24 Kasım 2018 Cumartesi

Ufak Tefek Cinayetler 42. Bölüm: Hayaller Evlilik Üzerine, Hayatları Bilemiycem


Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 41. bölümü final sahnesinde Kerim Oya'nın evine gitmiş ve onu tehdit etmişti. Onun Edip'in katilinin kim olduğunu bildiğini ama bunu söylemediğini biliyordu. Bu sırada Akbaş Kerim'i arayıp Merve'nin yerini bulduğunu haber vermişti. Ufak Tefek Cinayetler 42. bölüm başlarken Oya Toksöz sinirli, Kerim Sağlam rahattı.



















Kemal Başkomiser Abant'taki anma yemeğine gelmese neler olacaktı kim bilir. Ama oyun bozulmuştu, Oya kucağındaydı artık. Kendisinden haber beklemesini söyleyerek çıkıp gitti.

Oya çaresizlik ve sinir içinde kendini yerken Kerim Merve'nin yanına gitmek için yola çıktı.

Merve, onun tahmin ettiği gibi Paris'e gitmişti. Mila ile beraber bir otelin suitinde kalıyordu. Kerim'i karşısında görünce şaşırdı. Kerim, Merve'nin, flört ederlerken bir gün beraberce gelmeyi hayal ettikleri Paris'e kendisinin onu bulabilmesi için geldiğini düşünüyordu. Onu uyarmak için geldiğini söyledi. Edip'in ölümüyle ilgili gerçekler ortaya çıkmıştı. Polis yakında Merve'yi çağırttıracaktı.



Pelin'le Taylan evde Abant'taki olaylardan söz ettiler. Pelin babasından yardım istemişti, Ekrem Bey avukatlarıyla beraber onlara gelecekti. Karı koca korku içindeydiler. Bu sefer fena sıkışmışlardı.

Konuşurlarken Pelin'e Emre'den bir mesaj geldi. Yarın erkenden Pelin'le buluşmak istediğini, onu kurtarabileceğini yazmıştı.

Merve Aksak, Kerim'den olanları öğrendikten sonra bir çıkış yolu düşünmeye başladı. Bu olaydan da sıyrılacağına inanıyordu.

Kerim onların hemen yanındaki odayı tutmuştu. Odasına geçerken "Uykun kaçarsa beklerim." dedi. O gidince Merve geçmişi düşündü. Öğrencilik yıllarında Kerim'i büyük bir aşkla sevmişti. Onun yanına gitmeyi düşündü ama bunu yapmadı.

Kerim de onun geleceğini ummuştu. Beklediği olmadı. Yine de Merve'yi bulduğu için memnundu.



Akbaş Kerim'i arayıp çiftlik ihalesine az bir zaman kaldığını hatırlattı. Çiftlik için sadece Serhan Aksak teklif vermişti. Gizli bir teklifti bu, ne fiyat verdiğini bilmiyorlardı. Kerim ona bir şey yapmamasını, kendisinden haber beklemesini söyledi.

Kerim daha sonra Oya'yı arayıp Serhan'ın teklifini çekip yollamasını istedi.

Oya büyük bir sıkıntı içindeydi. Ne yapacağını bilemiyordu. Bunu Serhan'a yapamazdı. Ama yapmazsa da başına kötü şeyler gelebilirdi.

O sırada Serhan geldi. Birlikte kahvaltıya oturdular. Serhan Oya'nın düşünceli olduğunu fark etmişti. Kendisi de çok şaşkındı. Diğerleri olanları bunca zamandır onlardan nasıl saklamışlardı?

Oya başka şeylerden söz etmesini isteyince Serhan çiftlik ihalesi konusunu açtı. Çiftliğin onun için manevi değeri vardı. İhaleyi almayı çok istiyordu. Teklifi hazırdı, yanındaki çantadaydı. İhaleye bir tek o ve Kerim giriyorlardı. Kerim onun ne fiyat verdiğini öğrenmek için ölüyordu ama bu mümkün değildi.

Oya ona bu konuya boşvermesini teklif etti. Serhan da kendisine tavsiye ettiği gibi Kerim'den uzak duramaz mıydı? İkisinin arasında olanlar bir ego çatışması gibi görünüyordu. Kerim gibi bir adamla çatışmayı Serhan'a yakıştıramıyordu.

Serhan onun bu konuda olduğundan farklı biri gibi konuştuğunu fark etmişti. Bu tespit Oya'yı sinirlendirdi. Serhan'ın onun lafı dolandırarak konuşma tarzını Merve'ninkine benzettiğini anlamıştı. Haklıydı, onun işine karışmak da kendisine yakışmamıştı.



Taylan'la Pelin çok düşünceli ve üzgündüler. Taylan paniğe kapılmak üzereydi. Pelin sakin olmaya çalışıyordu. Kapı çalınca ikisi de irkildiler. Gelenler Cinayet Büro polisleriydi. Onlara soruşturmak için çağrıldıklarını bildiren belgeleri teslim edip gittiler.

Karı koca, okula gitmeye hazırlanan Berk'e bir şey belli etmemeye çalıştılar. Fakat çocuk ortada sevimsiz bir şeyler döndüğünü sezmişti.

Emre Pelin'e bir mesaj daha çekip beklediğini hatırlattı. Pelin onun yanına gitmek niyetinde değildi. Fakat Emre bir fikri olduğunu, unu kurtarabileceğini tekrarlayınca bir bahane uydurup evden çıktı.

Emre'nin bulduğu çözüm Pelin'i ülkeden çıkarmaktı. Bunu beklemeden yapmak gerekiyordu, zira ilk sorgudan sonra yurt dışına çıkma yasağı gelebilirdi. Pelin, Emre ve Berk beraberce başka bir ülkede yeni bir hayat kurabilirlerdi. Pelin'i orada kimse bulamazdı.

Pelin bu fikre şiddetle itiraz etti. Fakat Emre anne - babası hapse girerse Berk'in ne yapacağını sorunca durakladı. Emre bu açıdan bastırmaya devam etti. Bu şekilde Berk annesiz kalmayacaktı.

Pelin bunu düşünmek istiyordu. Emre ona fazla zamanı olmadığını hatırlattıktan sonra uzaklaştı.

O sırada Burcu, bir arkadaşıyla beraber davetiye modellerine bakıyordu. Emre ile bu konuyu detaylı konuşmamış, tarih belirlememişlerdi. Ama o yakında evleneceklermiş gibi davranıyordu. Emre'nin Pelin'e karşı olan duygularını öğrendikten sonra, en kısa zamanda evlenmek için acele ediyordu.


Pelin'in babası Ekrem Bey, avukatlarıyla beraber kızının evine geldi. Oldukça sinirliydi. Kızını da, damadını da azarladı. Sonra hep beraber oturup konu hakkında görüşmeye başladılar.

Avukatların görüşüne göre durum hiç iyi görünmüyordu. Ellerinden gelen her şeyi yapacaklardı ama Taylan'la Pelin'in de onlara karşı dürüst olması, sorularına doğru cevaplar vermesi gerekiyordu. Pelin, Arzu'nun Edip'in katili olduğunu ne zaman ve nasıl öğrendikleri sorusuna yalan cevap verince olay anında orada olduğunu hatırlattılar. Daha sonra ikisi de Emniyet'te yalan ifade verdiklerini kabul ettiler.

Sonuçta durum hiç parlak değildi. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmekle suçlanacaklardı. Gerçeğe aykırı beyanda bulundukları için adli para cezası ödemelerinin gerekebileceğini öğrenince çok mutlu oldular. Bunu yapıp kurtulacaklarını sanmışlardı. Ama haklarındaki tek suçlama bu olmayacaktı. Suç işleyen bir kişiye suçun araştırılmaması, herhangi bir ceza almaması için imkan sağlamakla da suçlanacaklardı ki bunun cezası 6 ayla 5 yıl arasında hapse girmekti. Pelin'le Merve, cinayet mahallinde bulundukları için muhtemelen Taylan'a göre daha ağır bir ceza alırlardı.



Serhan içeride kahve yaparken Oya ne yapacağını düşünerek kıvranıyordu. O sırada Kerim mesaj atıp işi halledip halletmediğini sordu. Acele etmeliydi. Oya, Serhan'ın çantasını açıp teklifi buldu ve fotoğrafını çekti. Bunu yapmaktan dolayı çok rahatsızdı.Fakat başla çaresi yoktu.

Kerim Merve'nin yanına gitti. Kahve içerlerken ona boşanması gerektiğini söyledi. Merve'nin böyle bir niyeti yoktu.

Oya çektiği fotoğrafı Kerim'e yolladı. Merve ikisinin görüştüğüne şaşırmıştı. Bu konuda alaylı sözler etti. Kerim ona Oya'nın ne için mesaj attığından söz etmedi. Merve'ye "Beni kıskanıyorsun" dedi.

Emre Çelen, Kemal'in çağrısı üzerine Emniyet'e gelmişti. Kemal neden Sarmaşık'a, hem de Arzu'ların burnunun dibine taşındıklarını sorunca bunu Burcu'nun istediğini söyledi. Hayır, ikisini ortak bir arkadaşları falan tanıştırmamıştı, bir gece kulübünde tesadüfen tanışmışlardı.

Daha sonra Arzu'nun öldüğü geceyi anlattı. Olayları kurcalayıp Edip'i Arzu'nun öldürdüğünü anlamış, sonra da bunu ona söylemişti. Bu yüzden Arzu onu ortadan kaldırmak istemişti. Bundan sonra neler olacağını kendisi de merak ediyordu. Herkesin içindeki şeytan ortaya çıkmıştı.

Pelin evden çıkarken Oya ile görüşeceğini söyleyince Taylan onu engellemeye çalıştı. Oya ona zarar verebilirdi. Edip'i Arzu'nun öldürdüğünü bildiğini biliyordu. Pelin onu dinlemedi, biraz tartıştıktan sonra evden çıktı. Kafeye, Oya ile buluşmaya gitti.


Oya yaşadıklarını çoktan hak ettiğini söyleyince Pelin "Konuşamazdım." dedi. Edip onları tehdit etmişti, Arzu da o yüzden galeyana gelmiş, anlık bir gafletle ona saldırmıştı. "Sister"lık müessesesi gereği susmak zorundaydılar.

Onun böyle söylemesi Oya'yı sinirlendirmişti. Ama kızgınlığı kısa sürdü. Kendisinin de pek masum olmadığı aklına gelince durgunlaştı, konuyu dağıttı. Sonra Pelin'e bir konuda yardımına ihtiyacı olduğunu söyledi. Kerim çok başını ağrıtıyordu, Pelin Emre ile konuşup onun niye burada olduğunu öğrenebilir miydi? Pelin soracağını söyledi.

O sırada Burcu da yanlarına geldi. Diğerlerinin tersine o gayet keyifliydi. Pelin havasının sebebini sorunca içinin rahat olduğunu söyledi. O Pelin gibi polise yalan ifade vermemişti. Pelin onun da rahatsız edici sırları olduğunu hatırlatınca bozuldu. Tartışmayı durdurmaya çalışan Oya'ya da Abant'ta yarattığı gerginliği hatırlatarak sataştı.

Oya, hastaneye gittiğinde, çok dalgındı. Gidip Serhan'a yaptığı şeyi itiraf etmeyi düşündü. Ama bu durumda Kerim onu yakardı. İhale öbür gün yapılacaktı. Kendini çaresiz hissediyordu.

İlhan'la konuşurken sevdiği birine yalan söylemenin insanı nasıl kötü etkilediğinden söz etti. İlhan bunu üstüne alınıp işe gelmemek için söylediği küçük bir yalanı itiraf etti. Sonra Oya'da en sevdiği şeyin açık sözlü ve dürüst olması olduğunu söyledi. Bu Oya'nın kendini daha da kötü hissetmesine yol açtı.

Oya odasına geçti. Çok büyük bir hata yaptığını düşünüyordu. Serhan'a bunu nasıl yapardı?


Pelin marinada Emre ile buluşup ağzından Kerim hakkında, onun Sarmaşık'a neden geldiği ve ikisinin nereden tanıştıkları hakkında bilgi almaya çalıştı. Emre ona bu konuda bir şey bilmediğini söyledi.

Emre ertesi gün için 3 tane uçak bileti almıştı. Saat 3'te havaalanında Pelin'le Berk'i bekleyecekti. Pelin hayatını dağıtıp da mutlu olmasının pek mümkün olmadığını söyleyince bunun hapishaneye düşmekten daha iyi bir seçenek olduğu cevabını verdi. Berk'ten söz etti, bunun Pelin'i ne kadar etkilediğinin farkındaydı. Onu daha önce kurtarmıştı, bir kere daha kurtarabilirdi.

Pelin evine gidince avukatların ve Emre'nin söylediklerini düşündü. Oğlu için Emre ile gitmesi lazım gibi görünüyordu, fakat Taylan'ın her şeye rağmen birbirlerine sahip oldukları için ne kadar şanslı oldukları yolundaki sözleri aklına gelince de kendini kötü hissediyordu. Taylan'ı bırakamazdı. Aklı darmadağındı. O sırada Berk yanına geldi. Annesinin üzgün olduğunu ve ağladığını görünce endişelendi.

Pelin onunla bir şey konuşacağını söyledi. İkisi uzak bir yere seyahate çıksalar nasıl olurdu acaba? Bunun bir tatil planı olduğunu düşünen Berk sevinmişti, fakat babasının yanlarında olmayacağını öğrenince durakladı. Pelin bu kez kendisinin bir süre için gidebileceğinden söz etti. Berk babasını da, kendisini de bırakmamasını söyleyince ona sarılıp ağlamaya başladı.


Gece saatlerinde, Pelin hala karar vermeye çalışıyordu. Kahve içmekte olan Taylan'ın yanına oturdu. Önce biraz içinde bulundukları durumda, hapse girme tehlikesinden söz ettiler. Sonra Pelin "Biz neden birlikteyiz?" diye sordu. Birdenbire gelen bu alakasız soru Taylan'ı şaşırtmıştı. "Birbirimizi seviyoruz." cevabını verdi. Her zaman sevmişlerdi. 

Pelin bu kez neden birbirlerini seçtikleri konusuna geçti. Sinirliydi, cevap istiyordu, kocası ise şaşkındı. Bunun doğru bir seçim olup olmadığını sordu. Kendisi Taylan'ı Oya'dan çalmamış mıydı, kandırmamış mıydı? Taylan bunun geçip gitmiş bir konu olduğunu söyledi. Ama Pelin bir türlü tatmin olmuyordu. Taylan çocukları olduğu için mi onunla kalmaya devam etmişti? Cinayeti kocasından saklamış, başka bir sürü şey yapmıştı. 

Sonra Taylan'a "Senden gideceğimi bilsen beni durdurur muydun?" diye sordu. Avukatların söylediklerini duymuştu. Pelin hapse girebilirdi. Taylan'ın da başı yanacaktı. Berk'i de alıp kimsenin onları bulamayacağı bir yerde yeni bir hayat kursa olmaz mıydı?

Taylan çok şaşkındı. Karısını bir türlü yatıştıramıyordu, ne dese olmuyordu. İkisi birlikte büyümüş, birlikte ebeveyn olmuşlardı. Öleceğini bilse Pelin'i bırakıp gitmezdi, dünya yansa gitmezdi. 

Pelin bu cevaptan sonra bir kere daha gözyaşlarını salıverdi.




Paris'te Kerim, Merve'nin kapısını çaldı. Gidiyordu, "Görüşürüz" demek için gelmişti. Kalmak isterdi ama Serhan'la düellosu vardı. Merve'yi Sarmaşık'ta bekleyecekti. Merve belki de konsolosluktan yurda dönmesi için aranmadan önce kaçacağını söyleyince kaçamayacağı cevabını verdi. Dönüp bir karar vermesi gerekiyordu. Aksak olmaktan vazgeçip vazgeçmeyeceğini düşünmeliydi. Nereye giderse gitsin, sonunda o kararı vermek zorunda kalacaktı. Şu anda Merve'nin derdi Serhan değil, Oya idi. Ona karşı kaybetmek istemiyordu. Merve isterse Kerim Oya'yı bitirirdi. Hayatı ona dar ederdi. Ama Merve boşanıp kurtulmalıydı.

Merve bunu düşüneceğini söyledi. Kerim onun boynundaki fuları çekip kokladı. Giderken de yanına aldı.




Emre evde Burcu ile yemek yerken sanki orada değildi. Burcu o gün bir düğün organizasyon şirketine gittiğini söyleyince bunun nedenini sordu. Evet, bunu konuşmuşlardı ama o zaman bir soruşturma durumu yoktu. Burcu, sonuçta evleneceklerini söyledi. Öyle değil miydi? Emre vazgeçmiş olabilir miydi? Emre buna "Hayır" cevabını verdi. Burcu'yu çok seviyordu.

Emre erkenden yatmaya gidince Burcu şaşırdı. Onun bir şeyler çevirdiğini seziyordu. Telefonunu açmayı denedi ama yapamadı. Evde ipuçları aramaya başladı. Emre'nin kıyafetlerini karıştırdı. Birisinin cebinde uçak biletlerini bulunca çok kötü oldu.

Oya Pelin'i aradı. Emre ile konuşup konuşmadığını merak ediyordu. Pelin onun Kerim hakkında bir şey bilmediğini söylediğini anlattı.

Pelin, Oya ve Merve, farklı yerlerde, derin düşünceler içindeydiler. Her biri durumu hakkında karar vermeye çalışıyordu.


Oya sonunda kararını verdi. Çıkıp Serhan'a gitti. Onun teklifini Kerim'e gönderdiğini anlattı. Kerim onu polise gitmekle tehdit edince Serhan'ı, Deniz'i düşünmüştü. Aklına bir sürü kötü şey gelmişti ve kendini buna mecbur hissetmişti. Kerim onun Arzu'nun katil olduğunu öğrendiğini anlamıştı. Bunu Abant olayından sonra Serhan'a söylemek istemiş ama bir türlü olmamıştı. Başkomiser Kemal bunu bildiğini öğrenirse cinayet işlemek için bir sebebi olduğunu düşünecekti doğal olarak.

Serhan ona "Arzu'yu sen mi öldürdün?" diye sordu. Bu yüzden mi susmuştu? Oya durakladı. Serhan hiçbir şey söylememesini istedi. Bunu daha sonra konuşabilirlerdi.

Kerim Türkiye'ye döndüğünde Serhan karşısına çıktı. Oya'nın itirafıyla Kerim'in oyunu bozulmuştu, çiftlik ihalesini alacağı kesin değildi artık. Serhan'a zaferini çok erken ilan ettiğini söyledi. Yakında kaybedeceği şeylerin yanında çiftlik hiçbir şey değildi. 

Kerim, Oya'nın, sunduğu fırsatı değerlendirmeyerek büyük bir yanlış yaptığını ve bunun sonuçlarına katlanacağını söyleyince Serhan onu kolundan tutup Oya'ya yaklaşırsa karşısında kendisini bulacağını söyledi. Bunu yaptığı takdirde Kerim'i yakacağına yemin etti.




Mehmet Arzu'nun ölümünden sonra çocuklarını evden uzaklaştırmıştı. O günden beri sadece telefonla görüştüğü Nilay'la buluştu. Baba kız bir yerde oturup sohbet ettiler. Nilay ne zaman tekrar bir araya geleceklerini sordu. Ayaz'la birlikte bir anneannelerinde, bir babaannelerinde kalıyorlardı. Mehmet bunun yakında olacağını söyledi. Evi satmıştı. Çocuklarla beraber kalmak için Arzu'nun annesinin evine yakın bir ev bakıyordu. Bunlar geçecekti, zamanla hepsi de iyi olacaklardı.

Nilay babasının pek iyi olacak gibi görünmediğini söyledi. Onda üzüntüden öte, tuhaf bir şeyler olduğunu fark etmişti. Mehmet kafasının içinde bir sürü soru olduğunu söyledi. Şu olay bir açığa çıksa, o da rahatlayacaktı. Arzu'ya bunu kimin yaptığını mutlaka bulacaktı.

Nilay babasının bu işin peşini bırakmasını istiyordu. Hepsi mahvolmuş, bitmişlerdi. Olay aydınlanınca, bunu yapan kişi bulununca ne olacaktı, annesi geri mi gelecekti? Babasına acısını nefrete çevirmeye mi çalıştığını sordu. Bunu doğru bulmuyordu. Bu acıyla yaşamayı öğrenmeye mecburdular. Ama babası hıncına yüklenip kaçmaya çalışıyordu. Polis zaten suçluyu bulacaktı, onun bu işin içinde olmasını istemiyordu. Kendine de, çocuklarına da bunu yapmamalıydı. Ayakta kalması lazımdı. İkisinin de ona ihtiyacı vardı. Babalarını da kaybetmeyi kaldıramazlardı.

Mehmet kızına bu işe karışmayacağına dair söz verdi.


Daha sonra Kemal'e Arzu'yu öldürenin Oya olduğunu düşündüğünü söyledi. Arzu öldükten sonra tuhaf davranmaya başlamıştı, bir şeyler çeviriyor gibiydi. Kemal ona elinde somut bir şey olup olmadığını sordu. Yoktu. Bunlar Mehmet'in hisleri idi, oysa polise delil lazımdı. Mehmet şu anda suçluyu kayırma suçundan ifade verecekti. Bu iş yakında aydınlanacaktı. Sona yaklaşıyorlardı artık.

O sırada Kerim, hınç içinde Oya'nın yaptığı şeyi düşünüyordu. Ona, kendisine oyun oynamanın hesabını soracaktı. 

Merve ise Paris'te, Kerim'in söylediklerini düşünüyordu. Bir süre kararsızca dolandıktan sonra telefonunu eline alıp avukatını aradı. Ona verdiği vekaletle Aile Mahkemesi'ne başvurmasını istedi. Kararını vermişti; Serhan'dan boşanacaktı. 

Bu haber Serhan'ı çok mutlu etti. Üstünden bir yük kalkmış, hafiflemişti sanki.




İş yerinden çıkıp biraz dolaştıktan sonra Oya'yı aradı. Biraz sonra buluştular. Oya çiftlik meselesini sorunca Serhan ihaleyi aldıklarını söyledi. Sonra Serhan Oya'yı oturdukları banktan kaldırıp "Hadi gidelim" dedi. İkisi de oraya arabasız gelmişlerdi. Serhan taksiye binmeyi teklif edince Oya biraz şehri gezmek istediğini söyledi. Metro durağının yanındaydılar, metroya binseler miydi? Serhan bunu kabul edince Oya şaşırdı, onun bu şekilde yolculuk edebileceğini hiç düşünmemişti. 

Oya daha sonra, 2019'daki mahkemede, o metroda hayatının en güzel anlarından birini yaşayacağını bilmediğini söyleyecekti.




Taylan Burak'ı dertleşmek için Sarmaşık'a çağırmıştı. Ona durumu anlattı. Pelin'i de, kendisini de içeri alabilirlerdi. Bunlar yetmiyormuş gibi son zamanlarda Pelin'in onu terk edeceğini düşünmeye başlamıştı.

Burak Taylan'a böyle bir şeyin mümkün olmadığını söylerken Pelin evde bavulunu hazırlıyordu. O işini bitirip aşağıya inerken Emre havalimanına varmıştı.

Pelin aşağıya indi. Kulağında kulaklığıyla kanepede oyun oynayan Berk'i seyretmeye başladı. Çok üzgün görünüyordu. Gözleri kapıdaki bavulla her şeyden habersiz oynayan oğlu arasında gidip geliyordu.

Emre de bir saatine, bir sağa sola bakıyordu o sırada. Pelin'e mesaj atıp "Neredesin?" diye sordu.


Pelin yaslandığı kanepeden kalkarken kapı açıldı ve Taylan eve geldi. Bavulu görünce şaşkınlık içinde "Bu valiz ne?" diye sordu. Pelin, soruşturmadan önce ailecek babasının yazlığına gidip birlikte vakit geçirebileceklerini düşündüğünü söyledi. Kararını vermişti, Emre ile başka bir ülkeye gitmeyecekti. Taylan bu fikri beğenmişti. Karısını kendine çekti, sarıldılar.

Uçağın kalkma saati gelmiş, Emre'nin umudu tükenmişti. Pelin gelmeyecekti besbelli. Bir koltuğa yığıldı. O anda Burcu arkasında belirdi. Emre hıçkırarak ağlarken onun da gözleri dolmuştu. Bir süre onu izledikten sonra koşar adımlarla yanına gitti. Emre bir an için gelenin Pelin olduğunu sandı ama, o değildi. Kendini Burcu'nun kucağına bırakıp ağlamaya devam etti. Burcu onu öpücüklere boğdu. Çok sevdiğini, yanında olduğunu söyledi. Emre de ona "Yardım et bana", dedi, "Kurtar beni bu zehirden." Sonra da "Hemen evlenelim mi?" diye sordu.


Ufak Tefek Cinayetler 42. bölüm sona ermek üzereyken metroda Serhan Oya'ya "Her şey bitti." dedi. Oya onun ne demek istediğini hemen anlamadı. Serhan "Evlenelim diyorum artık" deyince önce şaşırdı, sonra gülmeye başladı. Duyduğu şeye inanmakta güçlük çekiyordu. İkisi birbirlerine sarıldılar ve öylece kaldılar.




























































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

255 Fotoğrafla Ev Dekorasyonu Fikirleri (Chango & Co)

Bloga bir süre için sıklıkla dekorasyon konulu yazılar yazmaya karar verdim. Dünya tasarımcılarla dolu ve çok hoş, çok etkileyici şeyl...