15 Ekim 2018 Pazartesi

Ufak Tefek Cinayetler 36. Bölüm: Onun Arabası Var...dı, Güzel mi Güzel!


İlgiyle izlenen ve epeyce tutulan Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 35. bölümü Sarmaşık'taki kadınların ellerinde yiyeceklerle Merve'nin evine doğru yola çıkmalarıyla sona ermişti.  Ufak Tefek Cinayetler 36. bölüm Merve'nin onlara derdini anlatmasıyla başladı. Siteye yeni yerleşen Kerim Adil Sağlam hiç birinin tanımadığı bir adamdı. Yine de Merve, yeni komşuya bir şans vermeyi denemişti. Ama olmuyordu, Kerim Bey bir türlü muhite uyum sağlayamıyordu. Arkadaşlarıyla bu konuda dertleşmek istemişti.


Diğer kadınlar da Kerim'in rahatsız edici biri olduğunu düşünüyorlardı. Daha doğrusu, Merve'nin itelemesiyle düşünmek zorunda kaldılar. Hele o canavar gibi köpekleri yok muydu? Siteye yaptırmayı planladığı helikopter pisti yüzünden her taraf toz olacaktı. Merve memnuniyetle dinledi onları. İstediği etkiyi sağlamıştı. Şimdi sıra bir şeyler yapmaya gelmişti.



Merve sitenin yöneticileriyle pist projesinin iptal edilmesi için konuştu. Onları zor durumda bırakıyordu, Kerim'e söz vermişlerdi. Ama içlerinden birini yapmış olduğu bir iyiliği de hatırlatarak adamları ikna etmeyi başardı.

Sarmaşık sakinleri inşaatın iptali için imza topladılar. Kerim bunları duyunca çok sinirlendi. Bu işin arkasında Merve'nin olduğunu da öğrenmişti bu arada.



Merve, Kerim'i gözünde fazla büyüttüğünü düşünüyordu. Onu alt etmeyi kolayca başarmıştı işte.

Fakat Kerim yenilgiyi kolayca kabul etmedi. Merve helikopter pistinin yapılacağı alanda organik pazar kurulmasını istiyordu. Pazar için başka bir arsanın siteye hibe edilmesini ayarladı. Böylece kendisinin pist projesi devam edebilecekti.

Merve, Kerim'le karşılaştığı zaman onu yakında canının çok yanacağını söyleyerek uyardı. Konuşurlarken Kerim'in köpeklerinden biri yanlarına geldi. Merve köpeğe bakarken bir şeyler düşündü. Kafasında bir plan daha şekillenmeye başlamış gibiydi.



Serhan, Oya'nın evinde, oğlunu seviyordu. Oya evde değildi. O geldiği zaman da Serhan gitmişti. Çıkarken, bebeğin üstüne kustuğu ve bakıcı kadının temizlemesi için çıkardığı ceketini unutmuştu. Oya Toksöz duvarda asılı duran ceketi aldı, uzun uzun kokladı.

Sonra Serhan'ın ceketini üstüne giyip bahçeye çıktı. Kapı çalınca onun ceketini almak için geldiğini düşündü ama gelen Serhan'ın annesi Betül Hanım'dı. Torununu görmeye geldiğini söyledi. Oya onu görmekten memnun değildi ama içeriye aldı.

Betül Hanım Aksak soyadını almanın bebek için iyi olacağını söyledi. Oya aynı fikirde değildi. Bir süre soğuk soğuk konuştular. Serhan'ın annesi, giderken, yine geleceğini söyledi. Oya vicdanlı bir insandı, babaanne ile torununu ayırmaya kıyamazdı.



Betül Hanım oradan Merve'ye gitti. Serhan'ın göz altına alınması hakkında konuştular. Merve pek iyi olmadığını söyledi. Betül Hanım yapabileceği bir şey olup olmadığını sorunca "Hayır" cevabını verdi. Oya'ya gelince; Serhan'la bu konuda hiç konuşmuyorlardı. Ama bunu kendisi halledebilirdi.

Merve onu uğurlarken Serhan'ın eski kırmızı arabasını sordu. Arabanın buraya gönderilmesi mümkün müydü acaba? Eski güzel anıları hatırlatan şeyler işe yarayabilirdi. Betül Hanım arabayı yollayacağını söyledi.


Mila, babasıyla beraber eve girerken çok keyifliydi. Annesine babasının üstüne bir bebeğin kustuğunu söyledi. Ne komikti, de mi?

Merve Aksak bunu komik bulmamıştı tabii ki. Mila bir bebek kardeşi olmasından hoşlanacağını söyleyince iyice karardı. Kız babasının bebeği nerede gördüğünü sorunca konuyu dağıtmak için onu ellerini yıkamaya yolladı.

Serhan Aksak daha sonra kızıyla oynarken dalgın ve keyifsizdi. O evden çıkarken Merve aralarındaki soğukluğun sebebinin Kerim olduğunu düşündü.



Ayşe Merve'ye geldi. Davet edildiği için çok mutluydu, Merve ile daha yakın olmak istiyordu. Merve ona Kerim'in köpekleri için bir çare düşünmeleri gerektiğini söyledi. Şikayetle olmuyordu, köklü bir çözüme ihtiyaçları vardı.

Merve'nin işine yaramak, ona yaranmak isteyen Ayşe Kerim'in köpeklerinin kendi küçük köpeğini ısırdığı hakkında bir hikaye uydurabileceğini söyledi. Köpeğini tedavi edilmiş gibi sarar, veterinerden de sahte bir rapor uydururdu. Merve bu çözümü etik bulmamış gibi yaptı. Ayşe onunla Merve - Pelin ikilisi gibi bir ikili olabilecekleri fikriyle sarhoş olmuş durumdaydı ve kararlıydı.

Betül Hanım'ın Serhan'ın iş yerine gitti ve Deniz'in soyadının Aksak olmasıyla ilgili fikirlerini ona da anlattı. Evet, Oya bunu istemiyordu ama DNA testi ile bebeğin babasının Serhan olduğunu kanıtlayıp bunu halledebilirlerdi. Serhan Oya'ya böyle bir şey yapmayacağını söyledi. Annesinin onu rahatsız etmesini, aralarını bozacak şeyler yapmasını da istemiyordu. Oya, Serhan Merve'den ayrılmadığı sürece buna razı gelmezdi. Ona bu konuda baskı yapmaya niyeti yoktu.

Betül Hanım çıktıktan sonra arabasından birini aradı. Merve'den kurtulmak, Serhan'a ayak bağı olmasını engellemek gerektiğini söyledi. Erkek torunu olması fikrini değiştirmişti. Deniz'e daha çok değer veriyordu.

Arzu işten eve geldiği zaman Mehmet'le çocukların ne kadar yakın olduğunu gördü. Kendini işe fazla vermiş, böyle keyifleri unutmuştu. Akşama beraber zaman geçirmeyi teklif etti.

Taylan'la Pelin koşu yaparken Emre ile karşılaştılar. Taylan beraber kahve içmeyi teklif etti. Pelin her zamanki gibi, Emre'yi görmekten dolay tedirgin olmuştu. Onlara katılmak istemedi ama ısrar üzerine razı geldi.

Kafede, Taylan kahve almaya gidince ikisi yalnız kaldılar. Emre Pelin'e, kendisinden kaçmakla geçmişinden kaçmış olmadığını söyledi. Onun bu tavrı gerçekleri değiştirmiyordu. Pelin ise, aralarında nasıl bir sır varsa artık, Emre'nin onu unutmasını, o konuda konuşmamasını, hatta Sarmaşık'tan gitmesini istiyordu. Emre, konunun onun söylemesiyle kapanmadığını söyleyerek masadan kalktı.

Geçmişte, Pelin'in doğum gününde karanlık bir şeyler yaşanmıştı. Emre Pelin'e aşık olduğunu söylemiş, Pelin aralarında bir şey olamayacağı cevabını vermişti. Sonra 2 genç öpüşmüşlerdi. Merve bunu görmüştü. O gece Pelin arabasıyla kaza yapmıştı.



Taylan masaya geldiği zaman Pelin'in tek başına olduğunu gördü. Emre'yi sorduğu zaman karısı Burcu'nun aradığını, onun da gittiğini söyledi.

Arzu yatak odasında, gardıroptaki şamdanın her zamankinden farklı bir şekilde durduğunu düşündü. Oya'nın film almak için evine geldiği aklına geldi. Bunu o yapmış olabilir miydi acaba? Bu sorunu halledecekti.

Şamdanı sırt çantasına koyup dışarıya çıkmaya hazırlandı. Oysa o akşamı eşi ve çocuklarıyla bir arada evde eğlenerek geçireceğini söylemişti. Onlar da bunun için hazırlık yapmışlardı. Arzu sırtının kötü olduğunu, biraz spor yapıp geleceğini söyledi. Diğerleri buna bozulmuşlardı. Nilay büyük bir tepki gösterdi.

Mehmet kapıda karısına neden böyle yaptığını sordu. Arzu yapması gereken bir şey olduğunu söyledi. Bunu bu gece yapması lazımdı. Mehmet'in ona güvenmesini, bir şey sormamasını istedi. Onun hali kocasını endişelendirmişti. Arzu korkmamasını söyledi, bunu halledecekti. Hafta sonu beraber vakit geçirip durumu düzelteceğini de ekledi.

Arzu evden çıktığı sırada oralarda olan Oya, onun bir şeyler karıştırdığını tahmin etmişti. Arkasından gitmeye başladı. Bir ara ayağı bir şişeye çarptı. Yuvarlanan şişenin sesini duyup dönen Arzu onu gördü. Kısa, gergin bir konuşma yaptılar. Oya'nın sorusu üzerine Arzu, spora gittiğini söyledi. Ama spor salonu onun gittiği yönde değildi. Bir şeyler uydurup yoluna devam etti.

Arzu şamdanı Merve'ye götürdü. Oya şamdanın peşindeydi, kendisi de bu yükü daha fazla taşımak istemiyordu.


Manikürcü Esra, Kemal'e ifade verirken Merve ile Arzu arasında bir tür anlaşma olduğunu söyledi. Kemal Derya ile bu konuda konuştu. Ona göre, Arzu bir şekilde Merve'nin avucunda idi. Bunun cinayetle ilgisi olup olmadığını bilmiyordu. Oya Toksöz bu konuda bir şeyler biliyor olabilirdi belki. 

Kemal bunu sorduğu zaman Oya, Arzu ile Burcu arasındaki şiddetli kavgayı hatırladı. Kemal'e bu konuda bilgisi olmadığını söyledi ama başkomiser buna pek inanmamıştı. Oya konuyu düşünmek için biraz süre istedi.

Oya çıkarken Kemal daha önce konuştukları konuyu da açtı. Oya, Edip'in başına vurulan künt cisim hakkında bir şeyler hatırlamış mıydı? Oya da bir soru sordu; bu gümüş bir şamdan olabilir miydi?

Merve şamdanı Pelin'e götürdü. Sorunu onun halletmesi gerektiğini söyledi. Şamdanı hemen yok etmeliydi. Taylan eve girince şamdanı bir kanepenin arkasına sakladı.

Bu olay Pelin'i altüst etmişti.

Emre ile Burcu çok keyifliydiler. Bahçede müzik çalıyor, dans ediyorlardı; Burcu coşkulu çığlıklar atıyordu. Arzu, onların çıkardığı gürültü yüzünden dışarıda çalışmaktan vazgeçmek zorunda kaldı. 




Nilay okuldan eve geldiğinde perişan haldeydi. Okulda kötü bir şeyler olmuştu. Öğrencilerden birini bir yere kapamışlar, sonra da ambulans gelmişti. Nilay koşarak odasına çıktı. Tişörtünde kan vardı. Odasından birini arayıp, bir şey olduysa ne yapacaklarını sordu. Konuştuğu kişi yüzünden Nilay da suçlu duruma düşmüştü. Polise ifade vermek zorunda kalmaktan korkuyordu. Çok sinirliydi. Aşağıya indiği zaman kalemini aldığı için kardeşine büyük bir tepki gösterdi. 

Mehmet'le Arzu tartıştılar. Arzu hafta sonu ailecek birlikte zaman geçireceklerini vaat etmişti ama laptopunu almış oturuyordu. Kocasına haklı olduğunu söyledi. Evet, çok sıkıcı bir kadındı kendisi. Oysa Mehmet'in geçen sene ne güzel, ne renkli bir hayatı vardı.

Mehmet ona her şeyi geride bırakmaya karar verdiklerini hatırlattı. Oya'nın, Edip'in ölümüyle sonuçlanan partisinden sonra Arzu çok kötü olmuştu. Mehmet ona boş bir kutuyu gösterip, partide yaşananlar dahil 1 yıldır olan her şeyi bu kutuya kapattıklarını söylemişti. Bir daha bu kutuyu açmayacaklardı. Mehmet yaptığı hataları tekrarlamayacağına, ailesini üzmeyeceğine dair söz de vermişti. 

Arzu Mehmet'e hak verdi. Ama çok bunalmıştı, üstündeki yükü taşıyamıyordu. 

Sonra bahçeye çıktılar. Mehmet karısına dün gece nereye gittiğini sordu. O sırada bitişikteki evde Emre telefonla konuşuyor, Burcu da onları seyrediyordu. 




Serhan Oya'ya, annesinin buraya geldiğinden kendisine söz etmeyi düşünüp düşünmediğini sordu. Oya, konuyu onun sinirlendireceği için açmadığı cevabını verdi. Serhan bu kez Oya'nın ne ara böyle değiştiğini anlayamadığını söyledi. Oya onun kendisine Kerim yüzünden kızgın olduğunu düşünüyordu.

Serhan, Oya'nın evinde unuttuğu ceketini giderken alacaktı. Oya o an lazım değilse almamasını söyledi. Ceketi, babasının kokusunu hissetmesi için Deniz'in yanına koyardı belki. Serhan bunu gerçekten Deniz için mi istediğini sorunca "Evet" dedi. O gidince yine cekete dokundu, kokladı.




Pelin spordan eve geldiği zaman Taylan onu iltifat yağmuruna tuttu. Amacı Emre'leri evlerine davet etme fikrini kabul ettirmekti. Pelin bir kere daha bunu reddetti. Onun görüşmek istemediği kişi Emre değil, Burcu idi aslında. Arzu'ya bunu yapamazdı.

Ufak Tefek Cinayetler 36. bölüm bu noktada geçmişe döndü. Pelin, doğum günü partisi sırasında Emre ile öpüşmüş, sonra da evden çıkıp arkadaşlarından birinin arabasına binmişti. Sarhoş olduğu için Emre'nin anahtarını aldığı bir gencin arabasıydı bu. 

Pelin karanlıkta, gergin bir halde araba sürerken birine çarptı. Hemen Emre'yi arayıp yardım istedi. Emre geldiği zaman onu sakinleştirmeye çalıştı. Sonra sorunu halletmek için neler yapabileceğini düşünmeye başladı.

Az sonra sarhoş haldeki çocuğu arabasına oturttu. Direksiyondan Pelin'in parmak izlerini sildi. Böylece kazayı o genç yapmış gibi bir sahne yarattı. 

Pelin Taylan'a, onun da Emre ile görüşmemesi gerektiğini söyledi. Mehmet'e ayıp oluyordu.

Pelin dışarıya çıkacaktı. Taylan Merve'nin arkasına şamdanı koyduğu kanepeye oturunca onu bir bahaneyle onu mutfağa gönderdi. Taylan oraya gidince şamdanı alıp evden çıktı ve arabasına binip yola çıktı. Çöpleri atmak için dışarıya çıkmış olan Arzu'yu gördü. İki kadın tuhaf bir şekilde bakıştılar.

Olanları izlemekte olan Oya bu olanları fark etmişti. Pelin'in peşine takıldı.




Kerim, Akbaş'tan gelen bir telefon üzerine işten aceleyle eve gitti. Köpekler hakkında bir şikayet vardı. Akbaş, eve gelen görevliyi rüşvet vaat ederek durdurmaya çalışmış ama başaramamıştı. Adamın elinde yazılı izin vardı, yapılacak bir şey yoktu. 

Kerim köpeklerine çok düşkündü, çok üzülmüştü. "Bu iş burada kalmayacak." diye söylendi. Akbaş'tan şikayetin nereden geldiğini öğrendi.




Serhan'ın kırmızı arabası Sarmaşık'a geldiğinde Merve geçmişi düşündü. Kerim'den ayrıldığı gün bu arabaya binmiş, Serhan'la beraber Pelin'in doğum günü partisine gitmişti.

Kerim'in köpekleri hakkında şikayette bulunan kişi Ayşe idi. Kerim onun evine gidip köpeklerden ne istediğini sordu. Ayşe köpeğini ısırdıklarını söyledi. Kerim onun köpeğinin sargılarını açtı ve hayvanın hiçbir şeyi olmadığını gördü. Onun soğukkanlı öfkesi Ayşe'nin ödünü koparmıştı. Bu olayda da Merve'nin parmağı olduğunu itiraf etti.

Kerim oradan çıkıp Merve'nin evine gitti.

Oya Pelin'in peşindeydi. Pelin arabasını durdurmuş, yukarıdan denize bakıyordu.

Kerim Merve'ye Ayşe'nin şikayetini geri aldığını söyledi. Şimdi bunu yapma sırası Merve'de idi. Onun adına bir dilekçe yazdı ve imzalamasını istedi.

Pelin şamdanı denize fırlatıp koşarak arabasına bindi. O gidince Oya aynı yerden aşağıya baktı. Biraz sonra şamdanı gördü.

Merve şikayetini geri almayacağını söyledi. O dilekçeyi imzalamayacaktı. Kerim'den korkmuyordu. Kerim, dilekçenin ertesi sabaha kadar imzalanmış olacağını söyledi.



Oya aşağıya inip şamdanı aldı. Yukarıya çıkarken düşme tehlikesi atlattı ama sonunda bu işi başardı.



Kerim, Merve'nin evinden çıkarken kırmızı arabayı gördü. Geçmişi düşündü. "Bunu da mı yaptın bana?" diye soru Merve'ye. Merve "Ne yapabilirsin ki?" diyerek güldü.

Kerim bu olaydan fena etkilenmişti. Merve de göründüğü kadar rahat değildi.

Pelin'in yıllar önceki doğum gününde, Kerim Merve'yi görüp basketbol takımına seçileceğini söylemek için partiye gitmişti. Merve onu görünce Serhan'ın üstüne kasıtlı olarak meyve suyu döküp banyoya gitmesini sağladı. Sonra Kerim'le konuştu. Kerim ona sevgilisinin nerede olduğunu sordu. Ağzını burnunu kıracaktı onun. Kendisini kulüpten aramışlardı, yarın idmana çıkacaktı. 1. lige yükselecekti. Çulsuz biri olarak kalmayacaktı. Merve'nin onu bırakmasına gerek kalmamıştı.

Merve genci yatıştırmaya çalıştı. Yalvar yakar, oradan gitmeye ikna etmeyi başardı. Kerim dışarıya çıkınca Serhan'ın kırmızı arabasını gördü. Onun içeride olduğunu anladı ve tekrar eve girdi.

Kendisinde çok kötü bir anısı olan o arabayı yıllardan sonra tekrar görmek Kerim'i altüst etmişti. Hava karardıktan sonra arabasını kırmızı arabanın üstüne sürdü. Geri gidip gidip, arabaya defalarca vurdu. Merve evden bunu gördü. Sokaktan geçenler de gördüler tabii.

O sırada Oya Emniyete gidiyordu. Kemal'i arayıp cinayet aletini bulmuş olabileceğini söyledi. Onu getiriyordu.

Merve neye uğradığını şaşırmıştı. Ne yapacağını bilemiyordu.  Kerim'in yazdığı dilekçenin başında kararsızca dikildi.



Bir yandan da gençliğiyle konuyu tartışıyordu. Kerim'in bu kadar çok kızacağını hesap etmemişti, bu normal miydi acaba? Genç kızlığının hayaleti ona dilekçeyi imzalamamasını söyledi. Kerim'in buradan gitmesini istiyordu. Onun için çok ağlamıştı, yeterdi artık.

Kerim kırmızı arabaya defalarca vurduktan sonra gitti. Ardından polis geldi. İnsanlar Merve'ye seslenmeye başladılar.

Merve içeride kararsızlıktan ölüyor gibiydi. Dilekçeyi imzalamaya eli varmıyordu. Sonunda kalemi elinden bıraktı.



















































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Truth or Dare (Doğruluk Mu Cesaret Mi?) 2018

2018 ABD yapımı Truth or Dare (Doğruluk Mu Cesaret Mi?)  isimli filmde Meksika'ya tatil yapmaya giden bir grup gencin bu klasik oyun...