27 Mayıs 2018 Pazar

Ufak Tefek Cinayetler 30. Bölüm: Almayayım Ben, Hamileyim De Biraz


Ufak Tefek Cinayetler dizisinin sonunda Serhan Oya'nın kapısına gelmiş ve korkunç biri olsa da, kendisine hiç iyi gelmeyecek olsa da ondan vazgeçmeyeceğini söylemişti. Ufak Tefek Cinayetler 30. bölüm başlarken Oya Serhan'a " Bitti mi?" dedi. Hayır, dedi Serhan, tam tersine her şey daha yeni başlıyor. Oya aynı fikirde değildi. Ona göre konuşacak bir şeyleri yoktu, çok geç olmuştu. Gönlü geçmişti belki, olamaz mıydı? Serhan buna inanmadı. Ona soracak soruları vardı. Oya onun, annesinin, Merve'nin kendisini suçlamalarından, sorguya çekmelerinden sıkıldığını söyledi. Çok yorulmuştu artık. Serhan'ın gitmesini istedi.



Serhan gitmedi. Ona bu evi neden aldığını sordu. Oya çok güzel, çok havalı olduğu için aldığını söyleyince buna da inanmadı. Serhan Merve'ye evi satmayı düşünüp düşünmediğini sormuş, sonra teklif vermiş, o da kabul etmişti. Serhan'a göre Oya bambaşka bir kadındı, büyük hırsları yoktu, böyle kocaman bir ev istemezdi. Böyle biri değildi o. Tam da öyle biriyim, dedi Oya, hatta bir parti verecekti. Şu meşhur yaza merhaba partisini bu kez o organize edecekti. Serhan'ın yanında Pelin'i arayıp bu kararını ona da söyledi. Serhan şimdi inanmış mıydı düşündüğü gibi bir kadın olmadığına?

Serhan ona annesinin evine gidip gitmediğini sorunca Oya Merve'nin sözlerini hatırladı. Bu kavgayı devam ettirmek istemiyordu, çünkü bebeğine bir zarar gelebilirdi. Ona göre konuşmalıydı.


Serhan'a bir şeyler planladığını ve bunun için annesinin evine gittiğini söyledi. Ama oyunu bozulmuştu. Serhan kapıdaki herkese havlayan, yabancıları bahçe kapısına bile yaklaştırmayan köpeği nasıl aştığını sordu. Oya hayvanlarla arasının iyi olduğu cevabını verdi. Hayvan onu sevmişti herhalde, o yüzden de havlamamıştı. Fotoğraf makinesine gelince, onu kendisi istemiş, Betül Hanım da vermişti. Serhan salondaki Burhan Uygur tablosundan söz etti. Annesi o tabloyu verir, makineyi yine vermezdi; çünkü kendisi için manevi değeri vardı.

Serhan daha sonra annesinin evinde hiçbir zaman köpek olmadığını, söz ettiği tablonun da salonda değil, Oya'nın göremeyeceği bir odada olduğunu söyledi. Oya'nın ona yalan söylediği ortadaydı. O eve gitmek bir yana, belki adresini bile bilmiyordu. Neden yapıyordu bunu? Gizlemeye çalıştığı şey neydi?


Oya acelesi olduğunu, çıkması gerektiğini söyledi. Serhan ondan bir cevap almakta ısrarlıydı. O anda kafasında bir şimşek çaktı. Merve ikisinin ilişkisini biliyordu, Oya da onun bunu bildiğini biliyordu. Aralarında olanlarla Oya'nın bu evi almasının bir ilgisi vardı. Oya Serhan'ı görmek istememesinin ardında bir şey vardı. Neden böyle yalan söyleme ihtiyacı duyuyordu?

Gerçekten gitmem lazım, dedi Oya. "Ben hamileyim" demeyi geçirdi içinden, ama söylemedi. Serhan onun boşuna çırpındığını söyledi. Onun kendisinden ne sakladığını öğrenecekti.


Sarmaşık Sitesinde Merve gittiği için yaza merhaba partisinin yalan olduğunu düşünenler vardı. Gerçeği bilenler bu hatayı düzelttiler, Doktor Hanım verecekti partiyi. Kadınlar partide ne giyeceklerini düşünmeye başladılar. Ayşe Merve'yi aradı, bu konuda ne diyeceğini merak ediyordu. Ona partiye gelip gelmeyeceğini sordu. Merve altüst oldu ama belli etmemeye çalıştı. Doktor Hanım zaten kendisine sormuştu partiyi yapayım mı diye, o da yapmasını söylemişti, hatta kendisi de hazırlıklara yardım edebilirdi.

Kemal, Burak, Esra ve 4 kadının lisedeki öğretmenleri bir çay bahçesinde partide olanları konuştular. Herkes aynı fikirdeydi; bu bir cinayetti, kaza olamazdı. O partiye katılan hiç kimse bunun kaza olduğuna inanmazdı. O gün ortam gergindi zaten, havada cinayet kokusu vardı. Durum mutlaka aydınlığa kavuşturulmalıydı. Kemal onlara davayı yeniden açacağını söyledi.

Kemal daha sonra Derya ile konuştu. Müdür fark etmeden arşivden dava dosyasını almaları lazımdı.

Derya elinde tatlılarla arşive gitti. Babaannesi hastaneden çıkmıştı, bu yüzden tatlı ikramı yapmak istemişti. Dosyayı gizlice almayı başardı. İkisi Kemal'in evine gittiler, orada çalışacaklardı.

Davayla ilişkili kişilerin fotoğraflarını bir tabloya iğnelediler. Kemal yolda birkaç tünel olduğunu söyledi. Her birinin motivasyonu ve yolu ayrıydı. Her biri başka bir cinayete çıkıyordu.


Serhan'ın işyerine uğrayan Merve, orada Pelin'in babası Ekrem Bey'le karşılaştı. Konuşurken Merve ile Serhan'ın durumundan da söz ettiler. Ekrem Bey epey zaman önce bir akşam Pelin, Oya ve Serhan'la yemek yediğini söyleyince Merve çok şaşırdı. Pelin Serhan'la Oya'nın ilişkisini çoktandır biliyor olabilir miydi? Ekrem Bey'e beraber yemeğe çıkmayı teklif etti. Adam kabul etmek istemedi, az sonra Serhan'la görüşecekti ve onun programını bozmak istemiyordu ama sonunda Merve'nin ısrarlarına dayanamadı. Pelin'i de arayacağını söyledi, işi yoksa gelsindi.

Restorana gidip oturdukları zaman kızını arayıp Merve ile geçen seferki restoranda olduklarını söyledi. Onu da bekliyorlardı. Pelin de hemen önceki yemeği hatırladı ve çok telaşlandı. Babasına o yemeğe gitmemesi gerektiğini söyledi ama masaya oturmuşlardı bile. Ekrem Bey'den Merve'ye hiçbir şeyi çaktırmamasını, Oya hakkında hiçbir şey söylememesini istedi. Hemen oraya gelecekti. Olan olmuştu ama Pelin henüz bunu bilmiyordu.


Merve Ekrem Bey'e Oya'yı ilk öğrendiği zaman zorlandığını anlattı. Bunu biliyordu tabii ki. Ekrem Bey'e Pelin söylemişti bunu, değil mi? Ekrem Bey onayladı, evet, yemekte bu konudan biraz söz edilmişti. Serhan'la Oya biraz tartışmışlardı ama Pelin araya girip ortalığı yatıştırmıştı. İlişkilerin ilk zamanlarında böyle şeyler olurdu.  Ekrem Bey onun anlayışlı tutumunu takdir etmişti. O gençlerin böyle medeni olmasının çok hoş olduğunu söylerken Merve'nin içi içini yiyordu. Pelin'in daha yeni yanına gelip bu ilişkiyi yeni öğrendiğini söylediğini hatırladı. Sonra Ekrem Bey'i Taylan hakkında biraz doldurmaya çalıştı. Bu arada onun kayınpederinin işyerindeki durumunu da öğrenmiş oldu.

Merve telefonuna bakıp Mila'nın öğretmeninin aramış olduğunu ama duymadığını söyledi. Öğretmen mesaj da atmıştı. Mila okulda düşmüştü, annesini istiyordu. Ayıp olacaktı ama gitmesi lazımdı. Kalkıp giderken "Bittin sen Pelin" diye düşünüyordu.

Pelin panik içinde restorana geldiğinde Merve'nin acilen çıkmak zorunda kaldığını öğrendi. Babasına ona neler söylediğini sordu. Ekrem Bey, ona bilmediği hiçbir şeyi söylemediği cevabını verdi. Merve konuyu iyi biliyordu zaten. Ekrem Bey onun kendisine akıllanmış göründüğünü söyledi.

Pelin restorandan çıkarken korku içindeydi, şimdi Merve ona saldıracaktı. Bunu halletmek zorundaydı. Onun yanına gitmeye karar verdi.


Merve kapıyı açtığı zaman aralarında kısa süreli, sessiz bir gerilim yaşandı ama sonra durum düzeldi. Merve Pelin'i gayet iyi karşıladı, tatlı tatlı sohbet ettiler. Pelin onu çok özlediği için geldiğini söyledi, Merve olmayınca sitenin de tadı tuzu olmuyordu. Bunun üzerine Merve bir teklifte bulundu. O akşam onlara yemeğe gelse miydi, muhabbet ederlerdi. Pelin bunu sevinçle kabul etti.

Yine de, mutfakta hazırlıklar yaparken rahat değildi. Taylan ona Oya ile Serhan'ın ilişkisinden söz edip şaşırmasını bekledi ama öyle bir şey olmadı tabii. Pelin Merve ile açık açık yüzleşmeye karar vermişti. Merve kapıya geldiği zaman çok tedirgindi. Kapıyı açması için Taylan'ı gönderdi, sonra vazgeçip kendisi açtı.


Yemekte Merve ile Pelin'in en kadar eski, ne kadar şahane dostlar olduğu konuşuldu. Taylan Arzu ile Oya'dan bahsedince Pelin onların bir Merve edemeyeceğini söyledi. Onların dostluğu bambaşkaydı. Arada ufak tatsızlıklar oluyordu ama bunları unutmayı biliyorlardı. Merve Pelin'e asla kızamayacağını söyledi, kendisinde sonsuz kredisi vardı. Virajlarla dolu olan hayat yolu bitmezdi küsüp birbirlerini bırakırlarsa. Pelin insanların hata yapabileceğini söyledi. Ama affedip yola devam etmek lazımdı. Merve ne badireler atlattıklarını hatırlattı, ama hiçbir zaman kopmamışlardı.


Bu güzel, barışçıl, yumoş muhabbet Pelin'i rahatlatmıştı. O tatlı getirmek için mutfağa gittiği zaman Merve'ye bir telefon geldi. Konuşma üstüne site yapılabilecek kelepir bir arazi ile ilgiliydi. Büyük bir fırsattı bu, arazinin değeri çok yüksekti ama satıcı sıkışık durumda olduğu için uygun fiyata veriyordu.  Merve konuştuğu kişiye bu araziyi kaçırmamasını tavsiye etti ve araması için bir isimle numara verdi. Konu Taylan'ın çok ilgisini çekmişti, numarayı o da kaydetti. Merve bunun farkındaydı, bir planı vardı ve ona göre davranıyordu.

Taylan daha sonra Ekrem Bey'in çalışanlarından Çağdaş'ı araziyi almak için ikna etmeye çalıştı. Bu devirde kelepir bulmak kolay mıydı? İnanılmaz bir yatırım olacaktı bu. Çağdaş böyle büyük bir yatırım için önce Ekrem Bey'e danışmak gerektiğini hatırlattı. Hem araştırma yapmadan böyle bir alım yapmak doğru olmazdı. Taylan çok ısrar etti. Bir duyum almıştı. Çağdaş korkmasındı, bu çok iyi bir işti, bu işi yaparlarsa Ekrem Bey Taylan'la gurur duyacaktı. Hem o da bu sayede terfi alırdı belki.


Sonunda Çağdaş tamam dedi ve bankaya ödeme talimatı verdi. Taylan, Ekrem Bey'in kendisine bir süre önce verdiği imza yetkisini ilk defa bu arazinin alınması için kullandı.

Bir süre sonra Ekrem Bey işyerinde Taylan'ı aramaya başladı. Damadının hemen bulunmasını istiyordu. Çağdaş'a söylendi; kendisine sormadan nasıl böyle bir yatırım yaparlardı? Derhal bir açıklama bekliyordu. Çağdaş Taylan'ın inisiyatif kullandığını söyleyince yine, onu hemen kendisinin yanına yollamalarını istedi.

Ekrem Bey Taylan'la ağır konuştu. Yatırım yapmak onun neyine idi, araziden ne anlardı? Fotoğraflara bakarak arazi mi alınırdı? Arazinin üstünde kaçak bir yapı vardı, Taylan'ın yüzünden ceza ödeyeceklerdi. Batırdın beni, dedi damadına, işe yaramaz biri olduğunu söyledi. Onun yapacağı iş bu kadar olurdu. Çıkıp gitmesini istedi, bir daha onu görmek istemiyordu.


Daha sonra Pelin Taylan'ı aradı ama telefonu kapalıydı. Eve geldiği zaman çok üzgün, çok perişandı. Pelin neredesin diye üstüne gelince o anda konuşmak istemediğini söyledi. Berk, annesi bağırarak konuştuğu için ürkmüştü. Pelin onu odasına gönderdi. Taylan'a babasıyla konuştuğunu söyledi. Babası çok sinirliydi, sorunlu bir araziden söz etmişti, neler oluyordu? Taylan konuşmak istemiyordu ama Pelin durmuyor, onun üstüne varmaya devam ediyordu. Karı koca bağrışmaya başladılar.

Sonra Taylan olanları kısaca anlattı. Pelin onu mantıklı düşünememekle itham etti. Madem bir risk alacaktı, gidip araziye bakmak aklına gelmemiş miydi? Babası sinirlenmekte gayet haklıydı. Taylan ona her zaman olduğu gibi babasını koruyup kocasını gömdüğünü söyledi. Sesleri giderek yükseliyordu. Pelin "Sana mı kaldı arazi almak, riske girmek" deyince Taylan bir tüyo aldığını söyledi. Pelin sordu; Taylan'a kim tüyo verirdi ki? Taylan o kişinin Merve olduğunu söyleyince karısı daha çok bağırmaya başladı. Merve'ye nasıl inanırdı, onu çıldırtmak mı istiyordu?


Taylan daha da kötü oldu. Kendisi hata yapmış olsa bile, Pelin bir kere olsun yanında dursa, destk olsa olmaz mıydı? Her zaman babasının küçük prensesi gibi davranıyordu. Taylan'ın daha ilk hatasında böyle davranıyorsa sabrı da taşarsa taşsındı. Pelin bu kez ona hiçbir zaman elini taşın altına sokmadığını, hiçbir zaman sorumluluk almadığını söyledi. Taylan mutfağa doğru gidince Pelin, kendisini dinlemesini isteyerek peşinden gitti. Kavgaya devam ettiler. Sesleri o kadar yükseldi ki  Berk aşağıya inip bir süre kavgayı izledi. Sonra çocuğu fark edip yatıştırmaya çalıştılar.

Taylan bahçeye çıktığında altüst olmuş haldeydi, "Allah'ım yardım et" diye söyleniyordu. Pelin yine arkasından gitti. Yaptığını beğenmiş miydi, avaz avaz bağırıp çocuğu korkutmuştu. Taylan onun her şeyden kendisini sorumlu tuttuğunu söyledi. Pelin ona "Ajitasyon yapma" dedi. Bir hata yapmıştı, bedelini de ödeyecekti. Paşa paşa gidip Ekrem Bey'den özür dileyecek ve işine gidip gelmeye devam edecekti. Bu sorunun başka çözümü yoktu. Taylan babasının onu affetmesi, işe geri alması için dua etmeliydi. Yoksa halleri ne olurdu?

Taylan karısına böyle yapmaması için neredeyse yalvardı. Pelin ona zamanında farklı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kendi çabasıyla bir yere gelmiş olsaydı şimdi kimseye hesap vermek zorunda kalmazdı.


Pelin kocasına bir iç güveysi olduğunu söyleyince Taylan'da ipler koptu. Madem öyle, onu bu iç güveysinden kurtarsındı. Peşinden gelen karısına "Biz bittik" dedi. Kendini ona nasıl bu kadar ezdirmişti, onurunu nasıl çiğnetmişti? Pelin'in sadece araziyle değil, evliliği ve kocasıyla da sorunu vardı. "Buraya kadarmış" dedi ve gitmemesi için yalvaran karısını dinlemeden çekip gitti.

Oğlunun odasına giden Pelin ona ne kadar üzgün olduğunu belli etmemeye çalıştı. Ne yapacağını biliyordu.


Pelin Oya'ya gitti. Çıldırmak üzere olduğunu söyleyerek içeriye daldı. Kuyruklu bir belaya bulaşmışlardı ve o kuyruğu kesmek niyetindeydi. Görürdü o! Tehlikenin tam ortasındaydılar. Bir tek kendisi değil, Oya da o durumdaydı. Hatta topun ağzındaydı. Merve'den söz ediyordu. Sırf Oya ile Serhan'ın ilişkisini biliyor diye Pelin'in hayatını altüst etmişti. Onun kurduğu komplo yüzünden Taylan evden gitmişti. Pelin'e bunu yapan insan Oya'ya neler yapmazdı? Gözünü kırpmadan canına bile kastederdi. Oya bu söz üzerine araba kazasını, Merve'nin nasıl çekip gittiğini düşündü.

Pelin Merve'yi ortadan kaldırmaları gerektiğini söyledi. Bunu Oya'nın yaza merhaba partisinde yapmalıydılar.


Kemal'le Derya Kemal'in evinde olay üzerinde çalışmaya devam ediyorlardı. Kemal panoya Elif'in fotoğrafını da ekledi.

Elif Merve'ye gitti. Onun yüzünden lisansını almışlardı, hayatı, mesleği elinden gitmişti, yardım etmesini istiyordu. Merve'den yüz bulamayacağını anlayınca burada vakit kaybetmeyeceğini söyledi. Her şeyi Serhan'a anlatacak, böylece onu Oya'nın kollarına atmış olacaktı. Bir daha da geri dönmezdi herhalde. Bunun üzerine Merve onu içeriye aldı.

Elif bir süre sonra duruşması olduğunu söyledi. Lisansı temelli iptal edilebilirdi. Merve Aksak soyadını kullansın, bir şeyler yapsındı. Merve onun için birilerini aradı ama sonuç alamadı. Her şey Oya'ya, onun şikayetini geri çekmesine bağlıydı. Elif gidip onunla bir konuşsa mıydı?


Elif konuşacağını söyledi. Ama kaybederse Merve'yi de yakacaktı. Onun suç ortağı olduğunu, para aldığını söyleyecekti.

Elif Oya'ya gidip davasında tanıklık etmesini, şikayetini geri almasını istedi. Doktor olmak onun çocukluk hayaliydi, bu hayale ulaşmak için çok fedakarlık yapmıştı. Ailesi, sevgilisi, hiçbir şeyi olmamıştı, sahip olduğu tek şey işiydi. İşi elinden alınırsa biterdi. Bunları söylerken Elif'in karnına bir şişe sapladığını hayal etti. Oya doktor olarak bunu kabul edemeyeceğini, kendisin yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu söyleyince de onu boğduğunu düşündü. Söz verdi, bir daha asla böyle bir şey olmayacaktı. Oya ikna olacak gibi görünmeyince onu da tehdit etti. Kendisi biterse onu da bitirirdi, hayatı boyunca ona musallat olurdu. Hatta gerekirse bunun için içeri de girerdi.


İnci Oya'ya şikayetini geri çekmesini tavsiye etti. Anne olacaktı, böyle büyük bir düşmanlığı göze almamalıydı. Oya da öyle düşünüyordu. Elif'ten kurtulmak için, bebeğinin güvenliği için bunu yapması lazımdı. Ama bir gün gazetelerde onun yine böyle bir şey yaptığını okursa ne yapacaktı? Elif gözünü kırpmadan onun vücuduna zehir enjekte etmişti. Azılı bir katilden farkı yoktu ve insanlar ona canlarını emanet ediyorlardı. İnci ona yüzde 100 haklı olduğunu söyledi, ama bir de Elif gerçeği vardı. Oya, böyle bir şeye göz yummanın ettiği doktorluk yeminini anlamsız kılacağını düşünüyordu. Bir şekilde Elif'i durdurması gerekiyordu.

Elif Merve'nin peşini bırakmamıştı. Ona Oya'yı ikna etmesi için baskı yapıyordu. Aksi taktirde başını daha da derde sokacak bir şey yapacaktı. Merve bu işi çözmeliydi, yoksa fena olacaktı.


Oya Toksöz ile Merve Aksak buluşup bu konuda konuştular. Merve Elif sorununu halletmek gerektiğini söyledi, kız ikisi için de sorun oluşturmaya başlamıştı. Ortalıkta dinamit gibi dolaşıyordu, her şeye, herkese zarar verebilecek durumdaydı. Merve'nin bir planı vardı. Oya vereceği partiye Elif'i de çağırmalıydı. Orada aniden ve sessiz bir şekilde Elif'den kurtulabilirlerdi.

Oya onun kurtulmak derken ne demek istediğini doğru anladığından emin olamadı. Merve de aklından geçeni açıkça dile getirmedi ama Elif'i öldürmekten söz ettiği belliydi. Elif ikisinin hayatını da mahvedecekti. Oya bu konuyu düşünsündü.

Elif Merve'ye sordu; Oya'yı ikna edebilmiş miydi? Hayır, dedi Merve. Ne yapacaklardı bu durumda? Merve partiye gelmesini söyledi. Orada yarım bıraktıkları işi halledebilirlerdi. Elif bu fikri beğendi.


Bu noktada Pelin'in Oya'ya gelip Merve'yi ortadan kaldırmaları gerektiğini söylediği sahne bir kere daha ekrana geldi.

Derya Kemal'e beyninin yandığını söyledi, kimin hangi tarafta olduğu belli değildi. Kemal başka bir durum daha olduğuna işaret etti. Mehmet, Arzu ve Burcu ile ilgiliydi bu.

Nilay annesine babasıyla zehirlendiği gün olanlar hakkında konuşup konuşmadığını sordu. Arzu konuşacağını söyledi. O günkü olaylarda bir tuhaflık olduğu belliydi.

Arzu'nun kapısı çaldı. Gelen Mehmet idi. İçeriye girdikten sonra Arzu'ya romantik şeyler söyledi. Şiir okudu. Arzu bir süre sonra onu durdurdu, buna daha fazla devam etmesini istemiyordu. Hem işe gitmesi lazımdı.

Arzu ve Enver ofiste müşterilerinden biriyle görüşüyorlardı. Yalnız kaldıkları zaman Enver Arzu'nun hem böyle yanında, hem de uzağında olmanın kendisine zor geldiğini söyledi. Daha sonra yine müşterileriyle konuşurlarken, sohbet sırasında geçen "tutarsız" ve "gelgitli" sözleri Arzu'nun aklına Burcu'yu getirdi. Mehmet'e mesaj attı, öğleyin onunla görüşmek istiyordu.


Buluştukları zaman Arzu Mehmet'e bir kere daha gazdan zehirlendiği gün olanlar hakkında sorular sordu. Ona bir müşteri için katalog almak amacıyla eve uğradığını hatırlattı. Mehmet bunu onaylayınca onun yalan söylediğini anladı, çünkü daha önce eve takım elbiselerinden birini bulmak için geldiğini söylemişti. Kendine bir şey yapmayı mı düşünmüştü yoksa?

Arzu Mehmet'le beraber ambulansa binişini düşündü. Hastanede bir an için kendisini gözleyen birini görür gibi olduğunu hatırladı. Ve sordu; bunu o kız yapmıştı, değil mi? Burcu'nun bu işte parmağı vardı. Evet, dedi Mehmet. Burcu kendisine aralarındaki engelleri kaldırmaktan falan söz edince korkmuş ve eve gelip kontrol etmek istemişti.Arzu çıldıracak gibi oldu. Burcu kimi zehirlemek istemişti? Çocuklar evde olsaydı onları mı zehirleyecekti? Masadan fırladı, gidip Burcu'yu öldürecekti. Mehmet onu durdurdu. Başlarına bu belayı saran kendisi idi, halletmek de ona düşerdi. Burcu ile konuşmuş, ailesinden uzak durmasını söylemişti. Her şey kontrolü altındaydı.

Mehmet yüzünü yıkamak için masadan kalktığı zaman Arzu  buraya kadarmış, öldürücem seni diye düşündü.




Burcu spor salonundaydı. Çok sinirliydi. Pilatesle ilgilenmiyordu artık, kick boks antrenmanları yapıyordu. Bundan sonra hayatla yumruk atarak savaşmaya karar vermişti. Ringdeki bir sporcuya bakarken aklına Arzu geldi. Adamla ona vurduğunu düşünerek, korkunç bir hırsla dövüştü. İkisini güç bela ayırdılar. Sonra "Sıradaki gelsin!" diye bağırmaya başladı. Hırstan delirmiş gibiydi. "Öyle bir yumrukla kafanı çatlatırım senin." diye bağırdı.

Kemal'le Derya bir ara konuşurken maktulün kafatasında düşme açısıyla uyuşmayan bir çatlak olduğunu, bunu kuvvetli birinin yapmış olabileceğini konuşmuşlardı.

Burcu salonda "Yapamayacağım hiçbir şey yok benim, korkun artık benden!" diye haykırıyordu. Arzuya duyduğu hınç daha da büyümüştü.


Pelin Oya ile Merve hakkında konuşmaya devam etti. Bu konuda gayet ciddiydi. İnce bir plan yaparlarsa kimse onlardan kuşkulanmazdı. O sırada Arzu da oraya geldi. Oya'yla konuşmak istiyordu. Pelin'in içeride olduğunu öğrenince özel konuşmak istediğini söyledi.

O sırada Pelin üst kattaki yatak odasının penceresine bakarak bir şeyler düşünüyordu.

Arzu Oya'nın yaza merhaba partisine Burcu'yu da çağırmasını istiyordu. Oya onun kendisini öldürmek istediğini hatırlattı. Arzu lütfen, dedi, hatırım için. Partide onun defterini dürücem, böylece senin intikamın da alınmış olur.


Kemal'le Derya Sarmaşık'ta nüfuzlu insanlar olduğundan söz ettiler. Davanın kapanması hepsinin işine gelebilirdi.

Merve Mila'yı almak için Serhan'ın yanına gittiği zaman onun bir arkadaşına gittiğini öğrendi. Serhan bunu haber vermemişti, çünkü yemek hazırlamıştı, yalnız yemek istemiyordu. Merve onun başbaşa mı kalmak istediğini düşündü.


Yemek yerlerken Serhan Merve'ye, daha önce kendisine hayatında biri olup olmadığını sorduğunu hatırlattı. Bu konu kaynamıştı, Merve sorunun cevabını almaktan vazgeçmişti. Neden öyle olmuştu? Merve, kocası boşanmak isteyen her kadının ilk önce bunu düşüneceğini söyledi. Evham yapmıştı. Kadınca bir hisse kapılmıştı. Bu sefer bu hissin onu yanılttığını söyledi Serhan, Merve de bunu kabul etti.

Serhan sonra evi neden Oya'ya sattığını sordu. Oya onun hayatındaki kadındı ve Merve bunu çoktandır biliyordu, yeni öğrenmemişti. Nasıl kaptırmıştı evi? Ne olmuştu?

Merve karşı atağa geçti. Serhan anlatsındı, defalarca bir ilişkisi olup olmadığını sormuş, hayır cevabını vermişti, onu anlatsındı. Yıllardır birlikteydiler, bir yuvaları vardı, bu kadar kolay mıydı? Bunu şimdi, bu şekilde yapmak böyle kolay mıydı?

Serhan başlangıçta Merve gibi düşündüğünü, hatta hislerinden utandığını söyledi. Merve bunların kötü hisler olduğunu bile bile devam ettiğini söyleyince itiraz etti. His neden kötü olsundu ki, bu insanın kontrol edebileceği bir şey değildi. Evet, bu kadar basitti. Demek ki ikisinin arasında bir boşluk vardı. İçlerinde bazı şeyler tükenmişti. Serhan bir süredir bir döngünün içinde birbirlerini kandırıp durduklarını fark etmişti.


Merve ikisinin hiçbir zaman aptal aşıklar olmadıklarını söyledi. Duyguları hiçbir zaman mantıklarının önüne geçmemişti. Bomboş bir heves için bu beraberliği mahvettiğine değmiş miydi? Serhan itiraz etti, bu bir heves değildi, gerçek bir şeydi, gerçek bir duyguydu.

Merve bunları yaşlı gözlerle dinliyordu.

Serhan ona kendisini hiç sevip sevmediğini, aşık olup olmadığını sordu. Kendisi için aklını kaybedecek gibi olmuş muydu, yoksa ona mantık penceresinden bakarak kendisi için ideal adam olduğunu mu düşünmüştü?

Merve hayatına Serhan'dan başka kimsenin girmediğini söyledi. Sevgiyi yaslayabileceği herhangi bir kriteri yoktu. Serhan'ı sevdiğini sanıyordu. Onun eşi olmak, beraber olmaları, evladı kendisi için çok önemliydi. Bunlar için her şeyi yapardı.

Serhan neler yaptığını anlatmasını isteyince Oya'yı öğrenince yıkıldığını söyledi. Bunu hazmetmek kolay olmamıştı. Ona zarar vermek istemişti. Oya da, eline bir koz geçince, evi almıştı. Fakat bu karışık bir konuydu, anlatmak istemiyordu.


Serhan bu kez karısına "Sen ne yaptın da Oya benden uzak duruyor?" diye sordu. Merve Oya'ya Serhan'ı kolay kolay bırakmayacağını söylediğini hatırladı. Ona, bu kavgayı devam ettirmekle kendi sonunu hazırladığını söylemişti. Serhan'a bunları anlatmadı tabii. Oya'nın Serhan'ı hiç sevmediğini söyledi. Onun hedefi Merve idi. Serhan'ın Oya için hiçbir önemi yoktu. O, 96'nın intikamını almanın peşindeydi.

Güzel hikaye, dedi Serhan. Ama boşluklar var. Sana inanmıyorum. Merve onun inanmadığını, çünkü Oya'nın nasıl bir manyak olduğunu düşünemediğini söyledi. Oya manyaktı ama onlar öyle insanlar değildiler. Oya Serhan'ı kullanmıştı. Tuzağa düşürmüştü.

Merve kalkıp su içmek için mutfağa gitti. Serhan'ın sözlerini düşündü. Biraz ağladı. Sonra toparlanıp içeriye geçti. Gideceğini söyledi. Kendini iyi hissetmiyordu.

Merve koridorda ağlayarak yürürken Serhan da onun söylediklerini düşünüyordu. Oya'nın kendisi panik atak geçirince cezaevine geldiğini hatırladı. Merve'den intikam almak istese o zaman alırdı. Kendisini sevmese neden kurtarmaya çalışsındı?


Mehmet Serhan'ı arayıp Taylan'ın durumundan söz etti. Taylan evi terk etmişti, aileyi dağıtacaktı. Gidip konuşmaları faydalı olabilirdi.

Taylan daha önce de yaptığı gibi yine Burak'ın evine gitmişti. Mehmet'le Serhan ikisini de alıp dışarıya çıkardılar. Hep beraber sitenin golf sahasına gittiler.


Taylan darmadağın olduğunu söyledi. Kayınpederi üstünden geçmiş, bu yetmiyormuş gibi, eve gittiğinde karısı da aynı şeyi yapmıştı. Gerçekten pert olmuştu. Evden çıkarken çocuğunun yüzünün halini görünce kendini ölecek gibi hissetmişti. Serhan ona fevri davranmaması gerektiğini söyledi. Kendisi öyle yapmıştı da ne olmuştu, şimdi toparlamaya çalışıyordu. Taylan inandığı şeye tutunmalıydı, ego yapmamalıydı. Taylan da ona ne yaptığını sordu. Mevzuyu çözebilmiş miydi? Serhan çözüyor gibi olduğunu söyledi, ama neye yarardı ki bu saatten sonra?

Ufak Tefek Cinayetler 30. bölüm böyle devam ederken Serhan Aksak gençlik yıllarına döndü. Pelin, Taylan, Merve ve Serhan pikniğe gitmişlerdi. Taylan Serhan'a Merve ile ilişkisinin nasıl gittiğini sorunca Serhan iyi gittiğini söyledi. Bizim de iyi, dedi Taylan, yazın yüzük takalım diyoruz. Pelin bunu çok istiyordu. Kim düşünürdü ki Taylan'ın Pelin'e yüzük takacağını? Başka bir manitası vardı aslında. Pelin'in yakın arkadaşıydı. Çok farklı bir havası olan süper bir kızdı o. Ama bir şeyler olmuş ve dağılmışlardı. Sonra da kız gitmişti. Pelin'i de çok seviyordu ama....işte, aması vardı.


Golf sahasında Serhan Taylan'a ne yapacağını şaşırdığını söyledi. Bu çok hassas bir durumdu, Oya kelebek gibiydi, insanın elinden kayıp gidiyordu, yakalayamıyordun. Hoyrat davransan zarar veriyordun. Kendisi de hata etmişti. Taylan kendini çok hırpalamamasını söyledi. Kadın milleti böyleydi işte, bir hata yapmaya gör, anında fişini çekerlerdi. Onlar hiç konuşmayacaklar mıydı, hiç kızmayacaklar mıydı? Onların duyguları yok muydu? Mehmet duyguları olduğunu söyledi. Ama akılları yoktu. İpleri ellerine alamıyorlardı. İnisiyatif hep kadınlardaydı.

 Edip bir yere giderken onların golf sahasında sohbet ettiğini gördü.


Kısa bir süre baktıktan sonra Oya'nın yeni evine gitti. Oya onun Merve'ye gelmiş olduğunu düşündü ama öyle değildi. Evi aldığını biliyordu, Oya'yı görmek için gelmişti. Bahçede otururlarken ona bu tahta sahip olmayı Sarmaşık'a geldiğinden beri mi düşündüğünü sordu. Bunun için ince planlar yapmış mıydı? Tabii, dedi Oya. Her şeyi tek tek planlamıştı. Hep bunu düşünmüştü, gözüne uyku girmemişti. Manyaktı ya kendisi. Ruh hastasıydı. Herkes normaldi, bir tek Oya manyaktı. Serhan'ı da kafeslemişti bir güzel. Öyle bir kadındı çünkü, işi gücü hinlikti.


Edip onun dalga geçtiğini anlamıştı. Evi alacağını hiç aklına getirmemişti, Oya'nın geri durmasını beklerdi. Oya o günlerin geçtiğini söyledi. Artık bütün gücüyle savaşıyordu. Geri durarak bir şey olmayacağını görmüştü. Bu evde olmayı hiç istemezdi aslında ama ne yapsındı, bazı şeyler değişmişti. Fakat bunu Merve'nin tatlı aşığıyla uzun uzun konuşmayı düşünmüyordu. Edip ne kadar Merve'yi korumak için bunu farklı göstermeye, tek taraflı bir şeymiş gibi göstermeye çalışsa da ikisinin arasında bir durum olduğuna inanıyordu. Tam nerede olduklarını bilmiyordu ama belli bir noktada olduklarını düşünüyordu.


Edip kulüpte iken Merve aradı. Zamanı varsa onunla konuşmak istiyordu. Biraz sonra buluştular. Merve ona Sarmaşık'ı terk etmesini söyledi. Pılısını pırtısını toplayıp gitmeliydi. Hiçbir etkinliğe katılmamalıydı. Edip ondan bunları kendisini korumak için söylediği itiraf etmesini isteyince "Uzatma, dediğimi yap" dedi. Merve ne kadar böyle bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışsa da aralarında bir yakınlık olduğu ortadaydı.

Edip giderken Merve'yi yanağından öptü. Merve bundan etkilenmiş görünüyordu.


Derya Kemal'in evinde kanepeye uzanmış, uyumaya başlamıştı. Kemal Edip'in tam bir muamma olduğunu söyledi. Kimin tarafında olduğu belli değildi. Bunları söyledikten sonra Derya'nın uyuduğunu fark etti. Onun üstünü örterken genç kadın birden uyanıp kolunu tuttu ve sabahleyin tanıkları görmeye gitmeleri gerektiğini söyledi. Bu bir kaza olamazdı. Sonra uyumaya devam etti.

Arzu Burcu'nun defterini dürmekten söz edince Oya ona korkutma beni, dedi, sen bir annesin, çocukların var. Arzu bunu zaten onları korumak için yapacağını söyledi. Oya Pelin'i de çağırıp verandada bir şeyler içmeyi teklif etti.

Sohbet ederlerken Arzu bir bahar temizliği yapmanın şart olduğunu söyledi. Pelin onu destekledi, bunun için en uygun ortam da Oya'nın partisiydi. Oya Toksöz kafasının karışık olduğunu söyledi, ama Arzu gayet netti.

Arzu bir süre Oya'ya bakıp onun hamile olduğunu söyleyince Oya ile Pelin çok şaşırdılar. Pelin onun çevresindeki kadınların gebe olduğunu sezebildiğini söyledi, böyle bir özelliği vardı. Oya işi şakaya vurmaya çalıştı, bebek beklediğini kabul etmedi ama Arzu sezgisinden emindi.

Kemal'in evinde, Derya uyandı. Gidiyoruz, dedi Kemal ona. Nereye gideceklerini sorduğu zaman katile gidiyor olabileceklerini söyledi.


Gittikleri evde kimse yoktu. Kemal telefonla bir yeri aradı. Oradan bir gelinlik mağazasına gittiler. Aradıkları kişi prova odasındaydı. Burcu idi bu. Kemal kendini tanıtıp Sarmaşık davası hakkında bir şeyler sormak istediğini söyledi. Burcu öyle bir dava olmadığı cevabını verdi. Onlarla konuşmak zorunda değildi. Avukatını arayacaktı. Onlarla konuşmak istemiyordu. Hiçbir şey bilmiyordu ve ona bir şey yapamazlardı.

Burcu'nun tırnağının sargılı olduğu Kemal'in gözünden kaçmamıştı.

Onlar gidince Burcu, çok geç artık, diye düşündü. Olan olmuştu ve kendisi kazanmıştı. Bu sefer kimsenin düğününü mahvetmesine izin vermeyecekti.


Kemal ve Derya çay bahçesinde İlhan'la buluştular. İlhan partide olanların kaza olduğuna inanmıyordu. Resmen cinayetti bu. Oya Hanım Serhan Bey'e hamile olduğunu söylemiyordu ya...

Serhan Aksak Oya'ya gittiği zaman olanları düşündü. Diğerlerinin hediye ettiği çocuklu aile tablosunu bu eve de getirmişti. Onun masadaki koliyi kaldırmasını, kendisini evden kovmasını hatırladı. Sonra arabasına bindi.

O sırada Oya evde, mutfakta idi. Midesi bulanıyordu.

Serhan yolda arabayı durdurup bir şey aldı. Çok keyifli görünüyordu. Oya'nın evine gitti. Onun bahçede olduğunu öğrenince bahçeye çıktı.

Oya onu görünce şaşırdı. Neden gelmişti, her şeyi konuşmamışlar mıydı? Serhan sadece ona bir şey vermek için geldiğini söyledi. Daha önce almış ama vermeyi unutmuştu. Bu çok güzel bir kırmızı şaraptı. Tek istediği birlikte birer kadeh içmeleriydi. Söz veriyordu, ondan sonra Oya bir daha asla onun yüzünü görmeyecekti.

Ufak Tefek Cinayetler 30. bölüm finalinde Oya, ilaç almakta olduğu için şarap içemeyeceğini söyledi. Aralarında elektrikli bir hava oluştu. Hiç konuşmadan bakışmaya başladılar. Serhan onun gebe olduğunu anlamış olabilir miydi?























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

İkizler Burcu Kadını - Yengeç Burcu Erkeği İlişkisi

İkizler ve Yengeç  ilişkisinde  birtakım dalgalanmalar ve pürüzler olabilir ama özellikle İkizler burcu kadını - Yengeç burcu erkeği ber...