyordu. Mehmet'e durumun çok fena olduğunu söyledi. Oya ile arasında olanların biraz Mehmet'in olayına benziyordu ama Oya ile Burcu çok farklıydılar. Oya bambaşka bir kızdı, öyle dalavereler, planlı işler falan yapacak biri değildi. İnanamıyordu, olanları bir yere oturtamıyordu. Her şey ortadaydı aslında, Oya'nın birtakım oyunlar çevirdiğine inanmamak için bir sebep yoktu ama yine de olmuyordu. Oya ile durumları farklıydı, birbirlerini gerçekten seviyorlardı. Serhan'ın tutunacak ufacık bir şeye ihtiyacı vardı. Olup bitenler gerçek olamazdı. Mehmet ona hak verdi. Kendisi macera aramıştı, Burcu ile evlenmeyi hiç düşünmemişti. Oya ile Serhan ise gerçek bir şey yaşıyorlardı. Tanıdığı kadarıyla, Oya'nın böyle şeyler yapabileceğine o da ihtimal vermiyordu.

Serhan Taylan'ı aramaya karar verdi. Aralarında Oya'yı en iyi tanıyan oydu. İkisi lise çağlarında flört etmişlerdi ama ne olursa olsun Taylan onun hamurunu biliyordu. Mehmet'ten başka kimseyle konuşamıyordu. Etraftakilerin hepsi yalancı, hileci insanlardı; kime güvenecekti?

Mehmet de Taylan'ı arama fikrini destekledi. Serhan ona ilişkisini anlatırdı, sonra ne olacaksa olurdu.

Nilay annesiyle bir konuda konuşmak istediğini söyledi. İçi rahat değildi. Babası gazdan zehirlendiği gün onu aramış, evin kilitlerini değiştirmesini istemişti. Ama kendisi bunun üstünde durmamıştı ve kendini suçlu hissediyordu. Olay bir kaza olmayabilirdi. Kilit olayıyla zehirlenmenin aynı günde olması tesadüf müydü? Babası belki de kendine zarar vermek istemişti. Nilay babasının yukarıda olduğunu bilmeden kilidi değiştirtseydi Arzu hemen eve giremeyecek ve belki de onu canlı bulamayacaktı. Veya başka bir şey vardı. Ama ortada bir gariplik olduğundan emindi.


Sorgu odasında Esra Arzu ile Mehmet'ten söz etmeye devam ederken Derya da o her fırsatta Kemal'e asıldığı için kendini yemekle meşguldü. Kemal asıl Taylan'ı sorduğunu hatırlatınca Esra konuyu değiştirdi.

Taylan geldiği zaman Serhan ona Oya ile birlikte olduğunu açıkladı. Taylan bunu bildiğini söyledi ama onun kastettiği şey iş ilişkisi idi, Oya'nın Serhan'dan yatırım fikirleri aldığını düşünüyordu. Serhan bir süre öncesine kadar sevgili olduklarını söyleyince çok şaşırdı, hatta şoka girdi. Sonra bunu zaten bildiğini söyledi. Kendisi için sorun yoktu, Oya ile o defteri çoktan kapatmışlardı. Koşu parkurunda Oya'nın karşısına çıktığı günü farklı bir şekilde, sanki Oya onun peşine düşmüş gibi anlattı. Oya o gün kendisinden Serhan'la beraber olmak için izin istemiş gibi konuştu. Serhan'la Mehmet onun bazı olayları kendini pohpohlamak için değiştirerek anlattığını fark etmişlerdi.


Serhan Taylan'a Oya'nın geçmişte yalan söyleyen, dedikodu yapan, dalavereler çeviren biri olup olmadığını sordu. Kendini çok çaresiz hissediyor, tutunacak bir şey arıyordu. Taylan Oya'nın hileli işlere, oyunlara falan girmeyecek bir kız olduğunu söyledi. Herkes iyi olsun, güzel olsun isteyen biriydi o. Fakat Mehmet durumun Serhan'a farklı bir şekilde lanse edildiğini söyleyince ağız değiştirdi. Kadın milleti zaman içinde değişebilirdi.  Oya birçok badire atlatmıştı. Evde kalmışlık sendromu yaşıyor da olabilirdi. Bir sevgili bulunca ilişkisi için birazcık üçkağıt yapmakta sakınca görmemişti belki de.


Serhan daha sonra yine Oya hakkında konuşmak için Edip'in yanına gitti. Kafasının karışık olduğunu söyledi. Oya'ya ya haksızlık etmişti, ya da onu yanlış tanımıştı. Şimdi Oya onunla görüşmüyor, telefonlarını açmıyordu. Serhan ne olduğunu anlamak istiyordu. Oya bunları yapmış olabilir miydi? Serhan'ın annesiyle görüşmüş, arkasından iş çevirmiş olabilir miydi?


Edip Merve'nin kafede onu yanına çağırdığını hatırladı. Edip ona hayran olduğunu, gözlerini üstünden alamadığını söyleyince Merve inanmamış, o da neden kendisine güvenmediğini sormuştu. Merve'nin ona güvenmesini sağlayacaktı. Ne zaman, nerede isterse bunu ona kanıtlayacaktı.


Serhan'a "Oya böyle şeyler yapmaz" diyemeyeceğini söyledi. Aşk insanı değiştirirdi, öyle ki kendini tanıyamaz hale gelebilirdin. Herkesin üstünde aynı etkiyi yapardı.

Serhan Aksak yanından gidince Edip Merve'yi aradı. Bu konuşmayı canlı olarak ona dinletmişti. Şimdi kendisine güveniyor muydu? Merve ufak bir gelişme kaydettiklerini söyledi. Ufak Tefek Cinayetler 29. bölüm Edip'in, 96'daki olaylardan sonra kendini toparlamasına yardımcı olan Oya'yı sattığı bölümdü. Aşk onu da fena halde değiştirmişti.


Serhan arabasına binerken "Başka çaresi yok, bunu yapacağım" diye düşünüyordu.


Düşündüğü şey annesiyle de konuşmaktı. Bir süre sonra onunla buluştu. Aklından öğrencilik yılları geçti. Tatillerde eve gelmek istediği zaman annesinin daima birtakım planları olurdu.


Betül Aksak oğlunun kendisiyle görüşmek istemesine sevinmişti. Serhan ona sorular sormaya başladı. Fotoğraf makinesi olayını açıklamasını istedi. Betül Hanım Oya'nın bir gün kendisine geldiğini söyledi. Serhan'ın bundan haberi olmamasını istiyordu. Onunla çok ciddi düşündüğünü, Aksak soyadının kendisi için önemli olduğunu söylemişti. Makineyi görüp Serhan'ın gençliğinde onunla fotoğraflar çektiğini öğrenince onu alıp alamayacağını sormuştu. Restorandaki buluşmaya gelince, Oya'yı, İstanbul'a inince mutlaka kendisini aramasını istediği için davet etmişti. Serhan'la görüşmediklerini Oya'ya tabii ki söylemişti. O da aralarındaki küskünlüğü de çözeceğini vaat etmişti. Aksaklar'ın bir paket olduğunu, paketteki parçaların ayrılmaması gerektiğini düşünüyordu.

Betül Hanım daha sonra Oya'nın 2 gün önce kendisini yine davet ettiğini anlattı. Serhan'la küstüklerini söylemişti. Bir planı vardı, kendini ağırdan satmak niyetindeydi.  Betül Hanım onun çok hırslı bir kadın olduğunu düşünüyordu. Biraz da maddiyatçı idi galiba.


Serhan ona inanmadığını söyledi. Annesine hiç güvenmiyordu. Olup bitenlerde eksik bir şey vardı ve bunun ne olduğunu bulacaktı.Annesine Oya ile ilişkisinden Merve'ye söz edip etmediğini sorunca Betül Hanım etmediğini söyledi. Merve ile Serhan'ın ilişkisinin toparlanacağını düşünüyordu. Böyle bir süreçte gelinini yaralamak istememişti. Söylerse onun Serhan'dan hepten vazgeçeceğinden korkmuştu.

Serhan annesine "Kesinlikle yalan söylüyorsun." dedi. Ne olduğunu bilmediği bir detay vardı ama onu bulacaktı. Betül Hanım'ın söylediği hiçbir şeye inanmadığını tekrarladı.


Oya kafeden çıkarken Merve ile karşılaştı. Ona zamanın ilerlediğini hatırlattı. Merve'nin vakti daralıyordu.

Merve bahçesinde oturmuş düşünüyordu. Çok dalgındı. Raşel'in getirdiği içeceği elinden düşürdü. Kendi kendine söylendi; bunu yapması lazımdı, başka çaresi yoktu. Sonra Oya'ya gidip evin satış işlemleri için gereken evrakları verdi. Emanetini, yani konuşma kaydını istedi.

Oya yeni bir evde yeni bir hayata başlayacağı, yeni başlangıçlar yapacağı için memnun görünüyordu. Merve ona bu keyfinin uzun sürmeyeceğini söyledi. Evi almış olabilirdi ama bundan fazlasını hayal etmemeliydi. Serhan'ı Oya'nın istediğinden daha çok istiyordu, onun için çok şey yapmıştı ve her şeyi de yapardı. Onu öyle kolayca bırakmayacaktı. Oya bu kavgayı sürdürmekte ısrar ederken kendi sonunu hazırlıyordu. Aralarını nasıl da bozmuştu, değil mi? Demek ki bozulabiliyordu. Şimdi o koskoca evde deli kadınlar gibi tek başına yaşasındı bakalım.


Esra Ayşe'ye manikür yaparken Merve'nin evini sattığını söyledi. Ayşe Pelin'i, Pelin de Arzu'yu aradı. Haber sitenin kadınları arasında yayılmaya başladı. Merve'nin bir anda kalkıp gitmesi çok enteresandı. Eve bir kamyon gelince evin satıldığına iyice inandılar. Bu işte bir şey vardı. Kim yerleşecekti oraya acaba?


O sırada Merve ile Mila da arabaya binip gittiler. Bütün Sarmaşık sakinleri bu büyük olayı konuşuyordu.


Serhan'ın kapısı çaldı. Gelenler karısı ile kızıydı. Merve içeriye girince ona evi sattığını söyledi. Sarmaşık'tan taşınıyorlardı. Bu işi duruşmadan önce halletmek istemişti. Serhan çok şaşırdı, bu konudan ona hiç söz etmemişti. Para sorunu mu vardı? Onları bu konuda hiç mağdur etmemişti. Merve bu kararı aniden verdiğini söyledi. Mila ile de konuşmuştu, hiçbir sorun yoktu. Serhan onun evi kime sattığını sormayacak mıydı? Oya almıştı, hem de büyük bir hevesle. Ne zamandır Nihal'e teklif verelim deyip duruyordu zaten, Merve de, alsın madem diye düşünmüştü.


Serhan ikisi arabadayken Nihal'in Oya'yı ev için aradığını hatırladı. "Doğruymuş demek ki" diye düşündü, Oya'nın gerçekten bazı hain planları olabilirdi.




Sarmaşık'ın kadınları hala Merve'nin evinin yeni sahibinin kim olduğunu bilmiyorlar ve öğrenmek için ölüyorlardı. Ayşe bunu Nihal'e sordu, ama evi Nihal satmamıştı. Merve bu işi kendi halletmişti.


 Arzu ile Pelin de yürüyüşe çıkmışlardı ama Pelin'in asıl derdi evi kimin aldığını öğrenmekti. Evin önünde merakla bekleşen başka kadınlar da vardı. Nakliye kamyonu görününce ortamdaki heyecan tavan yaptı.


Arzu Oya'nın geldiğini görünce şaşırdı. Neredeydi, onu merak etmişlerdi. Pelin hemen neler kaçırdığını açıkladı. Merve siteyi terk etmişti, hem de onlara bile haber vermeden. Bütün site merak içindeydi. Oya evin sahibinin orada olduğunu söyledi. Arzu ile Pelin merakla etraflarına baktılar. Oya görmüş müydü, onlar niye görmemişlerdi? O "Buradayım" diyene kadar evi aldığı akıllarının ucundan bile geçmedi.


Karşı kaldırımda sitedeki kadınlarla beraber beklemekte olan Ayşe, bu konuşmayı kaçırmamıştı. Yerinden fırlayıp yanlarına geldi. Arzu onun merakıyla uzun uzun dalga geçti. Ayşe gidince kadının haklı olduğunu söyledi, Oya çok fena ters köşe yapmıştı. Neden bu eve taşındığını pek anlamamıştı ama hayırlı olsundu.


Pelin henüz bir şey söylememişti, çünkü hala şoktaydı. Oya'ya bunu kendisine açıklayacağını söyledi. Oya, gerek yok, dedi, Pelin bunu çözerdi. Veya Merve ona anlatırdı. Birbirlerine karşılıklı şakırlardı. Pelin ne demek istediğini sordu ama açıklama yapmadı. Sonra anlayacağını söyledi.


Oya eve girip etrafına bakarken "Sen istedin bunu Merve" diye düşündü. Mutfağa girdiğinde Raşel oradaydı, Oya'ya bir şey mi baktığını sordu. Hayır, dedi Oya Toksöz, öylesine bakınıyordu. Birlikte güzel çalışacaklarını umuyordu.

Raşel sorgu sırasında Derya'ya Oya ile yeni tanışmaya başladığını söylerken kastettiği olay buydu. Oya Serhan'ın fotoğraf makinesini çıkarıp bir yere koydu. Kemal daha sonra eve girdiğinde makineyi görüp kurcalayacaktı.


Kemal'le Esra bir kafede oturdular. Esra Oya'nın evi aldığını ve korkunç olayın Merve'nin değil, onun yaza merhaba partisi sırasında gerçekleştiğini söyledi. 


Oya yeni evine yerleşmeye çalışırken kapı çalındı. Evle ilgilenecek bir ustanın geldiğini düşünmüştü, bakmadan açtı. Karşısında Serhan'ı görünce şaşırdı. Sadece beni dinle, dedi Serhan. Belki Oya hakkında söylenenler doğruydu, belki bunların hepsini yapmıştı. İşte evi de almıştı, demek emlakçı kızın telefonda söyledikleri doğruydu. Annesiyle buluşmuş, arkasından iş çevirmişti. Hakkında şikayet vardı, kliniği yine kapatılmıştı. Evet, bunları söylemek için gelmişti. Belki de Oya korkunç biriydi. Serhan'a hiç iyi gelmeyecek, onun hayatını cehenneme çevirecekti. Ama onun iyi bir insan olup olmadığı veya bunları yapıp yapmadığı umurunda değildi, bunu anlamıştı.


Ufak Tefek Cinayetler 29. bölüm finalinde Serhan Oya'ya "Ben senden vazgeçmiyorum ve hiçbir zaman da vazgeçmiycem." dedi.
























































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Olimpos Yalın Ayak Camping (Ağustos 2018)

Arkadaşım Mehmet Bilgin Temmuz sonu - Ağustos başı döneminde Likya Yolu yürüyüşü yaparken konakladığı bazı yerlerin güzel fotoğrafların...