3 Haziran 2018 Pazar

Ufak Tefek Cinayetler 31. Bölüm: Kaç Cinayet Vereyim Abime?

Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 30. bölümü sona ererken Serhan elinde bir şişe kırmızı şarapla Oya'ya gelmiş ve karşılıklı birer kadeh içmelerini istemişti. Kafasında bazı kuşkular vardı, onun gebe olabileceğini düşünüyordu. Oya ilaç aldığı için içki içmeyeceğini söyleyince kuşkusu daha da derinleşti. Bir süre hiç konuşmadan bakıştılar. Ufak Tefek Cinayetler  31. bölüm başlarken Serhan "Sen şimdi ilaç mı kullanıyorsun yani?" dedi, Oya da "Evet" cevabını verdi. O sırada telefonu çaldı. Merve arıyordu. Çağrıyı reddetti ve halletmesi gereken işler olduğunu söyleyerek eve girdi.


Mutfağa gittiği zaman Serhan da peşindeydi. Bulaşık makinesinden bir şeyler çıkarırken bir tabağı kırdı. Gergin görünüyordu. Serhan sordu; neden tedirgindi, neden korkuyordu? Oya iyi olduğunu söyledi. Serhan ortada bir şeyler döndüğünden emindi. Oya sıkıldığını, gitmesini istediğini söyleyince çıkıp gitti.


Arabasını sürerken Oya'nın hali hakkında düşünüyordu; bir tehlike olduğu belliydi. Oya bu yüzden kendisinden kaçıyordu. Bunun ne olduğunu bulacaktı.


Bu noktada ekranda parti gününde olan bazı şeyler belirdi. Evin üst kat pencerelerinden birinden biri  düştü. İnsanlar paniklediler. Burak düşen kişinin nabzına baktı, atmıyordu. Onun öldüğünü söyledi. Biraz sonra polisler geldi. Fotoğraf çektiler, cesedi kaldırdılar. Davetlileri evden çıkardılar.

Cinayet Günü Sabahı 09.30

Taylan Burak'ın evindeydi. Burak gayet keyifliydi. Partiye katılacaktı, canlı müzik dinleyecek ve etrafında güzel kadınlar olacaktı. Taylan gelecek miydi? Hayır, hiç niyeti yoktu, şeytan görsündü suratlarını. Pelin'le arası bozuktu, gidip ona kavalyelik mi yapacaktı? Sonra saate baktı ve Pelin'in evden çıkmış olması gerektiğini söyledi. Berk'i çok özlemişti, onu görmeye gidebilirdi.

Cinayet Günü Sabahı 10.48



Taylan evde oğluyla şakalaşıp oynuyordu. Berk onun geldiğine çok sevinmişti. Neden artık orada kalmadığını sorunca Taylan onun dikkatini oyuna çekmeye çalıştı. O sırada Pelin geldi. Taylan'ı evde görünce şaşırmış ve sevinmişti. Koşup boynuna sarıldı. Kendisini bırakmayacağını, geri döneceğini biliyordu. Taylan Berk için geldiğini söyledi. Pelin her şeyi düzeltebileceklerini umuyordu ama Taylan'a göre geri dönülmez bir noktaya gelmişlerdi. Pelin özürler diledi. Çok kötü şeyler söylemişti, bunu telafi etmek için ne gerekiyorsa yapacağını söyledi. Kocasına dönmesi için yalvardı. Ama Taylan bu sefer bittiklerini düşünüyordu. Bu noktadan sonra toparlayamazlardı.

Pelin bugünkü partiye gelmesini istediğini söyleyince Taylan hem şaşırdı, hem sinirlendi. İlişkileri, hayatları bu durumdayken Pelin hava atmak için partiye gitmeyi mi düşünüyordu? Fakat Pelin ona her şeyin Merve yüzünden olduğunu, o arazi tüyosunu da kötü niyetle verdiğini söyleyince fikri değişmeye başladı. Merve de gelecek miydi? "İyi", dedi, "Gelsin de hesaplaşalım."

Taylan Merve'nin boğazını sıktığını, sonra da başına bir şeyle vurduğunu hayal etti. Yapıp yapıp sıyrılmak var mıydı? O kadar hırslı görünüyordu ki Pelin korktu.


Cinayet Günü Sabahı 11.05

Arzu Ayaz'a akşam onlarla tabu oynayamayacağını söyledi, çünkü evde olmayacaktı. Partiye gidecekti, Oya o kadar hazırlık yapmıştı. İşini halledip dönecekti. Nilay ne işinden söz etiğini sorunca bir görünüp gelmeyi kastettiğini söyledi. Bu partilere katılmak zamanla görev gibi bir şey oluyordu, ortalıkta görünmek gerekiyordu. Ayaz sordu, o da gelebilir miydi? Arzu olumsuz cevap verdi. Hiçbir şeye şahit olmalarını istemediğini söyledi.

Nilay annesinin tavırlarından kuşkulanmıştı. Babasını aradı. Acil gelmesi lazımdı, konu çok önemliydi, çok kötü şeyler olabilirdi.


Arzu ve çocuklar daha sonra bahçede zaman geçirdiler. Arzu çocuklarına bakıyor, derin derin düşünüyor, kendi kendine konuşuyordu.Hiç iyi görünmüyordu. Nilay'ın gözü onun üstündeydi.

Nilay babasını görünce yerinden fırlayıp yanına gitti. Annesinde bir tuhaflık vardı, sanki partide çok büyük bir şey yapacaktı. Mehmet onun Burcu'nun boynunu kıracağını, onu öldüreceğini söylediğini hatırladı. Nilay devam etti: Annesi kendi kendine konuşuyordu. Babası bir şeyler yapmalıydı, onu partiye gitmemeye ikna etmeliydi.


Mehmet Arzu'nun yanına gidince sordu; Burcu meselesini artık takmıyordu, değil mi? Arzu çok rahat konuştu, takmadığını söyledi. Konuşmuşlardı ya bunları? O işi aklından atmıştı.

Mehmet ona "Yapma!" dedi. Burcu'ya bir şey yaparsa bunu saklayamazdı. Her şey ortadaydı, bütün oklar Arzu'yu gösterirdi. Ailesine, çocuklarına bunu yapmamalıydı.

Arzu ne yapacağını çok iyi bildiğini söyleyince Mehmet ona yalvardı. 2 güzel çocukları vardı, onların pırıl pırıl geleceğini karartmak mı istiyordu? Bunun üzerine Arzu Mehmet'e merak etmemesini söyledi. Yapmayacaktı. Partiye gitmeyecekti.

Arzu'nun bunun için söz vermesi Mehmet'i epey rahatlatmıştı.


Cinayet Günü Sabahı 11.40

İlhan dans kursunda iken Serhan onu görmeye geldi. Oya'nın neden kendisinden uzak durduğunu bir de ona sormak istemişti. İlhan bunu Oya'ya sormasını söyledi. Kendisi zaten bazı şeyleri söylememek için zor duruyordu. Serhan ona Oya'nın hamile olduğunu bildiğini söyledi. Aslında sadece bir tahmindi bu ama İlhan  doğrulayınca kesinlikle öğrenmiş oldu. Bir tehlike olduğunu söyledi Serhan, İlhan bunu bulması için kendisine yardım etmeliydi.


Pelin Oya'ya gelip acilen bir plan yapmaları gerektiğini söyledi. Vakit gelmişti. Taylan onun yüzüne bile bakmıyordu. Bu konuda gayet ciddi idi, gözünü karartmıştı. Oya Merve'nin ölmesi durumunda bunu ondan bileceklerini söyleyince "Hayır", dedi, "Senden bilirler." Oya kadının kocasını almıştı, evliliğini bitirmiş, üstüne bir de evini alıp içine kurulmuştu. Kim şüpheli görünürdü bu durumda? Her durumda, okkanın altına giden Oya olacaktı. Bu yüzden Pelin'le birlikte adam gibi bir plan yapması gerekiyordu.

Oya onu bu fikirden vazgeçiremeyeceğini anlamıştı. Bu durumda partiyi iptal edeceğini söyledi. Pelin iyice sinirlendi, onun partisine mi kalmıştı, partide veya başka bir ortamda, Merve'nin biletini kesecekti.

Delirmiş bunlar, diye düşündü Oya Toksöz.


Mehmet Burcu'yla konuşmak için spor salonuna gitti. Onu kick box yaparken görünce şaşırdı. Partiye gitmeyeceğinden emin olmak istiyordu. Arzu'yla karşılaşması hoş olmazdı, değil mi? Burcu, istemiyorsan gitmem tabii, dedi, söylemen yeter. Arkadaşlarıyla beraber bir kick box maçını izleyecekti kendisi.

Giderken "Görüşürüz" dedi Mehmet. Burcu da kendi kendine "Görüşücez", dedi, "En kısa zamanda." Salondaki sporculardan biri bu konuşmayı duymuş, Burcu'nun akşam gideceğini söylediği partiye katılmaktan vazgeçtiğini düşünmüştü. Ne münasebet, dedi Burcu. Adama sürpriz olsun diye öyle söylemişti.

Cinayet Günü 12.34

Arzu Pelin'e geldi. Kendisinin de bir planı olduğunu söyledi. Ailesini korumak için o kızdan kurtulması lazımdı. Bugün partide onun işini bitirecekti. Pelin bunları neden kendisine anlattığını sordu. Arzu onun da Merve'den kurtulma planları yaptığını bildiğini söyledi. Pelin bunu inkar etmeye çalıştı ama Arzu böyle olduğundan emindi. Pelin'e bir teklifi vardı. Önce bir örnek verdi. Görevi ters devre yapmak olan vavien anahtarı ile ilgili bir örnekti bu. Bir ışığı 2 düğmeden açıp kapatmak mümkündü, değil mi? Pelin'in kapanmasını istediği bir ışığı Arzu da kapatabilirdi veya bunun tersi olabilirdi. Birinin söndürmek istediği ışığı diğeri söndürürse insanlar gerçek failden şüphelenmezlerdi. Arzu partide olurdu, böylece Burcu'ya bir şey yaptığı düşünülmezdi. Pelin de partiye gelmezdi, böylece kimse Merve'nin başına gelen bir şey için ondan kuşkulanmazdı.


Arzu Pelin'e Burcu'nun evine kimseye görünmeden girebileceğini söyledi. O yalnız yaşayan bir kızdı, oturduğu yerde güvenlik yoktu. Pelin, beraber kahve içerlerken fark ettirmeden onun kahvesine ilaç atabilirdi.

Arzu'nun ne yapabileceğine gelince; partide kim kime dum duma bir ortam olacaktı. Merve üst kattan bahçeye bakarken Arzu ona arkadan, sessizce yaklaşabilirdi. Sonra kafasına bir şeyle vurur ve sersemlemiş olan Merve'yi aşağıya iterdi.

Pelin sordu; ışıkları bu şekilde söndürürken vavien onları çarpmaz mıydı? Kaçak olmazsa çarpmaz, dedi Arzu.


Kemal - Derya

Kemal bir telefon görüşmesi yaptıktan sonra Derya'ya "Gidiyoruz." dedi. Birinin yeri bulunmuştu, onunla konuşmaya gideceklerdi.

Sarmaşık'taki kafeye gittiler ama aradıkları kişi orada değildi. Muhtemelen buradan daha yeni uzaklaşmıştı. Ama illa ki bulurlardı. Arabaya bindiler. Kemal'e bir mesaj geldi. O kişinin yerini bulmuşlardı. Saat 2'ye kadar bir yerde randevusu vardı, çıkmadan yakalayabilirlerdi. Trafiğe takılınca arabayı bir yere park edip koşarak gidecekleri yere vardılar.


Burası bir giyim mağazasıydı. Ucu ucuna yetişmiş gibiydiler ama aradıkları kişi ortalıkta görünmüyordu. Kemal karşılarına çıkan personele kendini tanıttığı sırada üst kattan Mehmet'in sesi geldi. Kemal kendini ona da tanıttı ve Sarmaşık davası hakkında bir şeyler sormak istediğini söyledi. Mehmet onların gelip kendisiyle konuşmak isteyebileceği konusunda uyarılmıştı. Avukatına danışmıştı ve onlarla konuşmak zorunda olmadığını biliyordu. Acele işleri olduğunu söyleyerek yanlarından ayrıldı. İçeriye geçtiği zaman çok gergin görünüyordu.


Oya: Partiyi İptal Mi Etsem?

Oya evde, ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Partiyi iptal mi etseydi acaba? Olacakları bir şekilde durdurması lazımdı. Mutfakta iken başı döndü. Raşel ona hamile olup olmadığını sordu, sabahları kusuyordu ya? Hayır, dedi Oya, bir mide enfeksiyonu yüzünden oluyordu bu.


Merve Oya'ya geldi ve bir plan yapmaları gerektiğini söyledi. Ben yokum, dedi Oya. Merve onun bir şey yapmasını isteyen olmadığını söyledi. Elif'i partiye çağırması yeterliydi, gerisini kendisi hallederdi. Oya bir çocuğu olduğunu, böyle işlere girişmemesi gerektiğini söyleyince sinirlendi. Her şeyi kızı için yapıyordu. Oya'ya kendisine annelik dersi vermemesini söyledi. Bir süre, daha önce de yaptıkları gibi, annelik, aile gibi konularda atıştılar. Oya onun saçmasapan planlarının içinde yer almaya hiç niyetli olmadığını söyledi. Biraz vicdanı varsa Merve de düşündüklerini yapmaktan vazgeçerdi. Ama Merve kararlıydı. Birkaç eşyası yatak odasında kalmıştı, onları alabilir miydi? Beraber yatak odasına çıktılar. Merve bir çekmeceden bir şeyler aldı.

Oya, "Son kez söylüyorum.", dedi, "Tehlikeli sularda yüzüyorsun, olan sana olacak." Merve Aksak onu tersledi. Yardım etmiyordu, bari gölge de etmesindi. Ayak altında dolaşmasındı. İşbirliği yapmadığı için pişman olacaktı. Oya böyle bir oyuna asla alet olmayacağını söyleyince "Sen bilirsin.", dedi, "Elif seni sağ bırakmayacak."

Deliricem, diye düşündü Oya. Birinden yardım almam lazım. Sonra evden çıktı.


Edip Sigar Kulübü bırakmaya ve Sarmaşık'tan ayrılmaya hazırlanıyordu. Oya oraya geldiğinde, uğurlamak için mi geldiğini sordu. Yoksa onun gittiğinden emin olmak mı istemişti? Evet, gerçekten gidiyordu. Artık sıkılmıştı, buralar ona iyi gelmiyordu. Temiz bir başlangıca ihtiyacı vardı. Oya onunla konuşmak istediğini söyledi. Kötü şeyler oluyordu ve daha da kötüleri olacak gibi görünüyordu. Edip ona yardım etmeliydi.


Edip'e kadınların delirdiğini söyledi. Konunun buraya nasıl geldiğini anlamamıştı. Bir şekilde onları durdurması gerekiyordu. Partiyi iptal etmesi lazımdı ama bunun için geç olmuştu, herkes hazırlanmış olmalıydı. Edip sordu; o parti vermese kimse birbirini öldürmeyecek miydi? Bir insan kafasına bir şey koyduysa er geç onu yapardı. Her şey olacağına varırdı. Oya onlara engel olmak istiyorsa bu partiyi vermeliydi. Hepsini toplayıp planlarını ortaya dökmeli, bir yüzleşme ortamı yaratmalıydı. Böylece herkesin oyunu açığa çıkar, kimse bir şey yapamazdı.

Oya partide Pelin, Merve ve Arzu'yu bir araya toplayıp konuştuğunu hayal etti. Pelin'in Merve'den çok sıkıldığını ve öldürmek istediğini, Merve'nin Elif'i öldürme planları yaptığını, Arzu'nun Burcu'yu yok etmek istediğini dile getirdiğini düşündü. Sonra da onlara harekete geçerlerse anında polise gideceğini, sonuna kadar da tanıklık edeceğini söyleyebilirdi.


Evet, bu uygulanması kolay olmayan bir plandı. Ama en mantıklı çözüm bu gibi görünüyordu.

Kemal - Derya

Bir polis Kemal'e seslendi. Müdür onu çağırıyordu. Kemal Sarmaşık davasının üstüne düşmeye devam ettiği için şikayet edildiğini öğrendi. Müdürü ona uzaklaştırma almasına fazla bir zaman kalmadığını söyledi. Artık bu işin peşini bırakıp yeni bir vakaya geçmeliydi.

Daha sonra Derya da bu davadan kurtulmaları gerektiğini söyledi. Kariyerlerini bu yüzden mahvetmeye değer miydi? Kemal, partide güpegündüz cinayet işlendiğini söylendi. Yaptıkları katilin yanına kar mı kalsındı? Emniyet teşkilatı bunun için mi vardı, cinayete kaza süsü vermek için? Derya ona haklı olduğunu bildiğini söyledi. Kendisi teselli olsun diye böyle konuşuyordu.

Kemal ona sordu; yeni dava neydi ki? Derya bir kadın cesedinin Kısırkaya sahiline vurduğunu söyledi. Oraya gittiler. Ceset deforme olmuş haldeydi. Ölüm olayı pek yeni değildi. Cesedin kimliğine bakınca şaşırdılar. Her şey Sarmaşık'a dolanıyordu.

Cinayet Günü Sabahı 11.05

Oya evine geldi. Kötü bir şey olmayacağını, potansiyel sorunları halledebileceğini düşünüyordu. Partiyle ilgili telefon görüşmeleri yapmaya başladı. O sırada Merve'den bir mesaj geldi. Elif'i partiye davet ettiğini yazmıştı. Elif gelmez, diye düşündü Oya.


Merve Mila ile parkta iken yanına Elif geldi. Basit ama harika bir fikri vardı. Kimse onlardan şüphe etmeyecekti. Merve detay vermesini istedi. Plan, Oya'nın ensesine bir iğneyi saplayıp çekmekten ibaretti. Bir anda yapılacak bir şeydi bu. Oya ensesini bir sineğin ısırdığını düşünecek, ama birkaç saat sonra, kanına karışmış olan ilacın etkisiyle kalp krizi geçirecekti.

O sırada Mila "Aa, babam!" diye seslendi. Gerçekten de Serhan onları izliyordu. Ama hemen ortadan kayboldu. Merve bakındı ama Serhan'ı görmedi. Mila babasını gördüğünden emin olduğunu söyledi.


Sarmaşık'ın kadınları kuaförde, Oya'nın yaza merhaba partisi için hazırlanıyorlardı. Esra manikür yaptığı bir kadına bunun bugünkü son işi olduğunu söyledi, kendisi de partiye hazırlanacaktı. Bazı kadınlar Oya için bir ev hediyesi bakıyorlardı.


Arzu mutfakta etleri hırslı bir şekilde döverken Pelin cilt bakımı yapıyor, Merve çiçekleriyle ilgileniyordu. O sırada üst üste küçük aksilikler oldu. Pelin'in tuvalet masasının üstünde duran aynası yere düşüp kırıldı. Parçalardan birini yerden alırken eli kesildi. Arzu'nun eline kızgın yağ sıçradı. Parti için giyinmiş olan Merve aynada elbisesini gözden geçirirken üstünde küçük bir iğne buldu.  Raşel'in Oya için hazırladığı nane limon çayı, Oya'nın partide giyeceği elbisenin üstüne döküldü. Yolda yürüyen Ayşe'nin ayakkabısının topuğu çıktı. Esra'nın manikür için kullandığı ojenin şişesi yere düştü. Sitenin kadınlarının Oya için beğendikleri dekoratif aksesuar düşüp parçalandı.

Sarmaşık Sitesinin erkekleri de partiye hazırlanmaya başlamışlardı. Makyajlar tamamlandı, parfümler sıkıldı. İnsanlar partiye gitmek için yola çıktılar.


Kemal - Derya

Kemal karakolda, Sarmaşık davasının yeniden açılacağını söyledi. Bu olayla bağlantılı bir cinayet daha vardı. Gidip müdürüyle konuştu. O gün 1'den fazla insanın öldüğünü düşündüğünü söyledi. Müdürü ona olaya bakmasını söyledi, ama ortalığı karıştırmamalıydı. Nüfuzlu insanları boş yere rahatsız etmesindi, sonra başlarına bela açılabilirdi.

Cinayet Günü, Öğleden Sonra 15.08

Doktor Oya Toksöz davetlileri karşılamaya başladı. Her yerde şık insanlar vardı. Ev ve bahçe parti için dekore edilmişti. Müzik çalıyor, bazıları dans ediyordu.

Taylan evinde idi. Kıyafetleri buradaydı. Parti için giyinmeye başlamıştı. Pelin sinirli görünüyordu. Partiye katılmayacağını söyleyince Taylan şaşırdı; onu gönderip de kendisi gelmiyor muydu yani? Pelin uzatmamasını söyledi. İşi çıkmıştı, erken biterse belki sonra gelirdi.


Daha sonra Pelin Berk'le sohbet etti. Ona annesinin bir planı olduğunu söyledi. Artık her şey daha güzel olacaktı. Çocuk sordu; su parkına mı gideceklerdi yoksa? Evet, dedi Pelin. Plan işlerse birlikte her yere gideceklerdi. Sonra da tatile giderler miydi? Gideriz, diye cevap verdi.

Merve Mila'nın saçlarını tararken onun için güzel bir hayat planladığını söyledi. Mila mutlu bir çocuk olacaktı. Merve bütün çapakları temizleyecek, bütün engelleri kaldıracaktı. Mutluluklarına hiçbir şey engel olamayacaktı. Mila babasını sordu. O da gelecekti, mutlu bir aile olacaklardı. Annesi her şeyi halledecekti.

Arzu çocuklarının eşyalarını kokladı, fotoğraflarına baktı. Sonra partiye gitmek için hazırlanmaya başladı.


Pelin onu arayıp çıkmak üzere olduğunu söyledi. Arzu onu satmayacaktı, değil mi? Hayır, dedi Arzu, sen beni satmazsan ben de seni satmam. Merve'ye karşı yufka yürekli davranacağını hiç sanmıyordu.

Nilay annesine partiye mi gittiğini sordu. Arzu, hayır, dedi, bir müşterisinin açılışına gidecekti. Kızına, o gelene kadar kendine ve kardeşine iyi bakmasını söyledi. Evden çıktı. Kapının önünde durup biraz düşündü. Sonra yürümeye başladı.

Pelin arabasında idi. Ellerine siyah abiye eldiven taktı.

Merve evden çıkıp arabasına binerken, Arzu da Oya'nın evine doğru yürümeye devam ediyordu.

Taylan partiye geldi. Oya'ya "Keyfiniz gıcır." dedi, "Hayat size güzel." Oya onun keyifli görünmediğini söyledi. İçeriye buyurmaz mıydı? Taylan mutfağa doğru gitti.

Merve de partiye gelmişti. Oya her şeyin yolunda olduğunu söyledi ama kendisi kontrol etmezse olmazdı tabii. Oya derdinin bu mu olduğunu sorunca bütün dertlerinden kurtulmak üzere olduğunu söyledi.

Taylan mutfaktan bahçeye çıktı. Yönünü mutfağa dönünce orada Merve'yi gördü. Hırslanıp bir direğe yumruk attı. Sonra onu düşmanca bakışlarla süzmeye başladı.

Oya mutfağa gelip Merve'ye sordu; her şey yolunda mıydı? Yolunda olduğunu söyledi Merve. O da Oya'ya birisinin gelip gelmediğini sordu. Hayır cevabını verdi Oya, ama birazdan gelirdi. Sonra konukların yanına gitti. Kendi kendine "Gelmeyecek" diye söylendi.


Hastanede bir görevli Elif'e istemiş olduğu ilacı getirdi. Bu ilacı ona teslim ettiğini kayıt altına alması lazımdı. Bu Elif'in hiç işine gelmedi. Orada artık düzenli olarak çalışmadığını, yardım etmek için geldiğini söyledi; buna gerek yoktu. Kadın ısrar etti, onun imzasını almak zorundaydı. Elif kasıtlı olarak bir bardağı masanın üstüne devirdi ve kadından, ortalığı temizlemesi için hizmetliyi çağırmasını istedi. O odadan çıkınca çabucak kutunun içine başka bir ilaç koydu. Kadın gelince de vazgeçtiğini söyledi, bu ilaç ona lazım değildi. Diğer şişeyi çantasına koyup çıktı. Arabasına bindi. İşte şimdi çektim ipini, işte şimdi bittin, diye söyleniyordu bir yandan da.

Serhan Aksak arabasıyla Elif'in peşindeydi. Onun hakkında bilgi almak için birine telefon etti ama Oya ile nasıl bir bağlantısı olduğunu öğrenemedi. Bir yeri daha aradı. Düğün hediyesi göndermek istediğini söyleyerek İnci'nin numarasını bulup ona telefon etti. Elif Işık'ı tanıyıp tanımadığını sordu. İnci onun ruh hastası olduğunu söyledi. Sağı solu belli olmazdı. Oya'yı da çok kıskanırdı. Serhan bunları neden soruyordu acaba, bir şey mi vardı? Serhan sadece merak ettiğini söyledi. Bu arada Elif'in Oya'ya gittiğini anlamaya başlamıştı.


Oya Arzu'yu görünce şaşırdı. Arzu ona pek sevinmiş görünmediğini söyleyince yanıldığını söyledi. Arzu güzeldi, şıktı, hoş gelmişti. Kendini toparlayabilmiş miydi? Arzu daha iyi olduğunu söyledi. Bunu konuşmalarına gerek yoktu, gayet iyiydi, eğlenmeye gelmişti. Oya Burcu'yu davet etmediğini, onun gelmeyeceğini söyleyince "İyi etmişsin." dedi. Oya da onun kafasındakiler attığına sevindiğini söyledi.

Arzu o sırada Merve'nin sesini duydu. Onun mutfakta olduğunu gördü. Birbirlerine el salladılar, Merve ona "Hoş geldin" dedi. Ama Arzu Merve'ye aklından karanlık şeyler geçirerek bakıyordu.


Nilay evde bir arkadaşıyla konuşuyordu. Arkadaşı ona bir diziden söz etti. Bir psikolog vardı, insanların yalan söylediğini anlayabiliyordu. Nilay nasıl anladığını sordu. Birinin yalan söylediğinin belirtilerinden birinden kulağı, burnu kaşımak olduğunu öğrenince annesinin partiye değil, müşterisinin açılışına giderken yaptığı hareketleri düşündü. Annesi yalan söylemişti.

Nilay odadan çıkıp babasını aradı. Annesinin partiye gideceğini haber verdi. Mehmet onu gitmemesi için ikna etmiş olduğunu söyledi. Nilay annesinin yalan söylediğini açıkladı. Çok kötü şeyler olacaktı.

Babası merak etmemesini söyledi. Bunu durduracaktı. Telefonu kapatınca düşündü. Burcu da yalan söylemişti o zaman.

Elif partiye geldiği zaman Serhan da arkasındaydı. İçeriye girdi.

Merve Elif'i görünce yanına çağırdı. Hazır mısın, diye sordu. Elif her şeyin hazır olduğunu söyledi. "Gidip insanların içine karış." dedi Merve. Elif tuvalete gitmesi gerektiğini söyleyince üst kattaki tuvalete gitmesini söyledi.

Oya davetlilerle sohbet ederken Serhan bahçeye geldi. Etrafına bakınmaya başladı.

Ayşe Oya'ya seslendi. İkisi konuşmaya başladılar. Ayşe her zamanki gibi meraklı ve dedikoducu idi. Bir süre sonra Oya çok sıkıldı. Gıybet yapmaya doyamadığını söyleyince Ayşe bunun gıybet değil sohbet olduğunu söyledi. Yanından uzaklaşan Oya'nın arkasından "Soğuk nevale" diye düşündü. Hemen sonra kendine yeni bir kurban buldu.

Elif üst kata çıkıyordu. Oya da öyle yapacak gibiydi ama birisi seslenince durdu. Elif tuvalete girip kapıyı kilitledi. Oya'ya enjekte edeceği ilacı hazırladı.

Oya Serhan'ı görünce orada ne aradığını sordu. Serhan tehlike altında olduğunu söyledi, sırf onu korumak için gelmişti. Oya sinirlendi, gitmesini istedi. Her şeyi biliyordu ve halledecekti. Korunmaya ihtiyacı yoktu. Serhan'ın da oradan bir yere gitmeye niyeti yoktu.

O sırada evdeki elektrik sistemiyle ilgili bir sorun çıkmıştı. Müzik yayını yapılamıyordu. Bir usta çağırmak gerekiyordu. Oya hemen Serhan'ın bu işe bakabileceğini söyledi. Kendisi evin eski sahibiydi, yardımı olabilirdi. Serhan "Ah Oya ah!" diye söylene söylene sorunu yerinde görmeye gitti.


Oya'nın evine gitmek için yola çıkmış olan Mehmet polis kontrolüne yakalandı. Aceleyle çıkarken ehliyetini ve ruhsatını almayı unutmuştu. Üstelik aracın sigortası da yapılmamıştı. Polis tescil begesi olmadan arabasını alamayacağını söyledi.

Arzu sinirli bir şekilde Merve'yi izleyip dururken Esra ona seslendi. Ne zamandır kendisini maniküre çağırmadığını söyledi. Aşk hayatında bir kıpırdanma var mıydı acaba? Yoksa o da mı gizli kapaklı bir şeyler çeviriyordu, gözleri çakmak çakmaktı.

Serhan bahçede dolaşıyor, Oya'yı görmeye çalışıyordu. Raşel'e Elif'i görüp görmediğini sordu. Onu bulması lazımdı. Raşel'den içeriye bakmasını istedi.

Raşel'in evde etrafına bakınarak dolaştığını gören Merve ona seslendi. Raşel Elif'i aradığını söyledi, Serhan Bey onu sormuştu. Acilen bulması gerektiğini söylemişti. Merve Elif'in gittiğini söyledi. Raşel Serhan'a bunu iletirdi. Bir yandan da Elif, hadi hallet şu işi, diye düşünüyordu.

Raşel Serhan'a Elif'in çıktığını söylediği sırada o üst katta idi. İğneyi eline alıp aşağıya indi. Serhan sağda solda onu aramaya devam ediyordu.

Merve etrafa bakınırken Oya düşünüyordu: Arzu burada idi, Pelin yoktu, Burcu gelmemişti. Elif zaten gelmezdi. O sırada Burak'la karşılaştı.


Elif bahçeye inince Merve gözleriyle Oya'nın yerini işaret etti. Elif Oya'ya doğru yürürken Oya Burak'la konuşuyordu. Elif giderek ona yaklaşıyordu.


Pelin Burcu'nun kapısını çaldı. Geçerken uğradığını söyledi. Burcu bir arkadaşı doğum günü için evden çıkmak üzereydi. Pelin 5 dakikalığına uğradığını söyleyip içeri daldı.

Arzu mutfakta Raşel'le konuştu. Merve için bir hediye almış ve ortalıkta kaybolmasın diye yatak odasına bırakmıştı. Kendisi şimdi gitmek zorundaydı. Raşel'den Merve'ye bir an önce yukarıya çıkıp onu almasını söylemesini istedi.

Arzu pencereden bahçede duran Merve'yi izledi. Raşel'in Merve ile konuştuğunu gördü. Bir köşeye saklanıp onun gelmesini bekledi. Yapıcam, yapabilirim diye mırıldanıyordu. Eline ona vurabileceği ağırca bir mum altlığını aldı. Merve'nin peşinden üst kata çıkmaya başladı.

Burcu telefonla konuşmak için yanından ayrılınca Pelin masanın üstündeki sürahideki suyun içine ilaç attı.

Ufak Tefek Cinayetler 31. bölüm finalinde Elif, elinde iğnesiyle Oya'nın hemen arkasındaydı. Arzu ise üst katta, sessizce Merve'nin peşinden gitmeye devam ediyordu.

































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Sottero and Midgley Gelinlik Modelleri 2019 ("Bardot" Gelinlik Koleksiyonu)

Hem romantik bir havası olan, hem de benzersiz karmaşık detaylarıyla patlayan bir gelinlik koleksiyonu arıyorsanız bu yazıya konu olan ...